şükela:  tümü | bugün
  • genel tablodan bir giriş yaparsak, elle tulur 3-5 veri şöyle: cinsel yönden güzel bir uyum, yaratıcı bir ilişki, güzel çocuk(lar), kendini ifade edebilme, keyif alabilme ve iyi vakit geçirebilme... bakalım gerçekten öyle mi?

    şimdi yengeç ve yay ilişkisi, sanki arkadaşlık düzeyinde daha iyi seyrediyor gibi görünüyor. kendini ifade edebilme, kendin olabilme ve bundan keyif alabilme durumları, bir aşk-meşk ilişkisinde pek mümkün olan hallenmeler değil. ayrıca kalpten bir yakınlık da yengeç ve yay arasında daha düşük ihtimalde. genel olarak birbirlerinin varlığından ve beraber bir şeyler yapmaktan hoşlanabilirler, ama o kadar. ilişkiye dönüşmesi için birbirlerine kendilerini ifade edebilmek için alan açmaları gerekir.

    arkadaşlıkta bile aslında çok güçlü bir sevgi yoğunluğu göze çarpıyor. ilişkide de öncelikli olarak cinsellik gelmiyor, daha ziyade basit ve saf anlamda bir sevgiden bahsedebiliriz. yüzeysel olarak bakınca birbiriyle uyuşmadığı sonucuna varabileceğimiz bu iki insan, bir araya gelmekte o kadar da zorlanmayacaktır. birbirlerini çekerler. bu çekim kuvveti 9,8 newton’un üzerinde olacağından, fazla sevgi nefrete de dönüşebilir, devreler yanabilir. yine de çoğunlukla en azından insani ilişki bakımından iyi şeyler beklemek daha mantıklı, moral vermek için söylemiyorum.

    işte tarihi gerçekler sayın seyirciler. yengeç bey-koç hanım ikilisinden bile daha fazla çatışmalı, tartışmalı, rekabetli, taşlı sopalı hırçın bir ilişki bekliyor bu ikiliyi. sokaklar yakılabilir, arabalar ateşe verilebilir, müzik setleri televizyonun içine girebilir. bir tür sirk olacak, dışarıdan izleyenlerin ağızları açık kalacak. efsane olacaksınız, daha ne diyeyim. iki tarafın enerji seviyeleri arasında ben diyeyim zionla dünya yüzeyi arasındaki kadar, siz diyin marianna çukuru kadar fark var. siz daha haklısınız tabii. iki inatçı keçi vardı bir köprüde karşılaşan, onlar kadar mücadele olacak yengeç bey ve yay hanım arasında. her ikisi de çırpınacak “benim dediğim olacak” deyu deyu. ancak üzülmesinler, onlar için bonus puanlarımız var. eğer iki taraf da kendinden eminse, karakterleri oturmuş ve hakikaten ilişkiye ve kendilerine karşı dürüst olabiliyorlarsa, bu çatışmalardan pozitif verim almak da mümkün (‘at yalanı...’ diye başlayan bi laf vardı). bu hisseli harikalar kumpanyası gibi bir şey olursa, ya da bir sitcom rahatlığında yaşanırsa mümkün olacak. demek istediğim şu: televizyonda veya tiyatroda, çiftler arasındaki çok ciddi atışma ve kavgalar, çok kırıcı olabilecek sözler bir komedi unsuru olabiliyor. iki kişi birbirine giriyor, söyledikleri sözlerin ardından kahkahalar atılıyor. aslında mizah unsuru olarak kullanılan bu şeyler gerçek hayatta olsa, kimbilir ne kadar çok kırgınlık, hayalkırıklıkları, gözyaşları olacaktır. ama bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı yerden devam edebiliyor bu oyuncular. işte o tiyatrodaki oyuncular kadar rahat ve kendinden emin olmalı iki taraf da. birazcık sense of humour gerekiyor. kavgaları geçiştirmek değil de, kavgaya başka gözle bakabilmek. bunu yengeç bey yapar yapmasına, ancak yay hanımın da aynı şekilde katkıda bulunması lazım. bir sözlük yazarının da dediği gibi, yengeç erkeği siz nasılsanız öyle olan bir insandır. siz soğuk davranırsanız o da soğuk davranır, siz yakınlaşırsanız o da yakınlaşır. ama niye soğuk davrandığı konusunda sorgulanan daha çok yengeç olur.

