şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    ferhan: ne var bu gülümseyişin altında?

    nilgün: sen varsın.

    ferhan: anlamadım?

    nilgün: sen varsın dedim ya. ya ben az önce evde oturuyodum, kendi kendime dedim ki çok şükür ferhan var dedim. çok şükür dedim.

    ferhan: yani sırf bunu söylemek için mi geldin?

    nilgün: değmez mi?

    ferhan: ne münasebet. yanında başka bir mazeretin daha olsaydı mesela manava da gidiyor olsaydın bu kadar değerli olmazdı.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    önem: doğan, ben demek doğru bir şeyler yapmışım ki sen çıktın karşıma, di mi?
    doğan: ben kötüydüm herhalde, bu kadar geç buluştuğumuza göre?

    --- spoiler ---

    *
  • not alarak izledim. yüreğime dokunan her bir cümle. alın teri:

    ..kansız aşk olur mu hiç.. - ömer
    ..ömer dedi, hayatta hiç kimse adımı senin kadar güzel söyleyemez.. - ömer
    ..senin sessizliğin gürültülü.. - havva ana
    ..ne mi yapıcam, bir gün bütün gücümle aşık olucam.. işte o kadar.. - yusuf
    ..uyku, gün boyu neremizde saklıyoruz seni.. - yusuf
    ..gidiyo musunuz? benim yüzümden mi??.. - ömer
    ..bana iyi mi geliyosun kötü mü bilmiyorum.. - ali
    ..ne çabuk dağılıyor benim düşüncelerim.. ne kolay yıkılıyor inançlarım.. kadar sık değişiyor benim kararlarım.. ben her şeyi ne kadar çabuk unutuyorum.. ben her şeye ne çabuk alışıyorum.. - yusuf
    ..bütün bunlar bi prova olsa.. hepsi.. - yusuf
    ..bu dünyanın en güzel acısı be oğlum, herkes bu ağrıyı çekmek ister.. - ferhan
    ..çünkü ne istersen iste, kalbini rehin ediceksin.. - yusuf
    ..şimdi biz seni hayatımızın neresine koycaz anne? - ömer
    ..siz kendi hayatınızı yaşıycaksınız diye bizim hayatımızı heba etmeye ne hakkınız vardı?.. - havva ana
    ..nişanlım, kalbime nişanladığım.. ..beni sana yaklaştıran yorgunluğu öpüp başıma koyuyorum.. - yusuf
    ..ben yusuf.. ağır aşk işçisi.. - yusuf
    ..bi kişi gitti, mahalle bomboş.. - yusuf
    ..hiçbir şey yoksulluk kadar kötü bi öğretmen olamaz ali, hiçbir şey.. - ali"nin hocası
    ..sana da oldu mu ferhan? hani çok acır bi yerin parmaklarını üstüne bastırmaktan alamazsın kendini.. canının o kadarcık yanması hoşuna gider.. - yusuf

    ..çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin.. - yusuf
    ..sen de ordaydın.. benim en hırpalanmış halim getirdi seni oraya.. - yusuf

    ..ama ben seni her gördüğümde ilk kez görmüş gibi oluyorum duru, bu yeni bişey değil ki.. - ömer
    ..ama bu incelik beni dağıtır ya.. - ömer
    ..anlamlı bi cümle kurmak istiyorum duru, onu alıp sana getireyim sonra sen bildiğini yap artık.. - ömer
    ..bişeyler lazım.. ne bileyim bi umut bişey.. ne bileyim işte ya.. - olcay
    ..napıcaz, kime tutunucaz?.. - olcay
    ..annemi bu sevgi kurtarıcak.. - ali
    ..korkudan kurtulmaya çalışmaktansa onunla yaşamayı öğreniceksin.. - ali
    ..bana yalan söyleme ferhan, çünkü biz seni yürekten sevdik.. - yusuf
    ..ama yine de hazırlıklı olmalı, insan nasıl hazırlanırsa.. otel odası boşaltmıyosun nihayet.. - havva ana
    ..aman noluyo bana be, yine kendime acımaya başladım.. en kötüsü de bu.. çirkin bişey.. insan niye kendine acır?.. - havva ana
    ..böyle her şey yolunda gidince insan korkuyo valla.. - önem
    ..hayat nitelikli insanları ödüllendiriyo.. - olcay
    .."bütün çiçekler ayazda büyürler.." - yusuf
    ..madem yüreğinde roman yazmayı büyüten biriyim bunun tafrası bana yeter.. - yusuf
    ..şimdi hem ayık, hem yalnız.. - lale
    ..az da olsa yol aldık mı acaba, dönüp arkamıza bakmamızı sağlıycak kadar yol aldık mı dersin?.. - olcay
    ..öyle içime çekiyorum ki buz gibi havayı, dudak tiryakisi filan değilim, kalbim serinliyo.. şu lafın altındaki gerçeği görüyosun di mi.. - yusuf
  • yusuf: adım yusuf, otuzbeş yaşındayım. daha hiçbirşey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. o yüzden kenarındayım...

    ali: o meydanlara sığmayan kalabalıklara ne oldu? üç beş kişi değil, kalabalıklara ne oldu?
    üniversiteden hocası: kimi adını değiştirdi, kimi yüzünü.

