şükela:  tümü | bugün
  • edit : bilgi kirliliği olmaması açısından düzeltme yapalim. yeliz koray bu yazıyı savcılıkta verdiği ifadesinde değil , yerim destaninizi adli köşe yazisindan 1 ay önce yazdığını söylemiş.yazisindan da anlaşılacağı üzere demek ki kendisi hakkinda daha önceden de bir adlî süreç yaşanmış ve onun üzerine yazılmış bir yazi.şu an ki mevcut durumuna da yine aynı şekilde cuk oturmuş.sustuklarimi yaziyorum adli yazar arkadaşa dikkati ve uyarısı için teşekkürler.
    bu arada bence çok yürekli kadınmış, böyle bir dönemde, fetodan yargılanma pahasına çıkmış ve tabiri caizse göte göt demistir.helal olsun.

    yerim destanınızı isimli köşe yazısıyla adından bahsettiren yeliz koray'ın 16 haziranda yazdığı bir diğer köşe yazısı.

    tahrik adlı yazısı için

    --- spoiler ---

    milli, manevi ve dini değerlerimize hakaret etmedim.

    “atatürk manevi kızıyla ilişki yaşadı” demedim mesela…

    “annesi zübeyde hanım genelevdeçalışıyordu” da demedim.

    sadece bu değil..

    nefret ettiğim bir insan bile olsa ‘ölü’ye her zaman saygıduydum.
    annesini millete yuhalatmadım!

    benimle aynı fikirde değil diye sandıkta ‘evet’ diyenlere “terörist-şerefsiz” demedim.

    a partisini b partisini destekliyor diye hiçbir sanatçıyı “sanatçı bozuntusu” diye aşağılamadım.

    eşini dostunu madende kaybeden acılı insanların isyanını tekmelemedim.

    kimseye mezhebini sormadım. “ölmüş mü? zaten aleviydi” demedim.

    stres altındayken ve hatta sabrım sınanırken bile kimseye “gavat” demedim.

    o ya da bu nedenle “anam ağladı” diye şikayet eden birine “ananı da al git” demedim.

    bana göre doğru olmayan şeyleri ‘doğru’ diye yazdığı için hiçbir gazeteciye “sizitasmalarınızdan kurtardım, nankörler” demedim.

    bir ağaç için canını siper eden gençlere “çapulcular-vandallar” demedim.

    bu ülke için ölen her bir asker, polis ve korucu için derinden üzüldüm,ağladım.
    “yan gelip yatma yeri değil” dedemedim
    “birkaç mehmetçik için meclis açılmaz” da demedim.

    kaç kişi olduğu mühim değildi, hiçbir can için ‘kelle’ hesabı yapmadım.

    dinimle alay etmedim. “her cuma bir duasallıyorum” demedim.

    “bakara makara” diye dalga geçmedim.

    “namaz kılmayan hayvandır” dademedim.

    kadınları bekaretine göre ayırıp “kızmıdır kadın mıdır?” da demedim.

    türbanına göre ayırıp “türbansız kadınperdesiz eve benzer” de demedim.

    bitmedi…

    “çocuğu olmayan kadın yarım kadındır” da demedim…

    “kadın makyaj yapıyorsa kaportasıbozuktur” da demedim

    “beni desteklemezseniz başınıza şu gelir bu gelir” diye kimseyi tehdit etmedim.

    beni gördüğüne sevinen birine “bi taklaat bakayım ne kadar sevindin?” diye aşağılamadım.

    engelli gence “görmeyen gözünle sana işvermişiz daha ne istiyorsun?” demedim.

    “senin çocuğun da işsiz kalsın, kişiselsorunlarını bana anlatma” demedim.

    tecavüze uğrayan çocukları savunmak yerine “bikereden bir şey olmaz” demedim.

    atanamayan bir öğretmene “oy vermezsenverme” demedim.

    ilaçlarını alamayan kanser hastası birine “al şu parayı git” diye dilencimuamelesi yapmadım.

    gülüyor, sakız çiğniyor, düğünlerde oynuyor ya da karnı burnunda dışarı çıkıyordiye hiçbir kadına ‘iffetsiz’ demedim.

    “iffetli olsun da kürtaj yaptırmasın” dademedim.

    yalnızca kendi edebime baktım, kimseye “edepsiz” demedim!

    hiçbir cemaate, tarikata üye olmadım, onlardan övgüyle bahsetmedim.

    “hocam gel artık” diye ağlamadım.

    “ne istedin de vermedik” demedim.

    mhp’ye “en iyi yaptığı şey kışkırtmaktır”,
    ülkücülere de “kafatasçı vampirler,ırkçılar” demedim.

    pkk ile masaya oturmadım,
    “oturdun” diyenlere “ispat etmezsen şerefsizsin” demedim.

    ispatı gelince de kimseyi ‘vatan haini’ ilan etmedim.

    ***

    peki, ben ne dedim; 15 temmuz’dan bir gün sonra ‘filler tepişti’ başlıklı köşe yazımda;

    “komutanın emriyle ağaca bile selam vermek zorunda olan gencecik askerleröldüresiye dövüldü. tüm dünya askerlerimizin soyulduğunu, tokatlandığını gördü” dedim.

    “kurunun yanında yaş da yandı” demekisteyerek gariban mehmetçiklere üzüntümü dile getirdim.

    sırf bu yüzden atatürk’e hakaret eden bir pislikte aynı maddeden, yani;
    “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” dan yargılanacaksam söyleyecek pek bir şey yok.

    en büyük mahkeme vicdanımdır. oradan beraat ettim.
    şimdi yüce adaletimize sığınıyorum…
    yeliz koray
    --- spoiler ---
  • kirli bilgiye hayır

    burada şöyle bir yanlışlık var yeliz koray'ın twitter gönderisi bunu yalanlayan bir şekilde ayrıca, kocaeli koz gazetesindeki yazarın yazılarına baktığımızda bu yazının 16 haziran 2017 tarihli olduğu görülmektedir.

    yazarın sayfası:
    ekran alıntısı
    internet adresi bağlantısı

    twitter gönderisi
    ekran alıntısı
    internet adresi bağlantısı

    kirli bilgiye hayır