şükela:  tümü | bugün
  • ibretlik bir yazı, tadımlık;

    "...“bizim şirketten son dönemde dört kişi yurtdışına gitti," diyor, "fintech" olarak adlandırılan finans teknolojileri sektörünün önde gelen şirketlerinden birinin kurucusu, "işin garibi, daha yüksek ücrete gitmiyorlar. üç aşağı beş yukarı aynı paraları alıyorlar gittikleri yerde. avrupa'nın daha pahalı olduğunu düşünecek olursanız, hayat standartlarında ciddi bir düşüşü göze alarak gidiyorlar. "

    "asıl mesele gelecek kaygısı. mesela isveç'e giden bir yazılımcının çocuğu teog'da iyi puan alamamıştı. kaydı imam hatip lisesi'ne çıkınca gitme kararı verdiler. çocuk yeni okulunda isveççe, ingilizce ve almanca öğreniyor şimdi."

    http://t24.com.tr/…lar-turkiyeyi-terk-ederken,18356
  • “hayat standartlarında ciddi bir düşüşü göze alarak gidiyorlar.”

    buna kesinlikle katılmıyorum. istanbul’dan yurt dışına giden bir yazılımcının hayat standartının düşmesi pek mümkün değil. yurt dışı ne kadar pahalı olursa olsun istanbul’un trafiğinden, kaosundan, stresinden, kalabalığından, güvensizliğinden kurtulan birisi için hayat standartlarında bir düşüş beklenmez.
  • abd'de yazılım muhendisi maaşı ortalaması yıllık $82.000

    avrupa'da €42.000

    bir mercedes cla avrupada €23k
    yıllık maaşın yaklaşık yarısı+sınırsız sayılabilecek sosyal imkan

    abd'de $27k
    yıllık maaşın üçte biri+ultra ucuz benzin ve yaşam giderleri

    (lüks segmentin en düşük üyesi) ikinci el mercedes cla'nın türkiyede fiyatı 150 bin tl...
    buradaki muhendisler yilda 450 bin ya da 300 bin+sosyal sahiplenme mi kazaniyorlar da yaşam standartları düşsün?

    buradaki mühendis de isveçteki muhendis de yilda 60 bin kazanabilir ama o 60 binler aynı alım gücüne sahip değil

    (stockholm'den parise ucak bileti 30 euro, venediğe 70 euro...haftasonu git gel, otel 100 euro...
    ıstanbuldan venedige ucak bileti 400 tl, parise 700 tl...oteller 430 tl...nah gider gezersin, ancak pazar günü aydosa kebaba gidersin)
  • kışılımcıların aralık ayının ortalarına doğru gelmesiyle çözülecek sorundur.

    xd
  • iklim nedeniyle yazamiyoruz... turkiyede 4 mevsim var, biz binary biliyoruz...
  • doğru tespit.
    bir arkadaşımın eşi beyaz hacker aynı zamanda bilirkişi adamda yok yok ehem neyse bunun bir de yazılımcı kamkisi vardı buluşturdular bizi . o da bilin bakalım nereye ne kod yaziyordu. her 2 kişiden 2 kişinin mutlaka girdiği bir siteye. ısmini vermeye gerek bile yok.
    velhasıl sözlük hepsi durmadi gitti. bir daha dönmemek üzere.
    çünkü şirketlerin yurtdışi bağlantısı var kodlar yabancı dilde.
    mecbursun bilmeye ve bir de para güzel şey azizim.
    gidiyorlar durduramıyoruz asdf.
  • yazılımcı için konuşursak evet hayat standartı düşer ama ortam daha sakin ve güvenlidir. tercih meselesi
  • mesleğin dünyanın her yerinde aynı meslek olmasından mütevellik durdurulamayacak terk etmedir.

    bundan birkaç ay öncesine kadar gitmeyi düşünmüyordum. şimdi cv hazır, başvurulara başladım. elimde çiftçilik ile ilgili bilgileri saymazsanız 2 meslek var. (bunlardan biri yazılımcılık değil ama aynı sektörün parçası, danışmanlık) 5 yıllık iş tecrübem, 3 tane kurup batırdığım startup var. kısacası gidebilmek adına inancım tam.

    birkaç ay öncesine kadar gitmeyi düşünmüyordum, gittiğim tatillerde avrupalıların yaşamını anlamamıştım, buradan yazar bir arkadaş, (finlandiyada yazılımcı) bana çalışma ve yaşam şartlarını anlattı. orta sınıf hayatı, en sevdiğim. ben de öyle büyüdüm zaten koymaz bana. maaş ile ilgili pek bir beklentim yok gideceğim ülkede de.

    neyse, canımı sıkan şey, yaptığım iş ya da aldığım para değil burada. benim canımı sıkan buradaki insanlar, metrobüs, trafik, ülkeyi yönetenler, yönetmeden siyaset yapanlar, sokaklar, binalar, kısacası evimden dışarı çıktığım anda bir tiksinme başlıyor.

    son birkaç haftadır, metrobüste elim ayağım titmeye başlıyor. motosikletle işe gitmek istiyorum bu defa da cücük kadar yolda kaza tehlikeleri atlatıyorum.

    benim hayattan öyle büyük bir beklentim de yok. sabah kalkıp düzgünce işe gideyim, insan gibi bir saatte çıkayım, evime geleyim. günde 8-9 saat harcayayım iş için. şuan 12.5 saat harcıyorum.

    motosiklet, bisiklet sürmeye huzurla gideyim, evimin yakınındaki parklarda yürüyüşler yapayım istiyorum. arada da balık tutmaya gitmek.

    toplu taşımaya binerken acaba bugün hangi dangalakla itişmek zorunda kalacağım demek istemiyorum.

    sanırım bu saydıklarımın hiçbiri lüks değil. ve bir kere geldiği şu hayatta, insan gibi yaşamak herkesin hakkı diye düşünüyorum. evet, bu ülkedeki her bir bireyin de hakkı, ancak bu ülkenin vatandaşlarının böyle bir talebi yok. ben bir kere 25 yaşına geleceğim, bu tadı bi kere alacağım. umarım ki 25. doğum günümde, gönlümden geçen ülkelerde, gerekirse bir başıma, cücük kadar evimde oturuyor olacağım.

    ekleme: artık çok iyi beslendiğim dönemlerde bile gastrit ağrısı çekmeye başladım. bir de bu var, bu meslekte, şuan çalıştığım şirkette, bir müşteri için çalırşırken mobbinge maruz kalmam diyordum, o da oldu (çalıştığım şirkette mobbinge maruz kalmadım, hizmet sağladığımız başka bir şirkette maruz kaldım, entrylerimden çalıştığım yeri bulup aaaa orada mı olmuş demeyin, çalıştığım yerde böyle şeyler pek olmaz). sanırım çok doldum.
  • (bkz: metrukiye)
    (bkz: metruk)
  • doğru bir tespit. artık yurtdışına beyin göçü orta kademe tecrübeli yazılımcılara kadar piyasası genişledi. bu işin sonu türkiye için hiç de iyi bir yere gitmiyor.

    özellikle projeleri idare eden idareciler ve finas sağlayan firmalar çok kötü yönetiliyor. hal böyle olunca yurtdışı size cennet geliyor. tabii ülkenin durumu, ekonomik kriz vs cabası.

    ben en çok iş bilmezlerden nefret ediyorum. güzelim projeler çöpe atılıyor ve ben şahsen artık hiç umudum yok.