şükela:  tümü | bugün
  • 2012'de 1675 dolar kazanıyormuşum. şu an 833 dolar. yani alım gücüm yarı yarıya düşmüş.
    ırmağının akışını sikeyim türkiye...
  • 15 aralık 2009 pratisyen hekim olarak toplum sağlığı merkezi sorumlu hekimi maaşım 4890 tl idi. o günkü kur ile toplam 3220 usd imiş.
    15 ocak 2020 de yan dal uzman hekimi ve doğuda sözleşmeli personel olarak aldığım ise 2866 usd.
    yaklaşık 10 yılda iki uzmanlık yaptığım halde maaşım pratisyen olduğum zamanki maaştan düşük. ne denilir bilmiyorum
    edit : bu dediğim maaş sözleşme maaşı ve sabit ile birlikte olan maaştır. batıda olan bir uzman hekim net maaş 1000 usd alamıyor nerdeyse.
  • olum hepiniz şaka yapıyorsunuz di mi lan?
    gece gece üzmeyin olum bizi :(

    heriflerin işe başlangıç maaşları, bir mühendis olarak benim şu anki maaşım bile değil, hatta şu anki maaşımı katlıyor.

    siz tarikatsınız di mi? bu şekilde maaşlarınızı üç kat fazla söylemek de bi tür ayin değil mi?

    lütfen lan, hepiniz şaka yaptık deyin ya! çok moralim bozuluyor böyle başlıklarda.
  • 2011, yeni mezun-2500$
    2020, 7 yıl postgrad eğitim sonrasında-1000$

    (bkz: ama ekonomi nasıl güzel)
  • çok güzel başlık tebrikler.

    şuanki maaşım türk lirası bazında 4 sene önceki maaşımı neredeyse ikiye katlarken dolar bazında 150 dolar eksilmiş.

    acı gerçekler.
  • üniversite sınavına hazırlandığım senenin yazında (2013) garson olarak sahil kenarı bir pubda çalışmıştım, 2400tl civarı kazanıyordum bahşişlerle beraber. 1210$ ediyormuş. şuan makine mühendisi oldum, 3500tl kazanıyorum ve 600$ bile etmiyor. gerçekten bu entryi girerken aşırı üzüldüm. 25 yaşındayım maaşım arttıkça paramın değeri azalıyor. sorumlusunu hepimiz biliyoruz. bize bir gençlik borçlular.
  • (bkz: meb)
    2007 > 765 $
    2020 > 765 $

    (hayret! düşündüğümün aksine, maaş erimemiş valla... )

    edit: başta erimemiş diye düşünürken, ilk göreve başlanılan ile arada geçen zamandaki kademe/ derece artışı ile ancak aynı maaşı koruyabildiğimi görünce; teoride erimemiş olsa da, pratikte maaşta erime olduğu dank etti birden.
  • 2016 da hala çalıştığım kurumda ilk maaşım brüt manada 1100 usd iken şuanda ilk maaşımın 2,5 katını kazanıyor olmama karşın dolar bazında maaşım 1266 usd..
    korkunç,can sıkıcı,ümit yitirici bir hesap kitap oldu benim için .
    başlığı açanın káh amk káh gözlerinden öpeyim diyor ve mikrofonu kolaylık olması anlamında bir sonraki arkadaşımın makatına doğru bırakıyorum.rastgele.
  • 1996’da yeni mezunken 676 dolarla işe başlamışım. çaylak için fena başlangıç sayılmaz. *
    özel sektör olduğunu belirteyim.
    1998’de öğretmenliğe başlarken 574 dolara gerilemiş. (bizim zamanınızda özel sektör her zaman daha iyi kazanırdı.)
  • dolar karşılığı değil direkt dolar olarak almıştım, $40.

    14 yaşındayken bütün bir yaz visual basic 5'te mandra muhasebe programı yazıp maaş olarak $40 aldım. hayatımın en değerli 40 dolarıydı. büyük kısmını sahaflardan topladığım l-manyak sayılarına vermiştim.

