şükela:  tümü | bugün
  • bir özel hastanenin acil servisinde çalıştığım dönem. hastanenin bilgisayarları bozulunca bir adam geliyor sorunu çözüp gidiyor.

    konuyla alakası yok ama adam gözlüklü şişko saçlar yağlı ve karmakarışık. tam kafamda yarattığım ekşi sözlük yazarı. kafası dalgın olduğu belli. asosyalin önde gideni diyeceğim ama emin değilim. adam bilgisayar dahisi gibi bir şey. çözemediği sorun yok.

    kimseyle konuşmuyor bu adam. şimdi masada oturuyorum. gelip başımda dikiliyor hiçbir şey demiyor. ben kalkınca bilgisayarın başına oturuyor. işini bitirip çekip gidiyor. hemşireler falan bununla kafa buluyor. hoşgeldiniz diyor adam siklemiyor nasılsınız diyor hiç oralı değil. bilgisayar çok yavaş bilmem ne yapınca bilmem şu oluyor şu sorunlar var falan diyorlar. hıi diye yazabileceğime yakın bir ses çıkarıyor. tam giderken başka bir şey soruyorlar tınlamıyor çekip gidiyor.

    adam sağır dilsiz olabilir mi diyoruz. bir kez hastalanmış muayene olmaya gelmiş. şikayetlerini söylemiş doktorun sorularını yanıtlamış. bir kez hastane sahibi çağırmış bunu yıllardır bizim bilgisayarları yapıyorsun borcumuz ne diye sorunca yok demiş gitmiş.

    bu adamı nasıl çağırıyorsunuz arıza olunca dedim. telefon kullanmıyormuş. mail yazıyorlarmış bu geliyormuş. birgün nöbetteyken bu geldi bilgisayarla uğraşıyor. iki saatte bi bilgisayarı yapamadın amına koyayım dedim. normalde hiç siklemeden işine devam etmesini bekliyordum. durakladı. gözlüğünün üzerinden bir bakış attı sonra işine devam etti. gittim kendi bilgisayarımdan buna mail attım. abi benim bilgisayarda da sorun var ya. iki dakikanı almaz bi bakar mısın yazdım. yok diye cevap verdi.

    sonrasında ben buna mail yazıyorum arasıra. geyik yaptığım maillere hiç cevap yazmıyor. bir şey istersem yok diyor. sonrasında bir problem var bilgisayarda bence sorun şu şöyle çözüm düşündüm ama öyle yapınca böyle oldu böyle yapınca olmadı. bu problemi çözemedim deyince adam sorunu anlamamışsın sorun şu şunu bunu bunu yapıp bilmem şunu yap diye cevap verdi.

    deli deliyi görünce sopasını saklarmış ama bu adama kafayı takmıştım. adama bir problem var çözümü imkansız falan deyince o problemi çözene kadar uğraşıyor.

    uzun bir süre sonra bilgisayarım bozuk bahanesiyle bu adamın evine gittim. giderken bir sürü bira aldım. bilgisayarda bir şeyler yapıyor bu. bir bira açtım verdim içti. ikinciyi açınca hıksm diye bir ses çıkardı demek ki içmeyecek dedim. oturdum tüm biraları içtim. biralar bitince yanımda oturan adama mail attım bizim bilgisayara bakmayacak mısın at yarrağı diye. işim bitince bakarım yazdı.

    sonra ben arasıra adamın evine gidip bira içmeye başladım. ne hoşgeldin var ne başka bir konuşma. adam bilgisayar başında ben kenarda içiyorum. adam kameralarla ilgili bir şeyler araştırıyor. sonra bir grafik gibi bir şey çizimi ile uğraşıyor. mercekler falan çizmiş. ışık kırılıyor ayna gibi bir yerden yansıyor falan. ben o siklemese de yorum yapıyorum. aynanın açısı yanlış üç dört beş üçgeni yapsana falan diye akıl veriyorum.

    sonra bir siteye girdi sipariş falan verdi. mercek ve elektronik ne olduğunu bilmediğim bir şeyler siparişi verdi. lan oğlum ben sinemacıyım kameranın kralı var bende ne uğraşıyorsun diyordum ki bir gürültü duyuldu. ellerinde silahlarla polis içeri daldı yat yat yat üzerimize çullandılar.

