şükela:  tümü | bugün
  • 8-9 şubenin beraber beden dersine girmek zorunda kaldığı kalabalık bir okulun pratik zekalı beden eğitimi hocası tarafından icat edildiğini sandığım bu oyunda hoca evvela herkesi çayıra inek salar gibi üniform biçimde yayar ve parkeye oturtur. ayağa kalkmak zinhar yasaktır, çok gerekliyse hareket avuç içleri ve topuklar vasıtasıyla ters emekleme diyebileceğimiz bir şekilde gerçekleşir. hocanın karşı cepheye el bombası gönderircesine bir lakaytlıkla, ortaya random salladığı voleybol topu ile start alan oyunda gariban öğrenciler yerlerinden kalkmadan, sadece eller üzerinde biraz yükselerek pas vermeye ya da skor kaydetmeye uğraşır, amaç budur, ancak takım kavramının bile doğru dürüst olmadığı bu oyunda pas gibi taktiksel inceliklere pek yer yoktur pratikte, "topu gördün mü vur" şeklinde özetlenebilen recep yaklaşımı geçerlidir daha çok. yine de tabiatı itibariyle çok klas volelere, kız gibi rövaşatalara kolayca zemin hazırlayan bir oyun olan yengeç futbolu, aman allahım bak düşündükçe netleşiyo anılar sevgili okurlar, 150 kişi bile oynanabilir; farklı noktalara atılmış 4-5 topla oynattıklarını hatırlıyorum bu oyunu, var mı böyle bir top oyunu yahu, eline yalancı meme verilen bebek miyiz ulan biz sırtüstü debeleniyoruz, debelendik?
  • avuç içlerinin simsiyah olmasına sebep olan, öğrenciye de dersin nasıl geçtiğini farkettirmeyen bağrış çağrış oyunu. yengeç futbolu diye de tabir edilir.
  • (bkz: ted ankara koleji)

    90'larda nedense çok populerdi bu. evde de kuzenlerimle oynardık.