    bunların en yıkıcı etkisi, aşk ilişkisini yaratıcı bir dinamiğe sokmayı engellemesidir. normal bir arkadaşlık ilişkisinde üstesinden gelmek daha kolaydır. bu yüzden bu ilişki daha ziyade hislere dayanır. ne alakası var, hislere dayanmayan ilişki mi olur? olabilir efendim, çene çalmaya dayalı da olabilir, maddiyata dayalı da olabilir. ama bu ilişkiyi ne maddiyat, ne de çene çalmak kurtarır. tek yolu, birbirlerini gerçekten sevmeleridir, katlanabilmek ve tahammül sınırlarını yukarıya çekebilmek için. yengeç erkeği sorunları rasyonel yollardan konuşmaya daha eğilimlidir. yay kadınının sirk palyaçosundan bozma tavırları mantıklı bir çözümü engelleyebilir, yengeç erkeği de bu tavırlara uygun davranacaktır, dedik ya, taklitçidir bunlar. ilişkiye ve kavgalara bakış açısını oturtabilirlerse (burada yay kadınına büyük görev düşüyor), az çok adamakıllı iletişim kurma şansları olabilir. birbirlerine karşı hissettiklerini, iyi veya kötü olsun, açıktan söyleyebilme şansları doğar.

    imkansız bir birliktelik gibi görünse de, bu ilişkinin olsa olsa bir aşk olacağı, olmazsa en azından iyi bir arkadaşlık olacağı kesindir. beraber vakit geçirmekten çok hoşlanacaklardır. yengeç erkeği, birçok erkek gibi, pek sıkılmayacak, birlikte bir şeyler yapmaktan zevk alacaktır. yay kadını “işlerim var, benim hayatım, başka şeyler yapmak istiyorum” triplerine girebilir, girsin de zaten. bu biraz yengeç beyimizi kendine getirir. “evet lan noluyor, her gün her gün gezip tozulmaz ki” diyecektir, en azından o kadar aklı çalışıyordur diye umuyorum. ama yay kadını, her durumda olduğu gibi burada da işin bokunu çıkarmamalıdır. dengeyi ayarlamalı, beraber çok vakit geçirmenin de iyi bir şey olabileceğini düşünmelidir. yay hanım, özellikle yengeç erkeğindeki sense of humour potansiyelinin ortaya çıkmasına izin verirse, bunu başarabilirse, onunla birlikte geçirdiği zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaktır bile. yengeç öyle mızmız, öyle pasiftir işte. kendi kendine çalışmaz, marşa basmak gerekir, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru bir üslupla. yengeç beyi iyi tanımalı bu yay hanım, neye nasıl tepki vereceğini iyi analiz etmeli, ölçüsüz hareketlerden kaçınmalıdır.

    bir diğer ihtimal de, hafif meşrep bir ilişki olmasıdır. bu da venüs dediğimiz ucube gezegenin dördüncü konumun tam sonunda, beşinci bölgeye geçmek üzere olmasından kaynaklanır. ne alaka bilemiyorum. yine de kastettiğim şeyi izah edeyim. birbirlerini fazla ciddiye almayabilir bu ikili. iletişim kurmak için yeterli enerjiyi sarf etmeyebilirler. bunların arasında asla ilk görüşte öyle ciddi bir çekim olmaz. cinsel çekim olabilir gerçi, ama o herkes arasında olabilir zaten. bir tür birlikteliğe, ilişkiye işaret edebilecek bir şey olması zordur. yengeç beyin ilk imajı, “mıy mıy, mızmız, pasif, ağzından kerpetenle laf alınan (geveze yengeçleri yengeçten saymıyoruz), kerpetenle alınan laftan sonra bir kamyon laf boşaltan, kendine güvenen (bunu narsizm olarak yorumlayabilir yay hanım, haksız da sayılmaz)” bir tiptir. yay kadını da yengeç erkeğinin gözünde “hafif meşrep, elde durmayan, hep bişeyler peşinde koşarak hayatı erteleyen” bir tip olarak görünebilir. bu gibi nedenlerden ötürü, ikisi de birbiriyle iletişim kurmak için özel bir çaba harcamayabilir, enerji sarf etmeyebilir. tavsiyem, sarf ediniz efendim. öyle durmakla olmuyor, masal değil bu. konuşun, tanıyın, ne kaybedeceksiniz? zaman mı? öyleyse gidin zaman kazanacağınız şeylerle uğraşın, ne diyeyim.

