şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda benim için nedense f-16 savaş uçağının kokpitidir. gece uçuşu yaptığımı ve bir operasyon için tek başıma uçtuğumu hayal ediyorum.

    ama uçağa binişim, motorların çalışması, taksi yaparken sağanak yağmurun yağması, pist başına gidişim, havalanış anım gibi ayrıntıları es geçmiyorum. havada yakıt ikmali bile yapıyorum. sorunsuz ve çabuk bir şekilde uyumamı sağlıyor. yoksa kafaya takacaklarım yüzünden uyumam mümkün değil.

    yeni şeyler bulmam lazım, çünkü operasyon yapmadık yer kalmadı. ülkeyi de tek başıma ben kurtaramam ya*
  • şehirlerarası uzun otobüs yolculuğundaki rahatsız, daracık lanet koltuk.

    şoförün uyumak için dinlediği belli belirsiz müzik. otobüs kokusu, azalmis oksijen oranı, horlayan, kolu/kıçı istemsizce sana değen elin yabancısı yanında oturuyor, derin uykuda. her yerin uyuşmuş, yorgunluk çökmüş, uyku beynine geçmiş. ama uyumak ne mümkün? evler önünden geçiyorsun ışığı tek tük yanan, çoğu karanlık evler. ne güzel uykular uyunuyordur, ne rahat yataklarda, tertemiz, serin beyaz çarşaflar, ışık sızmayan bir oda, yumuşak bir yastık, bol ferah pijamalar içinde.. keşke o evlerden birinde olsam, yolda olmak zorunda olmasam da yayıla yayıla uyusam.

    heh o anda yatağıma ışınlanıyorum. büyük bir şükran duygusu, şanslı olduğum duygusu.
  • yatağım.

    oturma odasında uyuyakalıyorum. üşengeçlikten kalkıp yatağa gidemiyorum.
  • buz gibi soğuk bir odada yorganın altı
  • genellikle post apocalyptic bir dünyada hayal ederim kendimi. ( illa zombiler olmak zorunda değil, ölüler ölü kalabilir de )

    öyle bir dünyada nasıl yaşardım ne yapar ne ederdim diye düşünürken dalar giderim.

    veya 1700 lü yıllarda terk edilmiş bir kaledeyim. benden başka canlı yok ortalıkta, mahzene inince bir sürü kitap bulup onları okuyorum, bazı geceler ne idüğü belirsiz varlıklar ortalıkta cirit atıyor, o spesifik gecelerde ( o gecenin öyle geçeceği bir şekilde gün içerisinde kendini belli etmeli, orası çok önemli ) ben kendi kendimi zindandaki bir odaya kitlemişim göt korkusuyla sabahı bekliyorum, gibi gibi

    veya okyanusun ortasındaki bir adadaki deniz fenerinin bekçisiyim, ne hikmetse sınırsız yemeğim, içkim var. öyle bir okyanus ki bu, fırtına çıktığı zaman dalga boyu deniz fenerinin boyunu aşacak cinsten. fakat yapı sağlam, su geçirmez. o 360 derece dönen ışığın önünde oturmuş dalgaları izliyorum

    veya alabora olsa dahi su almayacak bir teknenin içinde boş boş takılıyor da olabilirim. sürekli bir koruma sınırı çiziyorum farkındayım, ölürsem uyanırım çünkü

    anlattıkça uykum geldi, o derece