şükela:  tümü | bugün
  • kendimi bir köşede güçsüz, çaresiz bulduğumda hissettiğimdir. insanın kimseye anlatamayacağı şeyler vardır, hep olur, ama paylaşılmaları da gerekir; işte bu durumda koşar gelir yazma isteği. en iyi dosttur kalem, en büyük sırdaştır kağıt. kağıdın, dert anlatıldığı için kimseyi güçsüz bulduğu görülmemiştir. tam da bu yüzdendir ki; yazın, yazdırın efem.
  • içinde bulunulan ruh haline dair açık bir yargının bulunmadığı, geçmişte ya da gün içinde yaşanılanların duygusal bir tema halinde zihne hükmetmediği standart bir olma durumunda bile sadece birkaç biranın etkisinde çakırkeyifken peydah olup kalemi eline aldırabilen istektir.
    aslında bir içgüdü seçeneğidir. kişinin egosunu tatmin etmeyi amaçladığı "güzelleştirme" güdüsünün zahmetsiz alternatiflerindendir. yazar klasik müziğini açıp (gençler için "dj sheker chocuk" da olabilir) aslen herhangi bir anlamın temel alınmadığı bu güdüyü işlemeye başlar. kah kendini acındırma, kah yüceltme, kah bilge gösterme ve bunun gibi seçeneklerden birinin dayanak alır. bunu destekleyecek yaşanmış örnekleri abartarak konu eder. keşfedilmemiş anlamlar, denemeler dehlizinde yüzüp durur. aslında tüm bunları kalemini kullanırken eş zamanlı düşünüyordur. önceden mantık süzgecinden geçmiş yargılar değildir. yazarken yaratıyordur. dolayısıyla yazdığı herşey fasaryadır. kısacası ne üçüncü kişilerin yararlanacağı mantıklı bir önerme sunmaktadır, ne de öznel kişiliğinin ileriye dönük kullanacağı bir bilgiyi not etmektedir.. hani geri planda bağımsız bir sağduyu olsa "neyine coştu bu dalyarrak şimdi yok yere" şeklinde tepki verebilir.

    pek tabii kendinin bir parçasıdır bu satırlar fakat gün içerisinde bulunulan savruk ruh halinin kaydından başka değer taşımaz. daha çok 17.07.2014 gününde duygusal masturbasyon yapmak için kendimi nasıl kandırdım başlığı altında arşivlenmesi uygundur.

    not: anlaşılacağı üzere daha çok alkollü yazımsallığa değinilmiştir ama alkolsüz yazma isteklileri için de geçerli olabilecek çıkarımlar mevcuttur.
  • benim için genelde duygusal olduğum zamanlarda vuku bulan, ama içerde bir yerlerde hep hissettiğim istektir.
    güne dair şeylere dalıp gitmişken, bir senaryo yazdığımı hayal ederim, oyuncuları belirlerim, hikayemi kurarım, tabi sonra unutup gerçek hayata geri dönerim.
    insanlar hiç bir zaman hayal kurduğunuz o hümanist dünyadaki gibi olmazlar çünkü, her zaman sizi çekecek bir şey bulurlar, kendi dedikodularına, hayal kırıklıklarına iterler. sizin dünyanız cazip gelmez onlara neticede, çok dertliler ya tabi umutsuz ruhlarına yazıktır.
    yazma isteği bu zamanlarda ortaya çıkar bir kısmımız için evet, istediğimiz, şekillenmesinin imkansız olduğunu bildiğimiz dünyayı ve kişileri yaratabilmek için.
  • "yazmamak ve bunu yaparken, içinde yazma*, yazma, haykıran bir yazma isteği taşımak!" franz kafka - briefe an felice

    (bkz: franz kafka/@ibisile)
    (bkz: briefe an felice/@ibisile)
  • ufak tefek şeylerle ilgili bile olsa bu ara bir açlık halinde olduğum durum. kelimelerden taşmak, kelimelerle coşmak, kelimelerle yarışmak istiyorum. parmaklarımla zihnimin hızına yetişmek arzusu duyuyorum. kişisel donanımımın yetmeyeceğini bildiğimden kalkışamadığım yazmalara özeniyor, özendiklerimi yazmadıkça daha da hırslanıyorum. ama kırık kırtık da olsa yazıyorum. kalbim tatmin olsun diye yazmayı bırakamıyorum.