şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 80'li yılların başında kurulan yazarlar kooperatifi. yazko adıyla edebiyat, çeviri ve felsefe dergileri yayınlanmıştı. ayrıca hemen tüm yazarlardan kitaplar yayınlıyordu. yazko somut adlı haftalık bir dergide yayınladılar.
    dergilerin on binin üstünde satıp rekor kırdığı söylenir.
    başında mustafa kemal ağaoğlu vardı. memet fuat, ahmet cemal yöneticileri arasındaydı. ağaoğlu ayrılıp yerine erol toy geçince hızla düşüşe geçti ve bir süre sonra bir çok skandal yaratıp battı.
    can yücel bu olaylar nedeniyle ağaoğlu'na "mustafi kemal", erol toy'a da "erol tolstoy" demişti.
  • 80'li yılların en dolgun içerikli ve en çok okunan edebiyat dergisi yazko edebiyat'ı çıkarmış kooperatif. memlekette çıkmış çok az çeviri dergilerinden yazko çeviri'yi bir de.
  • yazarlar ve çevirmenler yayın üretim kooperatifi.
    (bkz: bu kitap basılı fiyatının üzerinde satılamaz)
  • toplamda 54 sayı çıkmıştır.
  • turgay fişekçi'nin kaleminden yazko tarihçesi.

    http://www.altust.org/…ploads/2012/07/altust_14.pdf
    -----------------------------------------------
    devrimci savaşımda sanat emeği dergisini çıkardığımız yıllarda (1978-80) cağaloğlu’nda samet ağaoğlu’nun oğlu, tektaş ağaoğlu’nun kardeşi mustafa kemal ağaoğlu’nun sahibi olduğu ağaoğlu yayınevi ile çalışıyorduk.

    mustafa kemal, son derece uyanık, girişken, zeki bir insandı. 12 eylül’ün yaklaştığı günlerde ülkemiz siyasetin yanında ekonomik olarak da büyük bir çıkmazın içindeydi. yayın dünyasında en ünlü yazarlar bile kitaplarını bastıramaz duruma düşmüşlerdi. yayıncılar kâğıt, matbaacılar basacak kitap bulamıyordu. önde gelen yayınevlerinden may yayınevi sahibi mehmet ali yalçın, kültür bakanından yayıncıların kâğıt sorunlarının çözümünü isterken bakanın odasında kalp krizi geçirip ölmüştü. bu denli ağır bir bunalım vardı yayın dünyasında.

    mustafa kemal ağaoğlu, hem yazarların kitap bastırabilme hem de kendi matbaasının boş durma sorununu çözebilmek için çok zekice bir girişimle “yazarlar ve çevirmenler yayın üretim kooperatifi”ni (yazko) kurdu.

    başlangıçta kooperatifin yönetim yeri ağaoğlu matbaası’ydı. kırk yazarla sınırlı bir kooperatif olacaktı. ilk üyeler arasında çetin altan, attilâ ilhan, kemal bilbaşar, kemal sülker, a. kadir, can yücel, bekir yıldız,asım bezirci, ilhan berk, bertan onaran, zeyyat selimoğlu, salim şengil, adnan özyalçıner, tomris uyar, pınar kür, ataol behramoğlu, selim ileri, yaşar miraç gibi isimler vardı.

    kooperatife üye olabilmek için yazarlar belli bir katılım ücreti ödüyor, sonra kitapları basılıyor, basılan kitabın kaba maliyeti dışında yalnızca yüzde onluk bir kooperatif yönetim payı kesildikten sonra kitabın satışından gelen tüm gelir yazara ödeniyordu. kimi yazarların telif gelirleri, kitabın kapak fiyatının yüzde kırkına ulaşıyordu. bu o güne kadar görülmemiş bir şeydi. yayınevlerinin yazara ödedikleri telif, genellikle yüzde on düzeyindeydi. kooperatife kısa sürede büyük bir ilgi doğdu.

    12 eylül 1980 günü askerî darbe ile ülkedeki bütün demokratik kitle örgütlerinin ve siyasal yayın organlarının yasaklanması, bir anda yazko’yu ülkedeki neredeyse tek kültür kurumu durumuna getirdi.

    mustafa kemal, hem yazarların geniş ilgisi, hem de doğan bu boşluktan yararlanarak peş peşe dergiler yayımlamaya başladı. önce memet fuat’ın yönetiminde aylık yazko edebiyat, ardından da ahmet cemal yönetiminde iki aylık yazko çeviri ve selahattin hilav yönetiminde üç aylık yazko felsefe dergileri yayımlandı.

    yazko edebiyat’ın kasım 1980 tarihli ilk sayısı beş bin basılmış, yetmeyince iki binlik daha ek basım yapılmıştı. yani dergi yedi binlik bir baskı sayısıyla yayın hayatına başlamıştı.

    kasım 1980’de yazko edebiyat’ta memet fuat’ın yardımcısı olarak çalışmaya başladım. dergi bürosu, önce nuruosmaniye caddesi’nin girişindeki atasaray han’ın 206 nolu odasıydı. dergi 1. ve 2. sayılarda 80 sayfa iken, 3. sayıdan başlayarak 160 sayfaya çıkmıştı. mart 1981 tarihli 5. sayı çıktığında türkocağı caddesi no. 17’deki istanbul tabip odası binasının geniş birinci katına taşınmıştık. tabip odası’nın toplantı salonu burada paneller, söyleşiler gibi kültür etkinliklerine de olanak sağlıyordu. her türlü toplantı ve gösterinin yasak olduğu dönemde bu toplantılar olağanüstü ilgi görüyordu.

