şükela:  tümü | bugün
  • geçtiğimiz hafta ithaki yayınları'ndan çıkan, tarihçi/ yazar mehmet berk yaltırık'ın, kanuni döneminde şehr-i istanbul'da geçen, korku ve fantasma öğeleriyle bezeli ilk romanı.

    ilgiyi hak eden bir çalışma, tavsiye olunur efendim.
  • son zamanlarda en çok keyif alarak okuduğum romanlardan biri oldu. galata surlarının, burçlarının, sokaklarının masalsı bir karanlıkla arz-ı endâm ettiği kitapta hem şehrin racon târihinin kurgusal köklerine hem gulyabanilerin, cadıların, oburların, kabadayıların ceng ü cidâline, iki güne sığan soluksuz bir anlatıyla yolculuk yapıyorsunuz. bu edebiyâtın, dallanarak nitelikli ürünler verip çoğalmasını umuyorum.
  • @songulyabani'nin bir romanıdır. müsait zamanda alıp okumak dileğiyle.
  • en kısa zamanda alınıp okunması gereken romandır.

    mehmet berk yaltırık'ın -namıdeğer songulyabani- hikayelerini takip ediyorum genelde. folklorik ögelere dayalı bir korku edebiyatının olmaması büyük bir eksiklik ve yaltırık bu eksikliği elinden geldiğince kapatıyor. elime geçen ilk parada sipariş edeceğim kitabı.
  • geçen gece tesadüfen keşif ettim bu abimizi (bkz: mehmet berk yaltırık)gece gece bir korku flooduna denk geldim ve tırsmadım da değil hani. takip ettim ve böyle bir kitabı çıktığını gördüm. umarım ilk fırsatta alır ve okurum. bol okuyanı olması dileğiyle. hayırlı olsun kitabı.
  • az önce okumayı bitirdiğim, mehmet berk yaltırık'ın enteresan hir romanı. romanda bir uyari var, bunu okumadan önce yazarin daha önce kaleme aldığı kanlı pençe adlı hikayeyi okumalısınız deniyor. ben de bu uyarıyı dikkate alarak, kanlı pençe hikayesini okudum sonra da romana geçtim. hikaye idare ederdi ama roman bambaşka olmuş. bir kere, okuduğum roman hem çok tanıdık hem de daha önce okuduğum tarihi romanlarin hiçbirine benzemiyor. hem polisiye, hem tarihi, hem fantastik, hem korkunçlu, hem mafyanın tarihini italya'dan alıp güzel istanbul'umuza getirmiş. birçok konudan güzel bir harman yapılmış. sonuna kadar merakla okutuyor ve öyle dokuz yüz sayfa falan da olmadığı için, sıkmadan, elinizde sürünmeden bitiyor. bir şeyler öğretiyor, yer yer gülümsetiyor, yer yer üzüyor. son zamanlarda bu kadar keyifli hir roman okumamıştım. umarım yazar benzer konulara okuyucuyu pek fazla özletmeden devam eder çünkü anladım ki, bizim tarihi korku, tarihi polisiye ya da tarihi fantastik artık adını siz koyun, bu türden romanlara çok ihtiyacımız var aslında... ihsan oktay anar'dan mahrum kaldığımız bir zaman diliminde "boşluğunu doldurdu" gibi salakça bir şey demeyeceğim ama genç yazarlara da şans vermemiz ve bu türde yazar tutuculuğu yapmamamız gerektiğini gösterdi bu roman.
  • cumartesi gecesi bitirdim. çok ama çok begendim. hem osmanlı döneminde kurt ademli , "cazı " karılı , inli cinli alemler hem de dönemin yer altı dünyasını kabadayı alemini içinde birleştirmiş , üslubu harika bir roman.

    --- spoiler ---

    silistrede de sanki yeni yeni olaylar olacak gibi , bekleyelim görelim
    --- spoiler ---
  • birkaç gün önce satın aldığım roman. geçen gece elime aldım, üç beş sayfa okurum sonra devam ederim diye. uykum vardı ama gerçekten öyle leziz bir roman olmuş ki okudukça okudum, kitabı yarıladım. tarihi roman seviyorsanız, üstüne fantastik ve korku öğelerine bayılıyorsanız, kesinlikle okumanız gereken bir roman. yazarı mehmet berk, harikulade bir iş çıkarmış. bundan sonraki romanlarını da hem okurum hem de eşe dosta hediye ederim.
  • ikinci haftasinda ikinci baskısını yapmış bir mehmet berk yaltırık namı diğer songulyabani romanı. önsöz yerine kısmında tarihi gerçeklikleri kurgu icabı bazı yerlerde değiştirmiş, her bölümün başında kaynak kitap gibi kurgu icabı kitaplar ve yazar -kaynak kişilerden- alıntı yapması okuma keyfimi daha da artırmıştır. osmanlı zamanı kabadayılık mevzuları fantastikli korkulu olaylarla iç içe geçmiş harika, okunması elzem bir roman. turkiye'ye fantastiği sevdiren adam.
  • ekşi sözlük'te de songulyabani mahlası ile yazmakta olan mehmet berk yaltırık'ın ilk romanı, aynı zamanda yarı tarihi-yarı fantastik bir roman; tıpkı yazarı gibi.

    gördüğüm kadarıyla yalto'nun(biz ona öyle diyoruz) tarihi romancılığı korku romancılığından daha iyi. yine de kötü kitap mı derseniz cevabım hayır, zira kitap son derece sürükleyici ve muadili fantastik/tarihi kitapların hiçbirine benzemiyor.

    hikayenin geçtiği döneme de uygun olarak istanbul'un yerüstü ne kadar renkliyse yeraltı da(her iki anlamda da) muazzam derecede renkli, ne ararsanız var cinsinden. ve hatta her bölümün başında da kroniklerden vs.'den alınma alıntılar var; bunlar da yazının tamamen üfürme olmadığını, ciddi bir altyapı çalışmasının sonucunu olduğunu gösteriyor. yazar burada kalemini konuşturmuş -yazar dediğim kişi de laf aramızda kalsın içip içip aramışlığım olan bir arkadaş- ve hikayesini başta dediğim gibi gayet sürükleyici hâle getirmiş. uzun zamandır eski istanbul ile ilgili bu denli sürükleyici bir şey okumamıştım, dostum da yazmış olunca kitaptan aldığım zevk kat kat arttı.

    velhasılıkelam bu kitap ve hikayenin işleniş tarzı daha kalitelilerinin geleceğinin habercisi, bu efendime söyleyim boğazın üstündeki köprü kadar net gözüküyor.

    dipnot: bölüm arasındaki alıntılar kurgu da olsa kulbuna güzel uydurulmuş.