    emniyete gittik. polisler soruyor bana. ben bildiklerimi anlatıyorum polis inanmıyor. polisler zarf atıyor arkadaşın o çipleri senin istediğini söylüyor diye. adamı siksen konuşmaz mail ile sorgu yapmıyorlarsa. sorgu uzadıkça uzuyor. polislerin yanına yabancı bir adam geliyor ingilizce bir şeyler söylüyor. yanındakilere ingilizce bilmediğimi söylüyorum inanmıyorlar. bir süre sonra bu mongolun zeki çocuk benim mal arkadaş olduğumu anladılar.

    uzun bir süre sonra serbest kalıyoruz. soruyorum konuşmuyor sik kafalı. sonradan öğreniyorum. tübitak denizaltında giden bir alet yapacakmış. bilmem kaç kilometre derine inince bazı problemler oluyormuş. buna çözebilir misin demişler. onunla uğraşıyormuş bu amcık ağızlı. nükleer füze başlıklarında kullanılan bir malzeme sipariş etmiş. amerikan polisi bizim polisi alarma geçirmiş falan.

    sonra bu gerzeğe mail attım. ulan şerefsiz tübitak için uğraşıyorum bunun için sipariş verdim niye demedin yarrak kafalı minvalinde bir şeyler yazdım. onu sormadılar ki dedi. sanki sorsalar söyleyecekmiş gibi.

    bir başka adam daha vardı. acilde nöbetçiyim. bir adam geldi. buyurun geçmiş olsun dedim. siz buyurun dedi. ne şikayetiniz vardı dedim. sizin ne şikayetiniz vardı dedi. anlamadım dedim. cebinden bir kart çıkardı. ben süper kahramanım ne zaman bir sorunun olursa çekinme beni ara dedi. karta baktım süper kahraman sonrasında adı soyadı ve telefon numarası yazıyordu.
  • kendisi üni son dönemde tanışma fırsatı bulduğum arkadaşım olur.

    giydiği uzun kollu giysilerin kollarını öyle bir çekiştirirdi ki ellerinin ucunda bi kol daha var zannedersin. saçlar olabildiğince yağlı ve düzenli değil. göbek 2m ileride.

    benden önce girmiş fakülteye. sonradan öğrendim ki zamanın sınavında ilk 10 bine girip gelmiş.

    herkes ondan kaçar, o da kimseye yanaşmazdı. ben de müthiş merak uyandırır bu tipler. yine bütün tayfa kantinde oturup çay, muhabbet takılıyoruz bunu gördüm sallana sallana geliyordu. tanıyanınız var mı bu elemanı dedim. hepsi bir ağızdan bırak lan şunu dedi.

    kalktım herifin yanına gittim. gel hocam sana bi çay ısmarlayayım dedim. bana bi kalktı, bi azarladı... seni tanımıyorum, sen kimsin, ne istiyorsun diye yardırdı. kusura bakma rahatsız ettim aynı dersleri alıyoruz tanışalım istedim dedim. hee iyi o zaman dedi oturdum bunun yanına.

    epey bi şeyler konuştuk. en son ben seni takip ediyordum zaten deyip devam etti. siz niye sürekli 9-10 kişi takılıyorsunuz yanınıza gelen gidenin hesabı yok. samimi buluyor musun bu durumu? yanlış anlama ama yavşaklık bu yaptığın demesin mi!

    durumu güzelce izah ettim. samimi olduğum birkaçı var diğerleriyle sadece geyik yapıyoruz. kantinler ortak ister istemez çok insan tanıyorsun boş yer olduğunu gören oturuyor desem de yavşak olmadığıma inandıramadım.

    ilerleyen günler de bu arkadaşımı zorlaya zorlaya bizimkilerin masaya oturtmaya ikna ettim. zamanla bi açıldı bi açıldı. sürekli sevdiği filmlerin repliklerini anlatıp kahkaha atıyordu. yalan yok biz de repliğe değil de kahkasına gülüyorduk.

    bu bizim eve de gelmeye başladı. evde tek selamlaştığı benim. diğerleri durumdan rahatsız olup buna ufaktan saldırmaya başladılar. gay misin, sorunlu musun...
    hepinizin yavşak olduğunu biliyordum dedi ve gitti.