    aşağı yukarı 10 sene sonra yine işsiz gezdiğim bir dönem vardı. aslında işsiz değil maaşsız demeliyim belki de, çünkü gerçekten çalışmadığım çok az dönem hatırlıyorum. o zaman piyasam aşağı yukarı aylık $1000 falandı. ama tiksineceğim bir işte çalışmaktansa sahipleneceğim şeyler peşinde olduğum dönemdi, gençlik. karşılanacak insanî masraflarım dışında aylık $100 veren biriyle çalışmaya başladım. 2 sene sonra başka bir ülkede kurucusu olduğum o şirketin 50 çalışanı, yıllık $2.5m brüt geliri vardı. bulunduğumuz ülkedeki maaş ve vergi oranlarına göre gayet iyi bir gelirdi. bugün profesyonel hayatta bana para kazandıran prensiplerin, temellerin çoğunu orada attım, en büyük tecrübeyi orda edindim.

    diyeceğim o ki, yaklaşık 20 senelik çalışma hayatımda öğrendiğim;
    * kendi değerinizi asla aldığınız maaşla ölçmeyin. aldığınız ve alabileceğiniz maaş sizin piyasada "o anki" değerinizi anlamanıza, konumlandırmanıza yardımcı olabilir. iyi maaş iyi hissettirir. ama kendinizi aldığınız/alabileceğiniz maaş üzerinden tanımlamaya başlarsanız, sonunda o olursunuz.

    * bu söyleyeceğim belki birçoğunuza ters gelecek. ben de zaman zaman bu prensibi terk ettim, terk etmenin cezasını da hayat tarafından istisnasız her seferinde gördüm. çalıştığınız işte verdiğiniz katkıyı asla o an aldığınız maaşa bağlamayın!

    tekrar ediyorum: aldığınız maaş kadarlık çaba gösterme şeytanına asla uymayın. bu, bir sefer yakalanınca kurtulması çok zor bir bataklıktır.

    evet, belki haftalık 20 saat çalışmak için anlaşmışsınızdır ve 20 saat bittiğinde çalışmayı bırakırsınız. belki fazla mesai için verilen sözler tutulmamıştır ve fazla mesai yapmak istemiyorum dersiniz. ama kesinlikle "şu an çalışıyorum" dediğiniz her an %100'ünüzü vermeye programlayın kendinizi. ne kadar ekmek o kadar köfte demeyin. öbürü şu maaşı alıyor o yapsın demeyin. ben şurda daha yüksek maaşa bu kadar çok çalışmıyordum demeyin. ben zaman zaman dedim. dediğimde de gördüm...

    bunları dediğinizde;
    1. hak ettiğinizin gerçekten de "o kadar maaş" olduğunu ispatlamış oluyorsunuz. işverene mi? o kısa vadeli mesele. esas mesele, o kadar maaşlık insan olduğunuzu kendinize ispatlamış oluyorsunuz. potansiyel törpülemek için müthiş yol.

    2. bir işin, bir mesleğin, bir yeteneğin gerçekten kaymağını yiyebilmek aslında çok uzun bir ustalaşma sonrası gelen bir şey. o ustalaşma da istisnasız her konu için kan, ter, gözyaşı, her daim kendi sınırlarını zorlamak, test etmek ile ancak mümkün. aldığı maaş kadarlık durumu idare eden kimsenin bir konuda ustalaştığı görülmemiştir. belki "göze batmama" yeteneğinde ustalaşabilirsiniz. hayattaki vizyonu göze batmamak olan biri de zaten buraya kadar okumadı. bir aylık hesaplarla bir yaşamlık meseleleri riske atmayın.

    ***

    evet, farkındayım, hayal dünyasında yaşamıyorum; bunları yazdığım şu sırada türkiye'de en geçerli meslek dolandırıcılık. risk/getiri oranı en iyi meslek gerçekten de dolandırıcılık. en fazla toplumsal saygınlık kazandıracak meslek profesyonel dolandırıcılık. türkiye'nin büyük bölümü dışarıdan küfür ettiği uruguaylı çiftlik bank şişmanına içeriden gıpta ediyor. keşke ben yapabilseydim, keşke ben de yapabilsem diyor.

    dinden imândan zerre nasibini almamış bir adam olarak şunu söyleyeceğim: kendinizi ahlâki çöküntüde debelenen ilkel bir yığının içinde bulduğunuz için, siz de ahlâkı terk etme lüksüne sahip olduğunuzu düşünmeyin. bunu idealist dayanaklarla söylemiyorum. kısıtlı hayat tecrübem, hem birey olarak sizin için, hem sevdikleriniz, hem de parçası olduğunuz cemiyet için en yararlı olanın, tek seçeneğin doğru ahlâk, doğru prensipler olduğunu söylüyor.

    karakter, koşullardan bağımsız olarak izlediğin ilkelerdir. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.