şükela:  tümü | bugün
  • güz biterken,
    duyulur mu özlem ?

    yorulur rüzgar, yorulur yaprak.

    sen biterken,
    soyulur mu ten ?

    yorulur kalp, yorulur kırmızı.

    içimde dolu şehirler,
    avaz mı ayaz mı bilmem,

    içimde dolu şairler,
    yağarlar mı, taşarlar mı bilmem...

    topal kalan özlemler,
    aksayan sayfalar,
    şaibeli anılar,
    yanlış hatırlanan yüzler...

    kim haklı davasında,
    yalancı şahitler,
    kan damlasa, şehit dediler...

    bir benim özlediğimi görmediler.

    yarası saklı,
    arası yağmurlu yol,
    kelime kelime ıslanmış,
    elleri, elleri ömrüme uzanmış...
    bir onun haberi yok.

    adım adım geçiyor,
    sayılmıyor doğum günleri,
    çocukluğum ile gençliğim arasında...
    ardımda mı önümde mi kaldı bilmem...
    içimde olduğunun özrü yok.
    içimde olanın kalbi yok.
    içimde olanın tarihi yok.

    köylü bir sevdada,
    uzun bir havada söylendi...
    yanık bir sesle közlendi...

    benim köklerim yukarıda,
    dallarım aşağıda.

    içsem hatırlarım.
    içime kalanı.
  • herkes pişman tırsıyorum sormaktan
    bunaldım geleceği düşünüp korkmaktan
    mimarlık hatadır, usandım bunu okumaktan
    tamam anladık soğudunuz mimarlıktan

    lanet ettim başlığı takip ettiğim güne
    yazdıklarınızı okurken geçmez oldu süre
    artık mutlu bi mimar bize mutluluk üfüre
    tamam anladık soğudunuz mimarlıktan

    (bkz: mimarlık)
  • sence

    sence de kanatır mı bir doğuş bir yüreğin kenarını inceden ?
    mesela doğan güneşe hiç sevindin mi hüzünle dalmışken ?
    yoksa kızdın mı tek sırdaşın geceyi aldı diye senden ?
    yağmurun sağnağında ıslattın mı kurumuş hayallerini ?
    akıttın mı gözlerinden damla damla ümitlerini?

    peki bir rüzgar gelip öpünce yanağından sessizce,
    yüzleştin mi dünlerinle ıslak bankların üzerinde ?
    gecenin köründe hemde !

    pek takılmazsın böyle konulara bilirim.
    göktaşının yer değiştirmesinden fazlası değildir
    ayaz gecede kayan yıldızın açıklaması senin için.
    düşen yaprağın mevsimlik bir alışkanlık olması gibi sıradan,
    bir kamyon dolusu boş, gereksiz yaşanmışlık hepsi işte.

    yinede o şarkı çalmıştır belki radyoda
    gecedir..
    birşeyler düğümlenmiştir boğazına,
    ağzın boştur oysa…
    anlam veremezsin hıçkırığına.
    pencerenden şehre bakarsın.
    şehir sana ağlar,
    sen yalnızlığına.
    bir doğuşun bir bedene bu derece ağır gelmediği bi gece yarısına on kala.
    tam da o anda hatırlarsın olacak ya !

    iyi de,
    bir kere bile
    bakıp aynaya yorgun gözlerinin hesabını hiç sormadın mı?
    yoksa sence iyi ki doğmadım mı ?

    04/03/2009 00:20
  • (e)rgenlerden kaçtım da geldim
    (k)endimi bulmak için koştum da geldim
    (ş) arkı türkü kesmedi beni
    (i)lle ekşi dedim öyle buldum kendimi
  • bitmeyen şarkı

    hani sarkilarda olur ya;
    cok sevdigin bir sarki basladiginda.
    baslarken eslik eder sevinirsin,
    ortalarinda bitecegini dusunur,gerilirsin.
    ve;
    o sarki biter,sen huzunlenirsin.
    hani diyorumda;
    bizim sarkimiz hic bitmese.
    bitecek gibi gorunse,
    yine devam etse.
    sen soylesen,ben soylesem bu guzel sarki,
    sonsuza dek surse.
    ama simdi anliyorum.
    her sarkinin bir sonu varmis,
    biliyorum.
    arada bir sarkin dilime takiliyor;
    nedense ben hala seni deliler gibi seviyorum.
    14.04.2001
  • turuncu

    kaktüs dikeceğim !
    odamdaki aynanın hemen yanına. .
    turuncu bir de ip bağlarım,
    kimyasallar, kezzaplar, gazlar. .
    pimini yüzük olarak bağışlıyorum sondan ikinci parmağına
    m4a1’e sarılırım seni görmem gerekirse.
    patlasın duvarlar, ne gerek bu işgence.
    falcıya gittim dün, uzat dedi elini.
    sağımda matem yeri var,
    solumdan sen geçersin kriz gibi.
    dudaklarında zootoksin mi var senin!
    bırak öpmeyi, baksam zehirliyor bedenimi.
    omurgasızdı tanrı.
    köprücük kemiğinden ibaret.
    liman tahtasının altında gizli.
    defolu sokaklarda barkotu kim takar söyle bana azizim.
    turuncu diyorum lan turuncu.
    libertinaj’da bir keşiş daha.
    bak bana, gözlerimin yarasına.
    bak ! bana, bak… ! ayna değilse bile,
    görebilirsin kendini içeride.
    tütünlü bir akşamdan kalma fotoğrafın.
    ağız dolusu balgamı tükürürken,
    benzin sıvıyı ateşledi.
    sen yaprakları ört üstüne, üşüme.
    bir ağaç için bin orman yaktım ben dün gece.
    sert bir türkü dinleyelim şimdi!
    gazoz kapağının mutluluk verdiği günlerde,
    şömine yerine, soba yak bana!
    bir bir daha biz eder kareli defterse.
    asal sayıları özledim.
    matematikten ne kadar nefret etsem de.
    gamzende gömerim ! formüllerin hepsini
    bak. bana bir bak, trenin içinde son olacaksan,
    öküz olmaya rağzıyım bak.

    29 kasım 2012 old~~
  • şiir denir mi bilemem ve fakat vakt-i zamanında gazi üniversitesi’nde bir hocamıza ithafen -neyzen tevfik’ten çokça etkilenerek-acizâne ve de naçizâne şu hicvi kaleme almıştım.

    “mekteb-i faşizmde muallim olmaya
    hakkıyla liyâkatin var mıdır bilmem
    ıkınarak aldığın ol diplomaya
    bendeniz ona kıçımı bile silmem.”