*

şükela:  tümü | bugün
  • hüsamettin bozok'un sahibi olduğu yayınevi. bu yayınevi artık tarihe karışmıştır ancak edebiyat tarihi ile ilgilenenlerin sık sık karşısına çıkar.

    kitap kapakları da döneminin ilerisinde bir anlayışla hazırlanırdı. sabri berkel'in yaptığı kapak tasarımları unutulmazdır.

    anılarda ayrı bir yeri vardır bu yayınevi'nin, ülkü tamer anlatsın bir tane:

    "apollinaire in imzası

    haydi düş önüme serçe de kitabın kahramanı çeşitli kimlikler kullanıyor: enis batur, ibrahim linkol, elia kazan, cengiz aytmatov, vb... bu bana yaşadığım bir olayı hatırlattı.

    1958-1959 da hukuk fakültesi öğrencisiydim. ocak tatilinde antep e gidecektim. tren bileti almadan önce şebekemi, öğrenci kimliğimi, imzalatmam gerekiyordu. yoksa tam bilet almak zorunda kalacaktım. sekreterliğe çıkıp şebekemi uzattım.

    görevli, "önümüzdeki hafta gelin" dedi. şebekeye imza mühürünü basacak kişi hastaymış.

    "nasıl olsa mühür" dedim. "siz basın."

    görevli, "olmaz" dedi.

    iki gün sonra tatile gireceğimizi, antep e gideceğimi söyledim.

    "ben karışmam" dedi görevli.

    kim karışacaktı peki? görevlinin hastalığı yüzünden öğrenci bileti alamayacak mıydım? suç bende değil ki!

    o gün öğleden sonra yeditepe ye gittim. hüsamettin bozok, yeni yayımlacağı bir kitabın, çağdaş fransız şiiri antolojisi nin sayfa düzenini yapıyordu. masasının üstü ufacık klişelerle doluydu.

    "nedir bunlar?" diye sordum.

    "şairlerin imzaları. fotoğraflarının yanına koyacağım."

    klişeleri önüme yaydım. prevert, eluard, rimbaud, jacob... guillaume apollinaire in imzasını beğendim. şebekemi çıkardım. apollinaire klişesini ıstampada mürekkepledim.

    "ne yapıyorsun?" dedi hüsamettin bey.

    "şebekemi apollinaire e imzalatıyorum."

    klişeyi şebekeme bastırdım. apollinaire in imzası pırıl pırıl çıktı. "

    milliyet pazar 16.09.2001
  • 1950'li yıllarda yayın hayatına başlayan bir yayınevi.

    o dönemlerde varlık ve yeditepe arasında da tatlı bir rekabet dönüyordu. ahmet say yeditepe ve varlık arasındaki farkı da şöyle anlatır:

    "yeditepe’nin varlık’tan ayrılan tarafları şunlardı; varlık dergisi daha çok küçük bürokratlara, hatta köy öğretmenlerine kadar uzanıyordu. belki kitlesi bu yüzden daha fazlaydı. yeditepe dergisi ise daha çok entelektüellerin dergisiydi. bir de sol çevreler yeditepe’ye daha yakınlık duyardı. yaşar nabi’ye göre hüsamettin bozok’un yayıncılık anlayışı daha demokratikti."