şükela:  tümü | bugün
  • başlık karakter sınırına takıldı. “sözlük yazarlarının keşke ben yazsaydım dedikleri dizeler” olacaktı. hepimize olur, okuduğumuz bir şiirde, canımızın en içine dokunan bir dize vardır. günlerce içimizden tekrar ederiz bu dizeyi, kendi kendimize hayıflanırız, kıskanırız şairi. keşke ben yazsaydım deriz. benim için bu dize haydar ergülen’in “kim taşınsa çıkamıyorum içimdeki evden. “ dizesi ile “ben bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım” dizesidir. kuzguncuk oteli güzel şiirdir. okuyun.

    tanım: sözlük yazarlarının, yazılmış olmasından ötürü kıskandığı dizelerdir.
  • rastgele geçtiğim sokaklar, sen az önce onlarda yürümüş ve gözden kaybolmuşsun.
  • ismet özel’in şu dizesini unutmuşum. “şimdi tekrar ne yapsam dedirtme yarabbbi, taşınacak suyu göster, kırılacak odunu, kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde, bileyim hangi suyun sakasıyım yarabbelalemin, tütmesi gereken ocak nerde.”
  • hayatın en hüzünlü anı,
    mevsimine kapıldığın kişinin
    bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını
    anladığın andır...

    bırak, gitsin...
    bırak, git...

    (bkz: mayakovski)
  • elbette bir sürü dize, şiir var, ancak bugünlerde bu:

    metin altıok izin verin de

    benim bu dünyada bir yerim olmadı,
    kuytu gövdemi saymazsak eğer.
    gövdem ki varla yok arası,
    hem varlığa, hem yokluğa değer.
    ama yüreğim hiç solmadı.

    bir gül koklayayım izin verin de.

    ben yaşama da, ölüme de inandım;
    tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
    çarşıları hep birlikte gezerdik;
    biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
    ikisinin adını yanyana andım.

    bir soluk alayım izin verin de.
  • "çadırla su arasında bir cılga var
    o cılgada narin ayak izlerin var
    durgun suya düşüp kalmış gözlerin var"

    dilaver cebeci- sitare
  • batırın gemileri, vurun zamana
    ya bir hancer verin bana sedef saplı
    bırakmayın öldürün öldürün beni
    bu ne cok keder, bu ne çok acı
  • "o no; it is an ever-fixed mark,
    that looks on tempests, and is never shaken;
    ıt is the star to every wandering bark,
    whose worth's unknown, although his height be taken".

    (bkz: sonnet 116)