*

şükela:  tümü | bugün
  • daha çok yemek yemek üzere tasarlanmış olan bir çeşit masa. dört ayaklı dikdörtgen en çok görülen biçimi olsa da, kare, yuvarlak, oval ve altıgen olanları da vardır.
  • en ünlüsü son akşam yemeğinde kullanılandır.
  • çoğu insan için adı bilgisayar masasına dönüşmüş masadır.
  • evde neler olup bitiyor anlamak için hem altını hem de üstünü iki dakika incelemek yeterli oluyor. dışarıdan eve gelince elimizdekileri ''ayteree beeaa'' diye masaya fırlattığımız için, bizim yemek masası 1 milyoncuların tezgahına dönmüş. envai çeşit kupalardan, yemek kepçelerine, çöp poşetinden, çatal bıçak çeşitlerine kadar çeşitli bir ürün yelpazesine sahip bizim masa. haftasonları masayı kapının önüne çıkarsam aylık harçlığım çıkar. kan yapar. vergi yok, kira yok. tamamı kar olur. zaten masada bir şeyler yemek, mars'ta mangal yakmaktan daha zor.

    ne zaman ki ben, yemek yerken tabağıma ulaşmak için bir şeyleri önümden çekmek zorunda kaldım, o zaman temizlik yapma fikrini gündeme getirdim ev meclisinde. dün akşam masanın ve midelerimizin hakimi olan ezo gelin çorbasını yemek o kadar da kolay olmadı. masada iki kişilik elverişli bir yemek alanı oluşturmak için önce geçen dönemden kalma yöneylem araştırması ders notlarını eski gazetelerin arasına fırlatmam gerekti. sonra masanın altına dağılmış çeşitli ders notu dosyalarını yok ettim. birazdan baskına gelecek polislerin belgeleri ele geçirmesini engellemek istercesine yakmak istedim hepsini. kaşık koyacak yer bile yoktu. masaya getirdiğim kaşığı bulabilmek için kazmam gerekiyordu. göçük gibiydi masa. kaşık da göçük altında kalıyordu. kaşığı ararken tek ısırık alınmış çürük elma bulmaktan çok korktum lan. kaşıkçı elması.

    ''burası mühendis evi ulan'' diye bağıran hesap makinalarını önce susturdum, ''ne mühendisi mınakoye, okuduk da noldu iş mi var'' diye azarladım, sonra kitaplığın tozlu raflarına transfer ettim. biraz da orada takılsınlar istedim. masaya fütursuzca dağılmış bir hafta öncenin iddaa bültenine ilişemedim. hem yemekte sayısal veri incelemeyi sevdiğimden hem de tutunamadığım kuponları yüzüme vurduğundan ellemeye cesaret edemedim. acı gerçekler gibi duruyordu önümde.

    allah'tan annem falan yok etrafta. kazara eve gelse, masayı görse pazar günleri işportaya çıktığımı falan düşünür. işportacılar da bile bu çeşit yok arkadaş. hangi yemek masasında yanmış modem ve şarz aleti var mınıskim. yanan modemi neden çöpe değil de masanın üstüne attığımı hala düşünüyorum. masanın üzerindeki çeşit çöpte de yok. ama masayı çöp yapacak kadar tiksinçleşmedik. bir denge var arada. kaydığı anda bize de kayar.
  • evlenecek veya yeni eve çıkacak çiftlerin kabusudur. erkek ve kadının bu eşyaya bakışları feci zıt olduğundan, ebatları ve konacağı yer konusu nice manasız tartışmaya sebebiyet verebilmektedir. aslında temenilnde şu yatar, ev döşenirken kırk yılda bir gelen misafir mi baz alınmalıdır, yoksa hergün o evi kullanan insanların istekleri mi? bu çelişki sayesinde yıllarca kafa dengi, modern bildiğiniz sevgilinizin bir anda nine yorumları yapmaya başladığını görebilirsiniz.

    yemek masası allah belanı versin lan
  • tiyatroda klasik yemek sahnelerinde tüm kişiler seyirciye karşı oturtulur ve masanın seyirci tarafındaki kenara kimse oturtulmazdı.
  • açılıp boyu uzatılabilenleri makbuldür.
    hem yer kaplamaz, hem de gerektiğinde çokça kişi ağırlayabilirler
  • ben salondaki yemek masasının üstünde sünnet oldum; daha da bir şey demem bununla ilgili. çok kırgınım sana:(
  • misafir odası olarak nitelendirilmiş olan odadaki yemek masası için tanım: üzerinde en şık örtü ve biblonun sergilendiği, çok önemli bir misafir gelmediği sürece yemek yenilmesi için kullanılmayan, daha çok ''salon takımı'' içerisinde yer alan gereksiz masadır.
  • karşınızda az, mümkünse hiç konuşmayan birinin oturmasını tercih ediniz.