şükela:  tümü | bugün
  • klasik türk sanatları alanında düzenlenen bir bienal.

    açılış metninden: “türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı himâyesinde, fatih belediyesi ve klâsik türk sanatları vakfı işbirliğinde, türkiye’nin önemli kurum ve kuruluşlarının destekleri ile 31 mart - 15 mayıs 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan yeditepe bienali, içerik anlamında dünya’da muadili olmayan bir projedir.”

    ayrıca, (bkz: entartete kunst).
  • bir tür çeyiz serme etkinliği anladığım kadarıyla.
    buraya gideceğime perdenin fırfırlı dantellerine bakarım.

    ekleme: he, bienal yapmak türk geleneği zaten. abileri de her yıl türkçe olimpiyatı yapardı. (bkz: olimpiyat)
    kermes benzetmesi yapan arkadaşı kutluyorum, tespitine yüzde yüz katılıyorum. bizim buralarda da adını ilk kez duyduğum derneklerin ablaları yaz geldi mi bienal yapmaya başlarlar hakkaten. gastronomik eventler de oluyor paralelinde. (bkz: peynirli poğaça)

    abdulhamit sarayında fausto zonaro'yu ağırlamıştı yıllarca. fistoyu, doblo tuğrasını sanat sananlar bunun hakkında kafa yorarlar mı bilmem.
  • (bkz: kermes)
  • yeni sanat bienalimiz.
    olumlu-olumsuz, katılalım-katılmayalım, estetiğin ve fikirlerin böyle platformlarla gerilim yaşamasını gerçek kavgalara tercih ederim.

    gerçekten türk el sanatlarının "bienal" olması iyi bir gelişme. zira resim heykeli kafadan sanat sayan batının yanlış anlaşılmasından ibaret güzel sanatlar mantığına karşı gerçek bir "sağlıklı kavga ortamı" sağlıyor.

    kıymetli "batı sanatı" üretiyorsan görelim cancağzım, öyle buralarda saygınlık taslamayla olmuyor. mor-şalvarlı-hippi-fantastik-sever kitleye de biraz türk sanatının reröre olmadığını da gösterir umarım tabii gelecekte bu etkinlik, yalnızca tekrar yapmayarak.

    sanki tüm gün sergi geziyorsunuz havasıyla yaklaşmıyor musunuz şu olaylara! zaten dededen brunelleschi, her allah'ın günü bottichelli-seversiniz.

    kavramsal sanata "yanlışlıkla gözlük koymuşlar sanat sanmışlar eheheheh" demekten geri kalmaz, türk sanatına "zanaat/geri" deme cesaretini de kendinize hak görürsünüz.

    dünya resmi unuttu sana söyleyeyim.

    ayrıca inanılmaz bulduğun fantastik çizimler banal. sanat dünyasının rüküşü. insan figürü de uygarlık değil. çıplaklık da. giyinik çizilsin demiyorum bak. olayları karıştırma.

    bence insan çizimi "geleneksel italyan sanatı". istersen yunan de çok incelediysen falan. o da kalıpları olan, ayniyle tekrar eden bayağılık.

    güzel kavgalar çıkartabilecek, gerçekten samimiyetle estetik gerilimi öngörerek sevindiğim, memleketimin kendi konumuna ayıkmasını "halkla" birlikte sağlayacak ve bizi toptan dönüştürecek bir etkinlik.

    hayali son: bu bienalle o bienal sanatçılarının magazin haberlerinin olduğunu düşünsene sözlük. ne güzel türkiye lan öyle!
  • "para akıtacak yer bulamıyoruz biraz da islami sanatçılara akıtalım" diyen korkunç ötesi saray oluşumu.

    "klasik sanat bienali" falan değil. yapılan işler tamamen modern sanat özentisi imam hatip mezunları tarafından yapılmış sanki. bu saraya bu kafaya yakışıyor. iğrenç.
  • tarihle sanatı buluşturan, heyecan verici, mükemmel bir proje. lakin mekânların dağınıklığı ve nispeten uzaklığı dolayısıyla öyle bir günde falan gezilemiyor, eserlerin detaylarına dikkatlice bakmak istiyorsanız ya iyi bir program yapmanız ya da birkaç gün ayırmanız gerekiyor.

    cumartesi günü ancak sirkeci garı'ndaki, nuruosmaniye mahzeni'ndeki ve cumhuriyet müzesi'ndeki sergilere göz atabildim. hafta sonu olduğu için, üstelik hava da gayet iyi olduğu için, çocuğunu kapan o bölgedeydi, dolayısıyla çok keyif alamadım; o yüzden, diğer sergileri ziyaret etmenin yanında bu üçlüyü de tekrar ziyaret etmeyi düşünüyorum.