    üh: ne yazarız duvarlara?
    ali: özür dilerim yazarım; verdiğimiz umutları gerçekleştiremedik diye.

    ...böyle kusursuz ve düşündürücü diyalogları içinde barındıran destansı bir dizi. aşkları, kardeşlikleri, sorunlarıyla bir aile olmuş insanlar. sanki hepsi aynı evin içinde yaşıyormuşcasına paylaşılan hayatlar. kendi anamız gibi gördüğümüz havva, abimiz gibi yusuf, ezilmiş yanımız ali, küçük kardeşimiz ömer, hırçın ama ağırbaşlı yanımız ferhan, çalışan ama yetmeyen yanımız sabri, gençlik aşkımız duru, hayatımız olcay...

    kaçıncı kez tekrarını seyrettiğimi hatırlamıyorum bile. bildiğim tek şey yine seyrettiğim ve yine seyredecek olduğum.
  • bugün dolmuştayken, bir sohbete kulak misafiri oldum.. yanımda oturan kız, telefonun diğer ucundaki sese, "hayat çok zor" diyordu sürekli, umutsuzca.. belli ki karşılığında, "aslında o kadar da zor değil", "hepsi geçecek", "üzülme, korkma" kıvamında bir şeyler duymak istiyordu.. duydu mu duymadı mı bilemiyorum, sohbetleri devam ederken indim dolmuştan..

    tanık olduğum sohbetin içeriği, bu muhteşem diziden bir sahneyi getirdi aklıma.. önem'i oynayan günay karacaoğlu ile ali'yi oynayan uğur polat'ın bir sahnesiydi bu..

    --- spoiler ---

    önem evlenmek üzeredir.. ali'den nikah şahidi olmasını ister.. bir de korkmaması gerektiğini duymayı.. ali, önem'in duymak istediklerini söyler ama konuşmadan, gözleriyle..

    önem : ali, nikah şahidim olur musun?
    ali : ben mi?
    önem : çok düşündüm senden başkası olmaz.. yani bana kefil olur musun?
    ali : canım benim, seve seve..

    - ali bu dakikadan sonra hiç konuşmaz.. başının hareketleri ile, gözleri ile cevaplar önem'in sorularını..-

    önem : aslında korkuyorum ali..
    ali : (neden?)
    önem : hani, biz öyle sanıyoruz ama hayat o kadar da zor değil demiştin ya..
    ali : (evet..)
    önem : onu düşünüp rahatlıyorum.. zor değil, değil mi?
    ali : (yooo.. değil tabii..)
    önem : yani korkulacak bir şey yok..
    ali : (yok tabii..)
    önem : biz öyle sanıyoruz..
    ali : (evet.. korkma sakın..)
    önem : tamam o zaman..

    --- spoiler ---

    her izlediğimde, hiç şaşmaz, ali gibi bir komşum olsun isterim..
  • ‘öyle bir bak ki bana
    gelmem için başka bir mazeret gerekmesin’

    yeni bir şeyler izleme ya da okuma sabrım yok uzun süredir. yeni bir kitaptan 3-5 satır ya da yeni bir film/diziden 3-5 dakikadan fazlasına katlanamıyorum ama bugün 3. kez izlemeyi bitirdim bu diziyi.

    sanırım bu dizinin bendeki sözlük karşılığı sığınak. oysa öyle öykünülecek hayatlar yok, bildiğin saf kederden ibaret. yalın, karmaşık olmayan, basit ve anlaşılır. süslü değil, görkemli hiç değil, uzansan elinle dokunabileceğin kadar sahici her şey.

    serbest düşen ve çamurun dibinden günışığına doğru yükselmeye çalışan insanların hayatın gerçekten yaşandığı grilikte buluşması.
  • ömer'in unutulmaz diyaloglarından: (yılbaşında hediyeleşirken hanım ablasına hitaben)

    "naciz hediyemi hanım ablaya vermeden önce isterdim ki havai fişekler patlatayım senin için, hani şu çektiklerine bir kenar süsü mahiyetinde. ama gel gör ki bizim maddi imkânlar iyi niyetlerle sınırlı. e seneye artık."

    ya her bölümde bir insanlık dersi, her bölümde edebi bir diyalog ve hepsi kendi içinde doğal. bu dizi okullarda izletilmeli.