    işte geldik en zor noktaya sevgili dinleyenler. bu ilişkiyi, hafif meşrep iletişim biçimi ve karşılıklı soğuk-çekingen-uzak duran tavırlar nedeniyle, ‘normal’ bir ilişkinin rayına oturtmak çok zordur. peki neden oturtalım? ilişki normal olmak zorunda mı? her ilişki gibi mi olmalı? buna vereceğim cevap “evet” olması bir yana, bu başlık altında bu “evet” cevabının gerekçelerini vermem abes kaçar. üstelik bir hayli uzun sürer, çünkü bütün olası karşı argümanlara bir kulp uydurmam gerekir. şimdilik evet demekle yetinelim, normal bir ilişki gibi olmalı. ama bunu başarmak zordur. ilişkide çok fazla gel-git yaşanır. ikide bir ayrılıp barışan bir çift olabilirler. genelde yengeç ilk ayrılıktan sonra asla eskisi gibi olamaz ve bu bir sonraki ayrılığı da tetikler, ama yine de birbirlerinden vazgeçemeyebilirler. bu ilişkiyi ortalama bir ilişkinin düzenine uydurma çabasının bizatihi kendisi, yani bu çaba, ilişkinin zeminlerini sarsacak bir harekettir. karşılıklı olarak duyulan heyecanın süregiden bir his olması lazım gelir, sarsılmaması için. iki taraf da ilişkiyi, hayatlarında çok önemli bir adım, inanılmaz bir değişiklik olarak görüyorsa ve tabii gerçekten öyleyse (yengeç ve yay söz konusu olduğunda muhtemelen öyle olacaktır), ilişki sürebilir. tabii bu değişimi istiyorlarsa. bir de tutup evliliğe götüreceklerse, altın kural şudur: kuralları azaltın. olabildiğince az “olması gerekenler” listeniz olsun. ve bu olması gerekenleri iki taraf da kendine uygulasın, karşıdakine değil. kendisi için olması gerekenleri bilerek onları uygulasın, bu da karşı tarafı ne kadar tanıdığına bağlı elbet. evlilik aşamasına gelmişse zaten bir hayli yol katedilmiş olduğunu varsayarak, özellikle yengeç erkeğine tavsiyem, yay kadınını fazla yargılamaması ve ona koşulsuz güvenmesidir. birbirlerine dayatacakları kurallar, ilişkiyi çıkmaza sürükleyecektir. bir süreliğine bu kurallar kabul edilebilir gibi dursa da, uzun vadede kalıcı sorunlar yaratabilir.

    aha da ilişkilerin başbelasına geldik: üçüncü kişiler. other. the other’s. ölüler, gençler, kendini genç hissedenler, anne-baba ve dayılar, yakın arkadaşlar, dostlar, şebek arkadaşlar, kemalettinler, nilgünler, kafadanbacaklı zevzevkler, aklı başında bilge adamlar, zeki ama mütecaviz kadınlar, yavşak herifler, daniel day lewisler... bu ilişkinin çok önemli bir sorunu olacaktır bu üçüncü şahıslar. her ilişkide öyledir de, burda ayrı bir potansiyel vardır, daha çok sorun çıkarabilir. yay hanım fark etmeyebilir ama, etraftaki çoğu insan bu ikilinin birbirine uymadığını düşünecektir. yengeç erkeğinin bunu fark etme ihtimali daha fazladır. sensolojikler ya, o bakımdan. çevredeki insanlar biraz da izan yoksunuysa eğer, uygun olmadıklarını bir şekilde onlara ifade edeceklerdir. ilişkiye müdahale edilmesi muhtemeldir, dikkatli olunuz. kendi kararlarınızı kendiniz alın ve seviyorsanız sonuna kadar gidin. hindi gibi düşünmeyin. bu müdahale durumları, gerçek arkadaşlarınızı, daha doğru bir ifadeyle, size gerçekten değer veren arkadaşlarınızı ayıklamakta da yardımcı olabilir. seviyor ve sonuna kadar giderim diyorsanız, bu müdahale boşa çıkacak ve siz de müdahale eden insanlara mesafeli durmayı öğreneceksiniz. duruma göre bu müdahaleler, ilişkyi bir arada tutmaya yarayan, japon yapıştırıcı kadar olmasa da 404’ten daha etkili yakınlaştırıcı etkenler de olabilir.

