şükela:  tümü | bugün
  • maalesef ekşi sözlük ve türkiye genelindeki algı.
    ekşi ve ülke geneline "kitap=edebiyat" sanrısı hakim olmuş durumda. ekşi'deki edebiyat kanalına tıklayınca açılan başlıklarda bu durum tespit edilebilir.

    bugün edebiyat kanalına hangi entryler girilmiş diye arama yaptığınızda karşınıza şöyle saçma bir liste çıkıyor!

    allasen bunun kaç tanesi edebiyat?
    pirlo???? babalar günü??
  • besteli her şeyin müzik sanılmasından hallicedir.
  • soğan ve salçanın kavrulmasına eklenen her şeyin yemek sanılmasının yanında önemsiz olandır.

    ayrıca, yazılı her şey edebiyat değilse bile, edebiyata konudur.
  • çok doğru bir önermedir. bunu kitapçılarda çok satanlar bölümüne baktığınızda da çok rahat anlayabilirsiniz.
    şiir sokakta diyerek kamyon arkası sözleri doldu her yer. şimdi de fenomencilik oynayan, iki kelimeyi bir araya zor getiren insanların roman yazdığı garip bir hale geldi.
  • ülkemizde edebiyat eleştirmeni yok!

    olsaydı insanlar bu kadar cüretkar olmazdı.

    ülkemizde edebiyat alanında yetkin isimler olarak kabul gören insanların tüm bunlara sessiz kalması onların samimiyetsiz oluşunu ve ahlaki açıdan düşüklüğünü kanıtlar.

    edebiyat eleştirmeni yetiştirecek bir edebiyat fakültesi de yok. kitap okumayı sevmeyen insanların mezun olup kpss ile memur olmaya çalıştığı uyduruk "üniversiteler" var.

    herhangi bir insan evinde oturarak ya da bir usta kişinin tedrisatında kendini yetiştirirse de "unvan" merakı olan toplum onu ciddiye almıyor.

    düzgün yazarlar yayınevlerinden geri çevriliyor. dergilerde yer bulamıyor. işsiz ve değersiz olarak görülüyor.

    edebiyatı kullanarak "rock star" olmaya çalışanlar var. yazdıkları şey değil kendileri ön planda. yazdıkları şeyin niteliğini kimsenin tartışmasına izin vermiyorlar. satılsın, bir yerler para kazansın ötesi önemsiz nasılsa.
    edebiyatın, müziğin, heykelin, siyasetin rock starları var. nereden başladığınız önemsiz birini yaparsanız diğerinin de rock starı sayılıyorsunuz. ülkenin zeka düzeyi bunu tasnif edebilecek durumda değil.
  • edebiyat kimsenin tekelinde değildir. yazılı olan her şeyi edebiyat olarak nitelendirmek yanlıştır, edebiyatın ne olduğunun tartışması da platon'dan günümüze kadar devam etmiştir.

    bazılarına göre, edebiyat estetik yani sanatsal bir doyum sağlamak amacı güden; düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde ifade eden dilin konuşma ve düzyazı dilinden farklı yanlarını ortaya koyan ve dili de araç değil amaç olarak kullanan kurmaca bir anlatım biçimidir. bazılarına göre ise yenilme sanatıdır.

    yazılı olan her şeye yazın denir türkçe'mizde ama edebiyat bir sanattır. poetiktir, her şeyden önce estetiktir. sanat ve estetik baumgarten başta olmak üzere diğer felsefeciler tarafından bireylerden bağımsız değil demişlerdir. yazın ve edebi eser de bu alanda birbirinden farklıdır.

    bir yazının edebi eser sayılması için olmazsa olmazlar vardır, dili günlük konuşma dilinden farklı olmalıdır, okuyucu da duygu oluşturmalı ve imgeler kullanılmalıdır. estetik kaygı aranmalıdır, bir amaç olmalıdır, bir mesaj taşımalıdır. edebi eser, yazıldığı dönemi yansıtmalıdır.

    edebiyat nesnel değildir, nesnel olamaz. dediğim gibi edebiyat bir sanattır, sanatı icra etmenin çeşitli yolları vardır. açılan başlık edebiyat yerine dilbilim olmalıydı.
  • siyasetten dolayı kültürle uğraşılacak zaman kalmadığı için kendisi de gerileme dönemine dahil olmuş alt-alanlardan biri edebiyat. çoğunuzun bildiği üzere, edebiyat artık kalite ve seviyesi değil birinci dereceden, ikinci dereceden bile önem arzetmeyecek bir çağda bulunuyor. özellikle son demlerini yenicilerle tüketen, kalkış noktası çok daha gerilere uzanan ve ortak bir mirasa/tarihe dayanan türk edebiyatının nefesi kesilmek üzere.

    özellikle cumhuriyet dönemi sonrası ortaya koyulmuş nice güzel eserin yerini şimdilerde yalnızca popüler eserlerin alabiliyor olmasını birçok şeye bağlamak mümkün. bunu terimler havuzunda değil de, sebeplerin sığ sularında aramak istiyorsanız, alın size kafadan sallama bir sebep: otorite.

    otorite, her alanda olduğu gibi edebiyatı da devletleştirerek buna dönük olarak edebiyatın kısırlaşmasına neden oluyor. çünkü, edebiyat üzerine uğraşılması zorunluluk arzeden bir alan değil, çok defa kişisel bir arzu, gönüllülük esasına dayanan bir tercihtir.

    peki o zaman, devlet ve aygıtlarının, edebi ürünleri baştan beri şekillendiren adımları sayesinde edebiyatın kendisinin de devletin gölgesine dönüşmesi, bizi edebi dünyada önüne geçilmez bir şekilde kısırlılığa mı sevkediyor? insanın benliğini en bariz şekilde ortaya serebildiği alan olarak edebiyat, artık dönülmez bir yola mı girmiştir? edebiyat eskisi gibi olmayacak mı? bir peyami safa daha dünyaya gelmeyecek mi? ya zeki müren, o da bizi görecek mi? hayır, öyle düşünmüyorum.

    peki ne mi düşünüyorum? öncelikle bu alanda özgür bir ortam sağlanarak siyasetle olan yakın ilişkiyi ortadan kaldırmak gerekiyor. kaldı ki bunu sağlamak için ayrıca siyaseten de özgür bir ortam sunmak gerekli. buradaki paradoksun ben de farkındayım ama olsun, ben yine de devam edeyim. ayrıca edebiyat ve siyaset ayrımını muhafaza etmek lazım. gerçi edebiyatımızın en zengin dönemlerinde bile romancılarımız, şairlerimiz siyasetten besleniyordu. ama o zamanlarda, bu alanlar o kadar içiçe geçmemişti.

    dolayısıyla yordamı reddedip, eserin sadece bir içerik ürünü olduğunu benimsemek, edebi eserin sadece ideolojik yönüne değinmek, bizi kısa dönemde daha da bir bataklığa sevkedecek gibi. son kalemiz diye andığımız orhan pamuk'un bile, en son eserinde bu tuzağa düşüp, nihai olarak ortaya üsluptan azade bir eser koyması bunu kanıtlar nitelikte. ki pamuk gibi bir temsilcinin böyle işler yapması, popüler geleneğin devam etmesine çok güzel bir şekilde katkıda bulunuyor.
  • (bkz: literature)
  • instagram'da kahveli kurabiyeli kitap fotografi paylasanlari görünce düsündügüm.