    bu da bonus. en sevdiğim sahnelerden.
  • uzun bir süre sonra gene aklıma düşünce ve de karşıma çıkınca nasıl tuhaf oldum, tanıdık bir kucak gibi sarılasım geldi rastladığım gece vakti. sıkı bir arkadaş, eskimeyecek bir dost gibi bu dizi.

    haliç’te bir mahallede geçen bu dizide çok aşık vardır; rüstem pembe’ye, pembe yusuf’a, yusuf olcay’a, ali olcaya, lale ali’ye, ömer duru’ya, kitapçı lale’ye aşıktır. evet, çok aşık vardır bu dizide ama ne bir dallas’tır, ne de aşk-ı memnu. şu küçücük alıntı anlatacaktır zaten farkı;
    “olcay işsizdir, yorgundur, yalnızdır; yusuf işsizdir, yorgundur, aşıktır. ve yusuf söyle bir laf eder; “karnımız doyduğunda aşk başlayacak”

    zengin insanların fakir iç dünyalarını değil, fakir insanların zengin ve gerçek iç dünyalarını anlatan bir dizi düşünün, bu dizi öyle bir dizi işte. herkes aşık, herkes şair mi olur? bu dizide öyleydi ve kimi lafların kimi ağızlara “bunu da söyleyemez yahu” deyip yakıştıramasak da oyuncuların mükemmeliğinden ve bütün atmosferin samimiyetinden,o laflar o ağızlara yakışırdı işte ve kaybolur giderdiniz onların hikayelerinde.

    senaryoda müthiş diyaloglar var. kimini yazmıştım bir yerlere ama sadece bir kısmını buldum. hem hatırladıklarımdan, hem de not aldıklarımdan örnekler vereyim buraya. zira en iyi onlar anlatacak ve hatırlatacak bu güzelim diziyi;

    -----spoiler-----
    “ömer peynir tenekesine çimento doldurarak yaptığı halteri boyamaktadır.
    duru: dünyanın en şık halteri…
    ömer: hüznümün üzerine ağırlık koymam lazım. di mi ama? yani, vakitsiz bir gözyaşı olmasın diye muhtelif duygularımıza kas yapıyoruz.
    duru: sen çok acayipsin ya.
    ömer :ben şahin görünümlü serçe gibiyim. hani pejo motorlu vosvos gibi… içim dışıma uymuyor ama her yere beraber gidiyoruz. hatta seni bile aynı anda seviyoruz. kapanması gereken defterler kapanır duru, seni şuraya işlemiş olmamın tafrası yeter bana! ”

    “yusuf: şöyle bi cümle kurdum, bi şeylerin yerine birbirimizi koyduk. birbirimiz kadar değerli şeylerin yerine. olmadı. artık şimdi kimse sığmaz oraya.
    olcay: çok güzel ve doğru
    yusuf: şimdi seni düşünmemeyi öğreniyorum. yine de sen iyi misin?”

    ” yusuf, bir yandan ikinci el kitap satmaya başlar ve de yazmaya. ne yazdığını ve niçin yazdığını sorana ise şöyle der;
    - sırf başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye. bıktım ardımda yarım kalmış hikayeler taşımaktan. çünkü bizzat ben, yarım kalmış bir niyetim. anlamlarını bilmeden sevdiğimiz şarkılar var ya. işte biz böyleyiz. sesin kıvrılıp büküldüğü yerde ıslanıyor gözlerimiz. hayat, sahip olduklarımızın dışında kalanlarmış meğer…”

    ” duru, yurtdışına gidebilmek için piyanosunu satmıştır, piyano kamyona yüklenmektedir;
    havva ana: ne oluyor ömer?
    ömer: hiç… mahallenin büyüsü gidiyor… ya da piyano yerini yadırgıyor..
    ve ömer üzgün bir şekilde piyanosuna bakan duru’ya yaklaşır;
    - üzülme… daha sen gideceksin.”

    ” ömer,bahçedeki bir ağacı lambalarla donatmaktadır. o an duru pencereye çıkar.
    - ömer, ne yapıyorsun orda?
    - olgunlaşıyorum duru. ama madem sen ordan bakıyorsun, çiçek açayım daha iyi. ”

    “havva ana: anlatma bana yusuf. serseri bir gezegenden ne farkın var senin? bu gençliğinle, kuvvetinle ne yapacaksın çok merak ediyorum?
    yusuf: ne mi yapacağım? bir gün bütün gücümle aşık olacağım. işte o kadar.

    ve hep birlikte fotoğraf çektirilirken, yusuf, olcay’a şunu der ;
    “öyle bir gülümse ki zamana işlesin.”

