şükela:  tümü | bugün
  • şevki yılmaz serzenişi: "madem yazarlıktan yanasın pezevenk adam, önce hanımını yolla da yazması sağlansın."

    yazıktır günahtır,

    çoluk çocuğun ve hep çocuk kalanların paralarına göz diken tiplerin son icraati.

    bir yandan kızamıyorum da sen bu kadar eşek olursan illaki üstüne binecek adam bulunur.

    kardeşim yazarlığın, şairliğin okulu olur mu? yaşamak ve diğer kitaplardır senin öğretmenlerin.
    sana yazarlığı öğretecek adam bir bok bilse edebiyat namına, senin iki kuruşuna göz dikmez orada.

    sizin paranızı yemezlerse ayıp zaten de ben bunun aracı olarak edebiyatı kullanmalarını hazmedemiyorum.
  • eskiden yazamayan, yaratma yetisi olmayan, eleştirmen olurdu.
    şimdi atölye açıyor.
  • (bkz: semih gümüş)
    (bkz: #51910544)
  • yazmanın, yazabilmenin bir yetenek olduğu ve sonradan öğretilemeyeceği gerçeğini kavrayamamış insanlar, para kazanmak için tuzak kurmaya devam ediyorlar. tarihe, eserleriyle ismini kazımış hangi yazar ya da şair böyle bir atölyeden ya da zarttan zurttan eğitim aldı ki? tamamen hisleri, yetenekleri ve kalemi güçlü tutabilmeleriyle var oldular.
  • aslında buradan pek çok şeye açıklık getirebilirsin. yazarlık, bilim insanı olmak, yönetmenlik vs. öyle bir sunuldu ki, insanlar artık bunların görüntüsünden ve bu işleri bir kıyafet gibi üstlerine giymekten başka bir şey düşünemiyor.

    yazarlık atölyesi gibi saçmalıklar da böyle işte. mesela insanlar fotoğraf çekip instagrama atıyor. ama gerçek gaye, bağlamından koparılmış durumda. bu insanların fotoğrafçı olmak istedikleri yok zaten. insanların istediği kendilerine yakıştığını düşündükleri bir gruba ait olmak. ben buyum diyebilmek.

    dünyada bazı şeyler yaşandı ve bazı işler belirli bir imaj edindi. ama bu işi yapan insanların, takdir edilmek gibi bir dertleri yoktu. sonra bu imajlar bile günümüz gerzek insanları tarafından tüketilmeye başlandı. halbuki gerçek bir iş, - burada yazarlık - sofistike bir dünyaya sahip olmanın doğal bir sonucudur. ittirmeyle, kaktırmayla, taktiklerle yazar olunmaz. düşün dünyanda her zaman eziyetler çekmen gerekir.* kısacası kafanın demlenmesi gerekiyor, atöyle matöyleyle olmaz.
  • okumak, film izlemek aynen spor gibi öğrenilebilecek, koçluk edilebilecek aktivitelerdir.
    çok basit örnekler vereyim:

    okurken çoğu kişi cümle içinde kaç kere "o" geçtiğini fark etmez. mesela, "hasan, onun yaptıklarına kızsa mı üzülse mi bir türlü karar veremiyordu. o kadar yaşanan güzel andan sonra ona, artık ona karşı bir şey hissetmediğini söylemek ne olursa olsun çok zordu. "

    okuduğum iyi hikayelerde bile böyle cümleler görüyorum. içinde o kadar çok "o" geçti ki bütün keyfim kaçtı. burada yazar, anlatmak istediğini bir an evvel anlatıp anlamı da ucu açık bırakmamak için öylesine çabalamış ki cümlenin bütün ritmi kaybolmuş. okumayı bilen birisi kitaptan yavaş yavaş soğuma sebebini anlayabilirken, bilmeyen birisi algılayamaz. sadece "sarmadı kitap" der.

    aynı şekilde yazarken de böyle tuzaklara düşmemek gerekli... yüzlerce kitap da okusanız, bu tuzağı algılayamayabilirsiniz. okurken de yazarken de... dolayısıyla hislerinizden fışkıran o muhteşem olay örgünüz ritmsiz cümlelere yem olur gider.

    öğrenilecek bir diğer şey, karşılıklı konuşma tasarımıdır. diyaloglar düz yazı içerisine nasıl yedirilir, yedirilmeyecekse konuşma çizgileri ile, hangisinin kim tarafından söylendiği karıştırılmayacak şekilde nasıl yazılır, bu öğrenilmelidir. yazar, konuşmaların ötesine berisine ne kadar yorum katmalıdır, katacaksa nerede katmalıdır, bunlar öğrenilmelidir.

    bir diğeri, olayların anlatım sırasıdır. lineer bir olay örgüsü, kırılarak, zamanda ileri geri giderek nasıl anlatılır öğrenilmelidir.

    olayların farklı kişiler tarafından aktarımı öğrenilmelidir. yani a kişisi ile b kişisinin karşılaşması a kişisinin ağzından anlatılmışsa, bir diğer bölümde de b kişisinin ağzından anlatılacaksa olaylar iyi tasarlanmalıdır. b kişisi anlatmaya ne kadar geriden başlamalı karar verilebilmelidir. b kişisi, karşılaşılan kişinin a kişisi olduğunu açık açık söylemeli mi yoksa ucunu açık mı bırakmalıdır. çok açık bırakılırsa da okuyucu anlayabilir mi? işte bunlar karar verilmesi, öğrenilmesi gereken şeylerdir.

    "deus ex machina", olay örgüsüne öküzlemesine girmeden yavaş yavaş nasıl olaylara müdahale eder öğrenilmelidir.

    kısaca teknik okuma ve yazma öğrenilecek şeylerdir. yüzlerce kitap okuyarak kazanılması garanti değildir.

    dolayısıyla birilerinin rehberliğine ihtiyaç olacaktır.

    tabi rehberi doğru seçmek lazım. neler yazdığını sormak, incelemek lazım gidip ders almadan evvel.
  • günümüz insanının kendini anlatma açlığını gören bir adamın oluşturduğu edebi pazar. illa bir iz bırakmak istiyor insanlar. fotoğraf, video veya yazı.. farketmez, iz bıraksın yeter. bu dünyadan ben geçtim demek istiyor insanlar. biraz mürekkep yalamış olanlar yazıyı tercih ediyor fakat yazmayı bilmiyor. bunun kursuna gidiyor. biriktirmeden nasıl yazılır anlamlandıramasam da kimseye zararı olmayan kurslar bence.
  • (bkz: 1-7 ekim 2017 seferihisar yazı kampı)

    her zaman saçmalık olmak zorunda değildir.