şükela:  tümü | bugün
  • ezoterik-egzoterik yazma tarzı
    leo strauss, yalnızca kadim politika felsefesinin yeniden keşfi ile değil, aynı zamanda artık ”unutulmuş bir yazım tarzı”nın yeniden keşfiyle de birlikte anılır.[9] o, entelektüel hayatının büyük bir kısmını kadim ve modern filozofların metinlerinin geleneksel olmayan tarzda okunmasına ve incelenmesine adayarak, ezoterik ve egzoterik yazım tarzını yeniden gündeme getirmiştir. bunlar; ezoterik (yani gizli, saklı, mahrem ve muamma) yazım tarzı ile egzoterik (yani açık, kamusal, herkes için ve umumi) yazım tarzı olarak ikiye ayrılmaktadır. egzoterik olan, ezoterik olanın veya gizli, özel ve mahrem olanın kamusal örtüsüdür. ezoterik yazma pratiğini uygulayan yazarlar, kendi metinlerinin içerdiği hakikati, aynı zamanda egzoterik bir biçimde yazarak gizlerler ve böylece bu iki yazma pratiğini uygularken, bir yandan hakikati felsefi olmayan sıradan insanlardan gizlerken, diğer yandan da onu genç ve zeki okuyucuya ifşa ederler.[10]
    filozoflar egzoterik biçimde yazmaya neden ihtiyaç duyarlar? leo strauss’a göre; düşünce ile toplum, teori ile pratik veya felsefe ile politika arasında aşılamaz bir uçurum ve gerilim olduğundan, ”bilgelik ve hakikat” arayışı olarak felsefe, yalnızca belli türde hassasiyetleri bulunan ve kendilerini aşkla bu felsefi arayışa adamış mutlu bir azınlığın etkinliğidir.[11] yani strauss’a göre; kadim filozoflar hem havassa, hem de avama hitap etmişlerdir. üstelik anlamlar, bu iki grup için farklı ve hatta zıt olabilir. bu yüzden, eskilerin eserlerini okurken, bu iki manayı birden görmek gerekir. zira eskiler havassa farklı, avama farklı bir hakikat dersi vermişlerdir. yani özetle, strauss, filozofun şifreli yazması gerektiğine inanır ve kendi eserlerini şifreli yazdığını şifreli bir dille söyler.[12]
    leo strauss’a göre; ezoterik ve egzoterik öğreti arasında geçerli olan konu, hakikat/gerçek ile yalan arasında geçerli olana benzemek ile birlikte, derece bakımından değil, tür bakımından farklıdır. politik komünite için kesinlikle yararlı ve hayırlı olan, ama yine de ”yalan” olan anlatımlar, tam da bu nitelikli yalanlar olmaları bakımından ”güzel yalanlar” veya ”soylu yalanlar”dır.[13] leo strauss’un bu görüşüne daha net bakmak gerekirse, o kahvehanedeki insanın yönetimin ilkeleri veya hakikati bilmesine gerek olmadığı düşüncesindedir. eğer her şey yolunda ve iyi gitmekteyse, ortalığı karıştırmaya yani gerçeği anlatmaya gerek yoktur. gerçeği bilen az sayıda insanın olması gerektiğini ve kitlelerin bunu bilmemesi gerektiğini bize söylemektedir.
    neo-con’ların ilham kaynağı leo strauss’un felsefi yaklaşımı
    02 haziran, 2017 politik felsefe / felsefe, umur tugay yücel yazıları 2182