    ------spoiler------
  • devam:

    ..bir şehrin musluklarından içme suyu akmıyorsa, yüreğindeki pusulaya bakmanın ve başını alıp gitmenin tam zamanıdır işte.. - yusuf
    ..bu şehirde ne çok yalnız insan var ya.. - yusuf
    ..hadi, öyle bi gülümseyin ki, zamana işlesin.. sonra, siz gidin, tebessümleriniz kalsın.. - yusuf ( ve fotoğrafta olcay'a bakarken çıkar.. :)
    ..anlamlı kavgaları olmalı insanın.. - ali
    .."savaşmayı ve sevmeyi sürdür.. sürdürmeyi sürdür.." - ali
    ..nasihat vereni rahatlatır, gerisi laf.. - ali
    ..insan kendisine yalan söyleyebiliyor.. - ali
    ..bütün ömrü bi gün süren canlılar var biliyosunuz, sabah doğup akşam ölüyolar, bütün maceraları bizim bi aylaklık zamanımıza denk düşüyo.. - ferhan
    ..ya havva söylesene bi kalp nelere dayanır? insan gerçekten düşündüğünden daha güçlü yoksa sabahtan beri üç kez ölebilirdim.. - olcay
    ..anneler için çifte kavrulmuş derler ya, işte sen de kavruluyosun .. - havva ana
    ..bi insanı sırlarıyla yaralamak hiç hoş değil di mi.. - ali
    ..karşılıksız aşklar budalalaştırır insanı.. iyice kanat ki, acısından büyümesin aşk.. - yusuf
    .."öyle geçerdik ki kaldırımları, sanki bu düşenler biz değiliz".. ali'ye gelen kartpostaldan
    ..her sabah gücümü yeniden toparlamak için kendi kendime yalan söylemekten bıktım artık.. - olcay
    ..merhamete ihtiyacımız var hakim bey.. - ferhan
    ..hani insanın içinden ilk gelen ama hep zor söylenen cümle var ya.. - yusuf
    ..yüreğimdeki bütün yüzler sana dönüşüyor.. - ali
    ..kendimi duru'ya hazırlıyorum.. - ömer
    ..telaffuz bile edemedik ki bi kere gidecek bi yerimiz olsun, şimdi sayıklayıp durcaz.. - yusuf
    ..öyle zor bi durum ki bu, ne desem dokunur sana.. - yusuf
    ..sevgimizi göstermeyi bilmiyoruz biz, o yüzden de yaralayıp duruyoruz kendimizi.. - ömer
    ..sarıl bana, öyle bir sarıl ki her şey değişsin.. bütün gücünle, kalan bütün gücünle sarıl.. - olcay (ali'nin rüyasında)
    ..gözümüzü kırpmadan silahlar kuşanmışız, büyük savaşlara hazırlanmışız.. - ali
    ..öyle bi bak ki bana, gelmem için başka mazeret gerekmesin.. - yusuf
    ..baba, seni her unuttuğumda beni öper misin?.. - duru
    ..benim her tarafım sensin ferhan.. - nilgün
    ..biz öyle sanıyoruz ama aslında hayat o kadar zor değil.. - ali
    ..bak gördün mü birlikte ne yapsak iz bırakıyo.. - yusuf
    ..demek böyle, karşılıksız sevilmek de bozuyor adamı.. - yusuf
    ..çok şey vaat edemem ama mutsuzluk garanti.. - yusuf
    ..kaybettiğin bi savaşı bi daha kaybedemezsin oğlum.. - ömer
    ..işte romanın kalbime batan tarafı.. - yusuf
    ..ne değişti tülin, yani neden artık hiç kimsenin hiçbir şeye hayatını adadığı yok?.. - ali
    ..yoksulluk diyceksin.. doğru.. ama "hayır" demeye yeter mi?.. - yusuf
    ..eğer üzüleceğimiz şeyleri kendimiz seçebilseydik her türlü acıyı koyardık da ortaya, aşk acısını şöyle beride tutardık..
    ..anlamlarını bilmeden dinleyip sevdiğimiz şarkılar var ya, işte biz de böyleyiz.. sesin kıvrılıp büküldüğü yerde ıslanıyo gözlerimiz.. nedenini soruyolar, bilemiyoruz.. kimseyi ikna edemiyoruz.. - yusuf

    ..aman oğlum sahip olduğunuz şeyleri iyi koruyun, çoluğunuzu, çocuğunuzu, bi de ruhunuzu.. - halet
    ..karnımız doyunca, aşk başlıycak.. - yusuf
    ..söz istemeyen haller vardır ya, onları nasıl anlatıcaz? içimizi nasıl boşaltıcaz?.. - yusuf
  • şaşıfelek çıkmazını izlerkenki hazzı veren, yusuf'un "aylaklık da ciddi bir müessesedir", ömer'in duruya karşılıksız aşkını anlatırkenki "ben seni iskambil destesinde bulmadım ki şansıma küseyim", yusuf'un olcay'a "öyle bi bak ki bana gelmem için başka bahane gerekmesin" replikleriyle benim için unutulmaz hale gelmiş dizidir.