şükela:  tümü | bugün soru sor
484 entry daha
  • özet: programcı olarak çalıştığın mesleğinde, işini amerikan markasında, türkiye'de bul, amerika'ya o yolla gel. gerisi hikaye! macera!

    kafası çalışan bir insan, amerika'nın yollarını, yine türkiye'de arar. bugüne kadar işi ile buralara gelmiş tanıştığım herkesin ortak özelliği, aradıkları işleri hep amerikan merkezli şirketler üzerinden bulmuşlar.

    gidip 2 yıl köle gibi çalışıp, sonra amerika'daki transfer fırsatı ile gelip, burada yaşamaya devam etmişler.
    bunun için birisi vısa kapısını çalmış, bir başkası experıan şirketine girmiş. bir başkası mastercard ile çalışıyorken, fırsat geldi, newyork'a geldim demişti.

    açıkçası mesleğinizin yanı sıra buraya işinizle gelmek amerika'da tadından yenmez fırsattır. sana buradaki alacağı adamın altında fiyat verir, sponsor vizeni verir. sen ses etmezsin, zaten türkiye'deki evi arabayı gözden çıkarıp, bir dollar mevduatına çevirirsen toplamda ilk yıl $60-70 bin bandında bir masrafla amerika'ya başlarsın. bunun içerisinden sana ödedikleri, $80k civarındaki maaşın vergisi kılı tüyü çıktığında, ortalama dediğim gibi cebinden, $30-40 bin dollar harcayarak ilk yıl buralarda o geldiğin şirketin kolları altında güvende olursun.

    burada çok iyi yazılımcı olsanız bile, eğer işsiz gelirseniz, kendinizi anlatabileceğiniz bir hr önüne gelmeniz uzun sürer. adamlar aramıyorlar. öyle kafasına göre aramıyor. ben amerikan vatandaşı olduğum zaman adımı değişmiştim. siz yemin ediyorum, ortalama günde 1 kere telefonum çalmazken, araba kullanamaz duruma gelmiştim. bu adamlar kendilerinden olanı arıyorlar. adı mahmut veya süleyman olanı aramıyorlar. veya lakap gibi alex veya susiko gibi isimleri gördüklerinde siktir diyorlar.

    o sürede de moraliniz bozulmadan, motive olup, çok çalışıp bu ülkenin real dilini konuşmaya başlamanız gerekiyor. bu sürede eğer eş veya çocuk veya siz su koymazsanız güzel.
    ama birisi su koyarsa, değil amerika, o sırada size u.s. başkanlık teklif etseler götünüze sokun diyip, ilk uçakla türkiye'ye gelirsiniz.
    bugüne kadar inanamayacağınız sayıda adamla tanıştım. hele ki türkiye'den son 3 yılda gelenlerin sayısı o kadar fazla ki, iş yerimize iş başvurusu yapan, amerika'da yasalım diyen sayısı x3 katına çıktı. her gün telefonda türkler konuşuyor buluyorum kendimi. hem rakip ofislerde hem de çalıştığımız firmaların ofislerinde. mrs. aysen'i bağlıyorum diyorlar. ne lan burası mecidiyeköy mü? ayşen nedir?

    artık amerika, gelenler arasından o kadar sağlam adamları öğütüyor ki, burada 1 ay önce gördüğüm adamı, 1 ay sonra göremiyorum. soruyorum, gittiler abi diyorlar.
    öncelikle california veya new york gibi pahalı eyaletlerden, ucuz eyalete kaçıyorlar, sonra da oradan türkiye'ye.
    bahaneler 3 aşağı 5 yukarı aynı.
    -amerika bitmiş! yaşanmaz. taharat musluğu yok. komşu gülmedi, dostluk yok, sigara içiyorum, polis geldi raus şayze dedi. yok lanm o almanyadaki türklerdi!

    neyse işin özü, işini türkiye'de bul ve değişim programlarını takip et ve en kısa sürede insan kaynakları ile konuşup, amerika'daki programları merak ediyor ve ilgileniyorum dedikten sonra buradaki görüşmeleri başlat! bitti. sonra gel vergi ver, trump babanın paraya ihtiyacı var.