şükela:  tümü | bugün
  • karni acikan insanlarin lokantaya giredikten sonra yaptiklari eylem.
  • turkceyi yeni ogrenen, ogrenmeye calisan yabanci uyruklu insanlarin kisa sureli havale* gecirmesine neden olabilecek* kelimenin* pespese iki kez kullanimi sonucu ortaya cikan cumle.
  • yemek yiyicilerin, yemek icin yasayanlar* ve yasamak icin yiyenler* diye ikiye ayrilmalarina olanak veren hayati eylem...
  • (bkz: manger)
    (bkz: essen)
  • benim de dahil olduum bi gruba göre ise uzun sürmesi halinde sıkıntı veren,kimi zaman vakit harcaması gibi göründüğü için ihmal edilen eylem
  • bazıları vardır ki ortalama ömrün yarısına dayanmış ve elbette kendilerini dinliyor olsalar dahi bunun vaktini bir türlü ayarlayamazlar (bkz: açlık)
    yaşantı içinde de sürekli bunun bedensel hastalıklarını (tansiyon, baş ağrısı, göz kararması, durgunlaşma vb) çekiyor kalırlar
    elzemdir. bunsuz yaşam geçmez azıyla da işkenceye döner
  • yemek yemek, zamanla bir ihtiyactan ziyade bir rituel halini almistir. oyle ki cogumuz karnimiz ac olmasa da yemek yeriz uc ogun, cunku buna alistirilmisizdir. ozellikle oruc tutmayi kisisel deney olarak goren insanlar bunu gorebilir
  • dozu ruh durumuna göre değişebilen zevk-ihtiyaç arası bir iş. bazı araştırmalara göre insan içinde bir boşluk, bir eksiklik hissediyorsa normalinden (normal: her şey kıvamındayken tüketilen yemek miktarı) çok daha fazla yiyor ve deliler gibi şişmanlayıp sıkıntılarına bir de istenmeyen kilolarını ekliyor. ama eğer her şey fazla geliyorsa, beynini ve ruhunu bir sürü saçmalık doldurmuş durumdaysa ve hatta kusmak arzusu içindeyse, yemeden içmeden kesilip* bir dilim ekmekle falan bütün gün idare edebilecek güce sahip oluyor.

    ayrıca ihtiyaç mıdır zevk midir nedir belli olmaması ve depresyonla yakından ilgisi bakımından uyku*ya bayağı benzer.
  • zaruri bir ihtiyacı yerine getirme eylemi.....çok kaçırırsanız şişman ,çok az yerseniz de pişman olursunuz