    abuk subuk burç sitelerindeki zıt burçlar denen bu iki burç, aslında anlaşabilen bir ikili olabilir. yengeç beyin iflah olmaz güven meselesi, maceraperest (ne demekse) yay kadını için bir problem olabilir. yay kadını seviyorsa, ilişkiyi zorlamalıdır, yengeç erkeğini zayıf noktalarından vurmalıdır. bu da, yengeç beyin renkli ve herkesle konuşabilen, laylaylom tiplere olan vazgeçemediği eğilimidir. biraz onu eğlendirsin yay kadını, neşe falan saçsın, etrafında azeri düğünlerindeki gibi dönsün, ateş böceği taklidi yapsın ki, yengeç de kendini sokak lambası zannetsin. sakin olduğunu zannedilen yengeç’in gayri sakin tutumları, ancak bu türden bir samimiyet içinde ortaya çıkar ve yay kadını bundan çok hoşlanır. yengeç beyin en renkli hallerini sadece kendisi biliyordur ve kendini özel hisseder. yengeç de bu hissi yaratmakta az şerefsiz değildir. yay kadını, yengeç erkeğine rüyalarının kadını gibi gelebilir, dikkatli olsun, karakterini iyi gözlemlesin. gündelik tavırlarına aldanmasın. başlarından bir olay geçmeden birbirlerini iyi tanıdıklarını düşünmesinler. yengeç bey öncelikle yay hanım’ın kötü zamanda yanında olup olmadığına dikkat etsin. yay hanım da yengeç beyin ilişkiye verdiği önemden emin olsun, ayrıca o çenesini biraz tutsun, aklına eseni aniden söylemesin, üslubuna dikkat etsin. yengeç fırından yeni çıkmış ayçöreği gibidir, sert ısırınca unufak dağılır, toparlayamazsınız sonra günlerce.

    hayata dair son derece karşıt görüşleri, zıt hayata bakış açıları olacaktır. bunların üstesinden gelmek zordur, ama bu her ilişki için geçerli bir zorluk. yay hanımın ağzına geleni pat diye söyleyivermesi, yengeç beyin bütün enerjisini bir anda sıfıra indirebilir. yengeç bu gibi durumlarda tepkisini ertelemeyi bilmelidir. daha sonra uygun bir dille anlaşma yollarını aramalıdır.

    sevin, sevilin, hayat fazla uzun değil. bakın kaç yaşınıza geldiniz, yazık etmeyin gençliğinize. “yay ve yengeç zıt karakterlidir, asla olmaz, arkadaş kalın” gibi saçmalıklara da kulak asmayın.
  • astroloji dünyasına inat süper bir evlilik boyutunda seyretmeye devam eden, seyretmeye devam etmeye de devam edecek olan süper ilişki formudur. yırtarım ben o kitapları be, heyt!
  • yengeç erkeginin kapali bir kutu gibi olmasi, paylasmamasi, anlatmamasi ve yay kadininin dengesizlikleri bile ikisi arasindaki sevginin buyuklugunu etkileyemez.
  • yengeç erkeğinin vıcık vıcık duygusallığı, ağlak ve de yapmacık romantizmi yay kadınına gülünç ve saçma gelir. her şeyden önce dürüstlüğe önem veren yay kadını samimiyetsiz bulur onu çünkü. ezbere romantizm, zoraki centilmenlik, üçüncü sınıf aşk sözcükleri mide bulandırıcıdır.

    bu ikilinin ilişki(sizlik) özeti budur.
  • yay kadınının asımetrık paraleldeki hımbılımtrak hareketleri onceleri maceraya ve ogrenmeye ac yengec erkegini cezbetse de, kıyamet kopmak uzere iken bile car car carlayan cacaron yay kadınını kocaman bır mancınıga yerlestirip kesısleme semalarından taraf fırlatması uzun surmeyecektir. agzı bozuk ve yoresel siveli yengec erkegi, bu islemi yaparken de bilimsel ve siirsel bakıslarını gokyuzune uzatmaktan geri durmayacaktır. yay burcu hanımkızımız ucusta..!
  • bir kaç farklı durumdan mütevellit demem lazım ki, olmaz. yani şimdi sen, bunları okuyan yengeç burcu kardeşim; burçlara inanmıyor olabilirsin. ama bu ilişkinin sonunda inanacaksın. hatta karşındaki yay burcu kız da inanmıyor olabilir, o bile inanacak astrolojiye. kaptırma kendini, ha illa kaptırdım diyorsan da; olabildiğince öküze, mala bağla ki karşındaki yay kadını direkt senden etkilensin. öyle etkileniyorlar zira. ilginç bir yapıları var. 4s kuralına sıkı sıkıya bağlılar. etkilendiğini hissettiğin anda bile odunluktan ödün verme. biliyorum yumuşak yapılı adamsın, yazık olur.