    yazko edebiyat’ın satışı, burhan günel’in “bir karşılaştırma (ses sese karşı - bir düğün gecesi)” incelemesinin yayımlandığı şubat 1981 tarihli 4. sayısında on dört bine kadar yükseldi.

    kooperatif, cağaloğlu meydanı’ndaki istanbul reklam binasını kiralayarak burayı kooperatif yayınlarının satıldığı büyük bir kitabevi olarak işletmeye başladı. bu kitabevi de günün her saatinde dolup dolup boşalarak büyük ilgi gördü.

    kasım 1981’de yazko’daki işimden ayrılarak askere gittim. mart 1983’te dönene dek uzaktan kooperatifteki gelişmeleri izlemeyi sürdürdüm. barış pirhasan yönetiminde bir gençlik dergisi hazırlıkları yapıldı bir süre, ancak bu girişim sonuçlanmadı.

    öte yandan yazko somut adlı haftalık gazete, büyük yankılarla 4 şubat 1983 günü 27. sayısıyla yayın hayatına başladı. 27. sayıyla başlangıcın nedeni bir zorunluluktu. askerî yönetim yeni yayın organlarına izin vermiyordu. necdet öktem yönetiminde 1980 öncesi 26 sayı yayımlanmış somut adlı bir edebiyat dergisi vardı. onun isim hakkı alınarak gazeteye dönüştürüldü.

    yazko somut, kooperatif dışından isimlere de köşe ve sayfa veriyordu. en çok tartışılan isimlerden biri kooperatif üyesi olmayan fethi naci’nin köşe yazmasıydı. gazetenin 4. sayfası ise şirin tekeli, gülnur savran ve stella ovadya öncülüğündeki feminist yazarlara verilmişti ve bu sayfa ülkedeki ilk feminist hareketin çıkış noktası olmuştu.

    yazko somut’taki gelişmeler, kısa sürede kooperatif içinde güçlü bir muhalefet hareketinin doğmasına yol açtı. muhalifler olağanüstü kongrede mustafa kemal ağaoğlu yönetimine son vererek yerine erol toy başkanlığında yeni bir yönetim getirdiler.

    bu yönetim değişikliği yazko için sonun başlangıcı oldu. kısa sürede dergiler kapandı, yazarlar birer birer uzaklaştı, kooperatifin de adı sanı anılmaz oldu.

    mustafa kemal ağaoğlu ise, cihangir’de soğancı sokak no 7’deki apartmanda, yazko benzeri bir örgütlenmeyle bilsak’ı (bilim ve sanat kurumu) kurdu. burada bütün sanatlara açık, giriş katının bar, çatı katının da lokanta olduğu; tiyatro, seramik, müzik gibi etkinlikler yapılabilen ve 1980’lerin ikinci yarısıyla 1990’lı yıllarda çok etkin olan bir sanat-kültür kurumu oluşturdu.
    -----------------------------------------------
  • türkiye'nin ilk ve tek yazarlar ve çevirmenler kooperatifi; kuruluşu aşamasında kurucu üye bulmak için mustafa kemal ağaoğlu'nun çokça zahmetler verdiği ve bu zahmetlerin neticesinde ilk onbir kurucu üyeyi (bkz: asım bezirci), (bkz: kemal bilbaşar), (bkz: zeyyat selimoğlu), (bkz: kemal sülker), (bkz: bekir yıldız), (bkz: pınar kür), (bkz: ataol behramoğlu), (bkz: bertan onaran), (bkz: afşar timuçin),(bkz: mustafa kemal ağaoğlu), (bkz: erol toy) ile oluşturduğu, (bkz: yazko edebiyet) ve (bkz: yazko çeviri) olarak iki ayrı edebiyat dergisi çıkardıkları edebiyatın gelişmesine çevirmenlerin ve yazarların hak ettikleri maddi ve manevi kazançları tam olarak elde etmelerini sağlayan bir dergiden daha çok; bir edebiyat ve kültürel yoğunluğun yuvası olan bu oluşumu yürütmek sanıldığı gibi kolay olmamasına rağmen; kağıt bedeli önceden olacak şekilde, matbaa dizgisi, düzelti, basım ve kapak bedeli bitişte ödenmek üzere, basımın dağıtımın bütün teknik sorumluluğunu mustafa kemal ağaoğlu üstlenmiş ve yıllarca bu başarılı dergileri ((bkz: yazko edebiyet) ve (bkz: yazko çeviri) ) yazko olarak tüm imkansızlıklara rağmen çıkarmış ve halka ulaşmasını sağlamış; ne var ki inceleme amacıyla dönemin darbe hükümeti tüm sayıları, eskizleri ve şablonları toplamış ve inceleme sonu geri teslim etme aşamasında yaptıkları düzensiz ve özensizlik sebebiyle derginin bir çok kopyası ortadan kaybolmuş; ancak bugün itibariyle izmir'de ki üç ayrı kitapevinde üç sayısı hariç bütün (bkz: yazko edebiyat) sayılarını ve eksiksiz bütün (bkz: yazko çeviri) sayılarını bularak bu derginin, kooperatifin yazıt, düşünce ve fikirlerini yaşatmak üzere kalan üç sayıyı ise kolleksiyonculardan bir şekilde temin ederek, çoğaltarak varlığından bilgisi dahi olmayan her edebiyat tutkununa ulaştırmak yada paylaştırmak niyetindeyim, kaldı ki son yirmi yılın çıkan edebi eserlerinin üzerinde bir birikim ve anlatı dergilerin içeriklerinde mevcuttur.