    hala görüştüğüm, sevdiğim arkadaşımdır.
    erkeklerle konuşan kızları yollu görürdü. ilkokulda psikolojiyi bozmuş maalesef. birinin kendisini metronun önüne itip öldürmesinden korkardı. kameranın gördüğü yerlerde durmaya özen gösterirdi. okula bir iki sene ara vermesine rağmen notları iyiydi ve hızlı çalışan bir beyni vardı. bana bile hiç not vermedi, etik bulmuyordu. uzun konuşmalarımız sonrası hala seninle samimi değiliz unutma der. her seferinde tamam kapat telefonu deyip müsaade ister kibarca. seviyorum böyle tipleri.

    varsa etrafınızda böyle tipler itmeyin. tabii korkmuyorsanız.
  • viyana'yı gezerken tanıştığım ingiliz adamdır. bir arkadaşıyla dünya turuna çıkmışlar, arkadaşı singapur'da aşık olup evlenmiş. bu da kalan yerleri tek başına geziyormuş. tur esnasında türlü türlü olaylar yaşamışlar, saymaya başlasam bitiremem.

    değirmenin suyu nereden geliyor gibi bir imada bulunduğumda londra merkezli bir grafik dizayn stüdyosu için uzaktan çalıştığını söylemişti. haftada bir gününü iş için ayırıp kalan günler dünya turuna devam ediyormuş. kendisiyle saatlerce taraftarı olduğu arsenal'ı, mesut özil'i ve türk futbolunu konuşmuştuk. kim bilir neler yapıyor şimdi.
  • çok garip iki kişi tanıdım hayatımda. biri, garipliğini sürdürüyor, diğeri nerededir bilmem, tek seferlik görüşmeydi. ilkini anlatayım,

    şimdi, bu kişi üniversiteden sınıf arkadaşım. hiç boş durmazdı, her zaman sevgilisi olurdu. gariptir, son sevgilisiyle 3 yıldır birlikteler, çünkü adam zenci. once you go black demek istemiyorum, fakat istikrarıyla beni şaşırttı. kadının garipliği şu; sosyal medyada, sevgilisini öveceğim derken alenen ırkçılık yapıyor ajdjdjfff ve farkında değil. adamla fotoğrafını paylaşıp siyah kalp koyuyor. en son "gündüz güneşimle birlikteyiz:)" yazmış, geberiyorum gülmekten. birkaç güne "gündüz fenerim" yazmasını bekliyorum. acaba sevgilisine ne diyor? nasıl açıklama yapıyor? bilmiyorum yahu çok heyecanlı.

    ikinci kişiyle, bir içki ortamında tanıştım. yıllar geçti, hala unutamıyorum.... yine, üniversiteden sınıf arkadaşlarımlayım, aynı mahallede oturuyoruz, arada gidip geliyorum. yine gittim, olayın müsebbibi oradaydı... ilk defa gördüm...

    kız deli aq. arada arkadaşlarımı dürtüklüyorum, ya siz kaçıncıyı içiyorsunuz diyorum, daha yeni başladık diye cevap veriyorlar. demek ki kızın kafası öyle, içkiden değil. bana, kimsin, kimlerdensin diye sordu. sınıf arkadaşım bu herifçiler dedim.

    nt: ben
    k: gız

    nt: sen hangi bölümde okuyorsun?
    k: felsefedeyim ben.
    nt: hmm, iyiymiş.
    k: evet, sizin bölümden iyi olduğu kesin.
    nt: hmm, hadi ya öyle mi? peki söyler misin, neden felsefe........
    k: niçe'den daha iyi olduğumu düşünüyorum. kanıtlamak için geldim.
    nt: niçe'den daha iyi olanlar bu okulda mı okuyormuş, 300 puanla mı geldin?

    hoaayyydaaa onu dedim ya, tüm gece bana laf soktu. bi ara dövmeye kalktı. sen varoluşçuluktan anlamazsın, intihar nedir bilmezsin, senin kafan yok dedi bana.

    niçe'den daha iyi olduğumu düşünüyorum ne demek? çok ciddiydi bunu derken. allah'ım neden ya?
  • kendim. tanıdğım hiç kimse daha bu konuda beni geçemedi.