şükela:  tümü | bugün
  • yıl 2004 ege üniversitesi'nde teoman konseri var. o zamanlar üniversitelerde alkol serbest biraları tüketmişiz. teoman sahneden bira atıyor izleyicilere. yağmur şarkısını söylemeye başlar başlamaz müthiş bastıran bir bahar yağmuru teoman'ın konserini yarıda kesmeyip iliklerimize kadar ıslanarak şarkılarını söylemeye devam etmemiz.

    fabio luciano'nun sakaryaspor'a 90+4'de havada asılı kalarak attığı kafa gölü de unutamadığım anlardandır.
  • bir daha aşık olamayacağımı bile bile ayrıldığım sevgilimin ardından dönüp bakamadığım hatta 'görüşürüz' bile diyemediğim o an. meğer ne önemliymiş görüşürüz diyebilmek ne büyük umutmuş. görüşemeyeceğini kabullenmek ne büyük çaresizlikmiş.
  • üzerlerinden yıllar geçse de yazarların her daim akıllarının bir köşesinde duran anılardır.

    metallica'nın 9 yıllık bir aradan sonra 2008 yılında istanbul ali samiyen stadında verdiği konserde james hetfield'ın, for whom the bell tolls parçasına giriş yapmadan önce o muhteşem sesi ve kendine has karizmasıyla "istanbulll !! metallicaa !! istanbulllll !!!! metallllliicaaaa !!!!" diye kükreyerek bir stad dolusu insanı 3 saniye içinde avucunun içine alması, ve konser bitene kadar bırakmaması.

    anlatılmaz yaşanır denilen anlar vardır ya, işte onlardan biriydi bir çok insan o gece yaşananlar.

    (bkz: 27 temmuz 2008 metallica istanbul konseri)
  • yıl 2015. yer asmalımescit. saat 12 civarı. aşırı sarhoş bir şekilde arkadaşımla yürürken karşıdan kollarını açarak ve hayatımın aşkını buldum diyerek gelip kemiklerim kırılırcasına bana sarılan sarışın dev abiyi unutamıyorum hiç. hayatımın en güzel anıydı. sonra arkadaşım beni çocuktan zorla ayırıp götürdü. çok özeldin sarışın dev.
  • 1993'ün yaz'ında [5,5 yaşımdayken] canlı doğum görmüştüm.

    annem hemşire olduğu için bazı günler beni de sağlık ocağına götürüyordu. işte yine öyle bir gün annemin odasında otururken bir adam geldi ve eşinin doğum yapacağını, çok kötü bir durumda olduğunu söyledi. annem, ben ve annemin ebe arkadaşı hep birlikte o unutulmaz anları yaşayacağım eve gittik.
    eve daha girmeden hamile kadının bağırışları taa kapıdan duyuluyordu. girdik eve, kadın yerde feryat figan içinde sancılar çekiyor.

    annem ve ebe arkadaşı hemen işe koyuldular. kadının elbiselerini çıkardılar, doğum pozisyonuna getirdiler, biri karnına bastırıyor diğeri çocuğu çıkarmaya çalışıyor, kadın bağırıp çağırıyor. ben de kanepeye oturdum, gözlerimi fal taşı gibi açmış izliyorum böyle.

    evde başka bir kadın daha vardı. sıcak su, makas, temiz bez vb. şeyler getirip götürüyordu. neyse işte tahminimce yarım saat - 1 saat sonra falan doğum oldu, bitti. annem,
    göbek bağını makasla kesip bağladı ve ebe, bebeği ters çevirip poposuna bir-iki kere vurunca bebek ağlamaya başladı. sonra herkes derin bir ohhh çekti. annesi gülümsedi.

    her yer kandı. bebeği yıkayıp temizledikten sonra beyaz bir beze sardılar. bi yandan da annem, kadını temizliyor derken yardım eden kadın da dışarı çıkıp babasına oğlun oldu dedi. sonra kadını yerden kaldırıp kanepeye yatırdılar ve bebeği de kucağına verdiler. bizimkiler de ellerini, kollarını yıkadıktan sonra çıktık. adam, bizi tekrar sağlık ocağına bıraktı.

    hülasa her an'ını saniye saniye izledim ve o yaştaki bir çocuk için gerçekten çok ilginçti.