şükela:  tümü | bugün
  • bir mete inselel arzu okay seks filmi.
  • bu bir küçük emrah şarkısının adıdır. kendisi bu şarkıyı söylerken bıyıkları terlemişti gerçi orta boy emrah tadını yakalamıştı ama şarkı sözleri akıllara ziyan, melodisi evlere şenlikti.

    ye ye ye ye ye ye kürküm şimdi
    ye ye ye ye ye yeye ye kürküm... diye gidiyordu.

    unutmak istediğim ama beceremediğim şeylerden biridir.
  • turkiye'de yuzde yuz gecerli kuralların * * * * *bas taci..bas taci diyorum çünkü nede olsa "ye kurkum ye" hurmeti..... * *
  • giyime saygı göstermek.
  • "agaya saygı degil adama saygı" cumlesini ozumseyen nasrettin hoca benzetmesi.. *
  • ilkokulda bu hikayeyi her duydugumda kafamda "kurku tabaga fazla yaklastirirken kazayla degdirmesi sonucu yag lekesi olacagi", "hocanin o lekeyi nasil temizleyecegi" gibi fikirler ucusurdu. zaten derste paso camdan disari bakip hayal kurardim anasini satayim, sonra her veli gorusmesi zeki ama calismiyor bidi bidi, baba eve gelince bi ton laf. yaktin beni hoca...
  • nitelik değil niceliğin üstün olduğu günümüz dünyasında hala anlamını kaybetmemiş inanılmaz tespittir. 500 sene öteden sesleniyor adam bize resmen be. biz hala havaya bakalım.
  • yeterince derin yorumlanmadığını düşündüğüm söz.
    ha tamam zarfa değil mazrufa bakınız ama bu sözün mesajı bundan ibaret değildir.

    en baştan alalım. şehrin* en nüfuzlu kimsesi bir şölen vermektedir. mülki amirler, zenginler, komutanlar, alimler kim varsa oradadır. nasrettin hoca da önemli bir alimdir ama kapıcılar onun kılığına bakıp içeri almazlar. (kıssanın bu kısmı zarfa değil mazrufa bakınız hissesini almaya yeter zaten)

    nasrettin hoca kapıcılara görünüşe aldanmamak konusunda vaaz vermeye, onları ikna edip girmeye çalışmaz. onu almıyorlar diye küfretmeye veya taş atıp camlarını kırmaya da kalkmaz. karşıtı olduğu sistemin tam da istediğini yapar; kürk ödünç alır ve tekrar gelir. ne o? yoksa protest hocamız sisteme kanalize mi oldu?

    kürkü alıp içeri giren hoca kendini "dinci basından fırlamış ahmet hakan" gibi nişantaşı'nın nimetlerine kaptırmaz. ödünç aldığı kürkü başına borç açmıştır. yemeği verenleri ve orada şık giyinmiş olan herkesi karşısına alacaktır. şereflendirilerek en güzel yere oturtulur ve en güzel yemekler önüne konur. o bu haldeyken yine de (bunu söylemesi önüne konan yemekten bile tek bir lokma yiyememesine neden olacağı halde) kapıdan kovulan nasrettin hoca'nın aklındaki mesajı verir. geleneksel ifadeyle

    hoca bu durur mu cevabı yapıştırmış: "ye kürküm ye"

    kıssadan hisse: gençler, öğrenciler devrimcilik yapınca kimse onları ciddiye almaz. "devrim gerekirse onu da biz yaparız siz gidin ders çalışın" derler. öte yandan o öğrencilerin çoğunluğu da okulu bitirip para kazanmaya başlayınca mülkiyetin paylaşımından vazgeçer. 70'lerin 80'lerin, 90'ların deneyimleri bu gibilerle doludur. tıpkı kürkü olmayıp içeri alınmayanların sistemi eleştirmesi, kürkü olup içeri girenlerin ise sistemden gayet de memnun olması gibi bir durumdur bu. nasrettin hoca ise kürkü olup da sistemin yanlışlığını unutmayandır. aydın (içeri alınmadığı için haklı olarak küfreden kürksüz) ile filozof (nasrettin hoca) arasındaki fark da budur.