    - sirkeci garı'nın (marmaray çıkışı kısmının) tavanını alparslan babaoğlu ve hikmet barutçugil'in ebrularıyla süslemişler. o kısmı gözlerimi alamayarak, ağzım hayranlıkla açık kalarak birkaç defa tavaf ettim. ancak geçip dönenlerin bakışlarından bunalınca ve kafam yukarıda dolaşmanın yüzünden başdönmesi başlayınca bir kenara oturmak zorunda kaldım. ikili arasında yıllardır süregiden -ve ne ilginçtir ki bir taraf için daha şiddetli olan- çekişme ve tartışmalar malum; lakin o ebruların sırt sırta güzellikleri ve kim ne derse desin uyumlu bütünlükleri o kadar manidar, o kadar hoştu ki, sanatına ve emeğine saygı duysam da burnundan kıl aldırmayan tavrına müthiş sinir olduğum tarafın kulaklarını epeyce çınlattım; ah be insan, baksana, biraz müsamahan olsa ve hem onunla hem de herkesle didişmeyi bir bırakabilsen, bu ülkenin sanatı için aslında böyle ne güzel işler çıkaracaksın, demeden edemedim. projenin o kısmını kim düşünmüş ve özellikle malum tarafa kabul ettirmeyi başararak uygulatmış bilmiyorum ama, kendisini gıyabında yürekten kut-lu-yo-rum!

    - nuruosmaniye mahzeni'ni zaten çok merak ediyordum, bir de böyle bir projeye ev sahipliği yapınca daha bir mest olarak adım attım. mekânın ürpertici ama bir o kadar da mükemmel bir atmosferi var, ağırladığı bazı eserler de o mükemmelliğine yakışan değerdeydi. özellikle de kubilay eralp dinçer ve diğer birkaç ismin ortak çalışması olan "hakikatin rengi" müt-hiş-ti, o perdeyi aralayınca gözlerim büyülendi, nefesim kesildi diyebilirim! keza hikmet barutçugil'in "gezegenler"i de mahzenin en etkileyici köşesini oluşturuyordu. imkânım olsa sırf onları görmek için birkaç defa daha gidebilirim, gitmeyi planlıyorum! (lakin umarım, mahzeni gezen ve eşine "benimle aynı şeyleri çekiyorsun, instagram'a aynı şeyleri koymuş olacağız amaa!" diye çıkışan hanımla -ya da benzerleriyle- tekrar karşılaşmam, zira aynı şoku tekrar yaşayacak/atlatacak kadar sabrım kalmamış olabilir!)

    velhasıl, bu proje için onca emek sarf edilmiş ve gerçekten farklı-nitelikli tasarımlar meydana getirilmiş; sanattan bir parçacık da olsa anlıyorsanız ya da en azından kültüre ve emeğe saygınız varsa bunu fark edebiliyorsunuz. lakin yine de gelinmiş, "çeyiz serme" ya da "kermes" benzetmesi yapılıp çıkılmış! gelenekli sanatların çoğunlukla değersiz sayıldığını ve büyük bir kesim tarafından üvey evlat muamelesi gördüğünü bilsek de, bu dar bakış açısına buralarda şahit olmak gerçekten esef verici.

    elbette böyle ilklerin eksiklikleri ve olumsuz yönleri olur, vardır. (ki sırf ertelenip duran sergileri ve kasıtlı bir şekilde kısıtlı süre tanınan sanatçıları duymak insanı üzüyor, rahatsız ediyor.) lakin eleştirirken maksadımız bağcıyı dövmek değil de üzüm yemek olsa keşke!
  • 2019 venedik bienali'ne inci eviner yerine, yeditepe bienali ekibi tarafindan berlirlenen biri ya da direkt bünyesinden birinin gitme ihtimali konusulacak gibi.