    yay burcu kadını kaptırıyorsa da kaç. kaçmaktan kastım bir telefon veya e-posta uzağında bile olma. yoktan anlamıyorlar çünkü. ya kafayı yersin... ya da kafayı yersin. o denli olmaz bu iş.

    hadi bacaklarına kuvvet. öptüm.
  • yaycığım,
    yengecin aşırı derecede sevimli olmasından, espri anlayışından, konuşkanlığından, hareketliliğinden, -sen de seviyorsan eğer- yemeyi sevmesinden etkilendin değil mi?
    sonra usul usul yaklaşmasına, tatlı tatlı cevap vermesine, seni hayallerine dahil etmesine kapıldın değil mi ?
    herkes 'olmaz' dedi ama sen yine umursamadan 'ne olursa olsun' dedin değil mi ?
    buraya kadar gayet iyi ama bunları yengece belli etme. o ince eler sık dokur, zamanla güvenir; sen zaten insanlara tanımadan güvenecek kadar safsın, kaybetmek istemezsin. sabretmeyi öğren. izin ver o sevsin, o üzerine düşsün. yoksa korkutursun. sen patavatsızlık yapmamak için kelimeleri özenle seçerken, o yalana bile baş vurur. sonra 'acaba daha önceki duygu, düşünceleri de mi yalandı?' diye düşünürsün.

    sen okunu fırlatmadan, o yan yan kaçar; sen kendine kızdığınla kalırsın.
    sen mi yengeçtin , o mu yaydı yoksa?

    sen de centaur gibi dört nala uzaklaş.

    hadi yolun açık olsun.
  • bu ilişkide ikili ayrı dünyalarda yaşar. yengeç evini sever ve ona ne söylendiğine karşı çok hassastır. ne kendinin ne de başkasının incinmesini istemez. yaylar ise biraz patavatsızdır, aklına ilk geleni çekinmeden söyleyebilir ve bunları söylerken karşıdakinin duyguları pek aklına gelmez. ayrıca yayları evcil bir hayata kolay kolay alıştıramayabilirsiniz.

    genel olarak yaylar burçların içinde en filozof olanıdır, öğretme ve anlatma iç güdüleri kuvvetlidir. herkese hayatlarını nasıl iyileştirip, geliştirebileceklerini göstermekten büyük zevk alırlar. teknikleri pratik olmasa da, yetenekleri fikirler ve inançlar alanındadır. yaylar ilişkilerinde partnerlerinin vizyonunu genişletir, onları hayatın her türlü ihtimaline karşı hazırlayıp, problemlerine çözüm olurlar. yay burcunun sembolü oktur ve bu okun ucu devamlı yukarıya doğrudur. pozitif bir görüş açısı ile bir sonraki fırsatı görüp, kendini ve partnerini buna odaklar. filozof ve öğretmen olarak bu burç ikili ilişkilerde konuşmaların çoğunu yapıp, her konuda yorum yapacaktır. söyleyeceklerini de pek sakınmazlar ve bazı durumlarda ancak söyledikten sonra pişman olurlar.

    öte yandan geçmişin detaylarını yengeç burçları kadar hatırlayabilen bulunmaz. belki sırf bu yüzden sevdiklerini kaybetme korkuları vardır, bu kadar hatıra kolay kolay zihinden silinmez. bugünkü en iyi arkadaşları muhtemelen ilk okuldaki en iyi arkadaşlarıdır ve eski arkadaşları ile haberleşmeden her hangi bir haftayı geçirmezler. sevdikleri ile bağlantıyı koparmak onları hayli üzer ve bunu engellemek için ellerinden geleni yaparlar. yeni ilişkiler de oluştukça bu kopmayan ailenin birer ferdi olacaktır. kalplerinde örneğin iş yerinde sevmedikleri insanların bile özel bir yeri vardır çünkü bu insanlarla her iş günü karşılaşarak diğer insanlara oranla yakınlıkları artar. devamlılık yengeçleri rahatlatan bir unsurdur ve bu olgu romantik ilişkileri için de geçerlidir. uzun süreli ilişkileri hedeflerler, ucuz heyecanlar onlara göre değildir. aradıkları romantizmden öte, bir aile ve güvenli bir yuvadır.

    kaynak: (bkz: elle)
  • zor o iş.