şükela:  tümü | bugün
  • klasik bir ilhan irem parçası.fazlaca dinlendiğinde insanı önce melankoliye ,ardından depresyona sokabilme kabiliyeti olan güzel şarkılardan biridir.
  • ilhan irem'in vurucu şarkılarındandır
  • hatırlarmısın bilmem yıllar geçti üstünden
    yağmurlu bir akşamdı söyledim sevgimi ben
    belki yağmurdu bilmem süzülen gözlerinden
    utanmış, kızarmıştın, kaçmıştın gözlerimden
    yarınlar... yarınlar... bizim demiştin
    yarınlar... yarınlar... bizim demiştin
    yazık oldu yarınlara avunurum anılarla
    hani nerde ümitlerim hepsi sanki bir rüya
    hani biz bir bütündük su ile toprak gibi
    döküldük dile düştük bir solmuş yaprak gibi
    tanrıdan dileğim bu sevenler sevilenler
    yarını bekleyenler olmasın bizim gibi
    yarınlar... yarınlar... bizim demiştin
    yarınlar... yarınlar... bizim demiştin
    yazık oldu yarınlara avunurum anılarla
    hani nerde ümitlerim hepsi sanki bir rüya
  • sahibinin sesinde dinlenmesi muhtemel, en güzel ilhan irem parçası... "belki yağmurdu bilmeeeem süzülen gözlerindeeeen" aaah ahhh...
  • "yaşanmadan sahipsiz kaldılar, yaşanıp anı olamadılar..

    yazık olan dün ler gibi onlarda çok ucuza satıldı, açık arttırmada bile bir değeri olmadı, antikadan bile sayılmadı.."
  • bir iç sızısı, keşkelerden uzaklarda...

    "bugünün tuzağına düşen mutluluklardı kaybettiklerimiz. ne dünün coşkuları kaldı aklında, ne geleceğin çocuksu kurguları. anlık heyecanlara odaklanıp emek emek biriktirdiklerimizi harcadın. öyle ya kredin limitsizdi. sıfırı tüketsende elindeki hep "bir"di. ve birgün, bitti..."
  • 45ligi yaklasik 1.500.000 adet satmistir.

    kaynak: http://kopru.fisek.com.tr/
  • aynı zamanda adalı kız filmi ile birlikte en iğrenç filmler listemde zirveye oynayan başyapıt. başrolleri kadir inanır (tayfun) ve nuray belbükek (gül) paylaşır. nuray belbükek ki kendisi bu filmdeki olağanüstü performansından olsa gerek bir daha herhangi bir filmde karşımıza çıkmamıştır. sözlükteki büyük bir boşluğu kapatmak için sinemada new age akımını başlatan, polanski'nin "bana ilham veren üç filmden biri" dediği yazık oldu yarınlara'nın konusu aktaralım;

    --- spoiler ---
    gül, bodrum'da yaşayan dekolte kıyafetler giymeyi seven genç ve neşeli bir kızcağızdır (bi de arada dalar kalır sebepsiz -ki bu sahneler genç sanatçılar için tam bir oyunculuk dersidir-) tayfun, kasabanın bıçkın delikanlısıdır (haliyle) ve içten içe gül'e karşı bir sevda büyütmektedir. lakin sevdiği kız açık saçık giyinmekte ısrar etmektedir. kasabada adı çok afedersiniz kaşara çıkmıştır.
    bu arada gül'ün ilginç bir özelliği daha vardır. kasabanın her yerinde bir grup erkek kendisine sarkıntılık etmekte, limanda, sokakta çeşitli mekanlarda sıkıştırıldığında etrafını çeviren erkekler arasında itilip kakılmaktadır. tahminen beş sahnede aynı şekilde itilen gül, bu itiş sonucunda bir ivme kazanmakta ve taç çizgisine paralel dribling yapan ibrahim üzülmez gibi düz bir şekilde koşmaktadır.
    gene bir gün çember oluşturmuş bir grup adamın arasında itilip kakılan gül, tayfun tarafından kurtarılır. tayfun gül'e karşı duygularını itiraf ederken, "açık saçık giyinmesen seninle evlenirdim" gibi abuk sabuk şeyler söyler. gül yaklaşık 1.5 metre yüksekliğindeki kayaların üstünden denize atlayarak intihar etmeye kalkar. tabii başaramaz salak. tayfun bunu kurtarır, sahile çıkarır, ikisi bir sarmal olup, çakılların üzerinde kartopu misali dönerekten sevişirler ki bu sahneyi her gören "denizde boğulmadılar ama burada kesin ölecekler" der. öyle ki dönerken çakıl, taş cam ne varsa üzerinden geçerler.
    tayfun ertesi günü başka bir kasabaya gideceğini söyler. gül de gelmek ister. otobüste buluşacaklardır. gül yol üstünde otobüsü bekler. tayfun otobüstedir. tam gül'ü almak için yanaşırlarken yandaki iki kadının "a-a bak bu kaşar kimbilir nereye gidiyor. kime yamanacak gene" filan diye konuşmaya başlar. bunları duyan tayfun gururunun esiri olur ve şoföre seslenir: "durma kaptan"
    gül ortada kalır tabii, gider tayfunun kardeşiyle evlenir. tayfun düğüne gelir. düğün sonunda bir grup erkek yine gülün etrafını sararak dar alanda kısa paslar yapmaya başlar. tayfun gelir hepsini döver, filmin sonuna kadar kavga, dövüş, kan, gözyaşı aynı tempoda sürer.
    bu arada filme ismini veren ilhan irem'in yazık oldu yarınlara şarkısı üç sahnede bir çalınır. sinema sanatına yapılan eziyet, ilhan irem'in şarkısına da bulaştırılarak nefis bir harman yakalanır. öyle ki son sahneye kadar izlemekte ısrar edenler, filmin sonunu hatırlayamayarak lanetlenir.
    --- spoiler ---
  • eski versiyonu daha bir güzeldir,adamı dumur eder.
  • ilhan irem'in yumuşacık sesiyle insanı bulunduğu yerden alıp bambaşka alemlere sürüklediği şarkısı.
    insana hayaller kurduruyor, geçmişe götürüyor. yaşanamayan ve bir daha da yaşanamayacak mutlulukları hatırlatıyor. hüzün veriyor.
    sabahtan beri dinliyorum. ara veremiyorum. bu şarkı beni geceye kadar götürür, bir güzel içirir.
    eski versiyonu da bir başka güzelmiş: http://www.youtube.com/watch?v=dimp1cz76zo