şükela:  tümü | bugün
  • (yeni) dergisinde, nermi uygur'un "bunalımdan yaşama kültürü" kitabından hareketle "kriz" konusunun konuşulduğu yuvarlak masa söyleşisini okuyordum. sanırım soli özel konuşurken, işte bizim coğrafyamız bu kitap / kültür konularında ne kadar çorak minvalinde söze giriyor, amerika'da herhangi bir üniversitede, "catcher in the ride"a bir gönderme yaptığınızda her öğrenci yapıtın ismi anılmadan referansın nereye verildiğini anlar... gibisinden devam ediyor.

    ediyor da... maalesef kitabın ismini ben yanlış yazmadım, dergide böyleydi. o zaman da çok komik oluyor. şöyle oluyor: biz daha dünyada en çok bilinen romanlardan birinin adını doğru yazamıyoruz dergi olarak... sonra hangi kuraklık, hangi kültür, hangi yayın...

    böyle bir anımdır.
  • böyle nick altı yazı muhabbetine girmek istemezdim ama mehmet ali erbil/@yeni yazısında bana hastalıklı baba diyerek kendi kaşındı.

    cüssece değilse de yaşça küçük kardeşim olur. sözlüğü bazen forum niyetine veya tüketici şikayetleri mercii olarak kullanıyor ama onun dışında bilgi verici yazıları fena değil. iyi bir insandır, arada herkese azıcık hak vereceğim ama kimseyi de tam haklı bulmayacağım diye aklın sesini dile getiriyormuş edasıyla beylik laflar sıralamak huyu nüksetmezse aslında hoş sohbettir, komiktir, bulunduğu ortamı neşelendirir. (bir tek uygunsuz ortamlarda müstehçen fıkra anlatma alışkanlığı var, o fena) kutu oyunlarını çok sever, yalnız gizli hedef benzeri diplomasinin çok olduğu oyunlarda dikkat etmek lazım, sürekli konuşur, herkesi manipüle etmeye çalışır, baş ağrıtır.

    istese atom mühendisi bile olabilirdi, mehmet ali erbil izlemekten vakti kalmadı. kısasa kısas, baba olduğu gün yeğenime bulabildiğim en gürültülü ve yiğrenç sesli elektronik oyuncağı ve spiderman/barbie bebek kostümü alacağım. çocukken arkasından çok çığırdım, "yeniii, yeni, çişin gelince oyuna iki dakka ara ver de tuvalete git. ıslak donla dolaşma yeni, pantolonunu giy, öyle çık sokağa" diye. abi sözü dinlememenin sonuçlarını ramazan davulcusunun akraba çıkması/@yeni'den okuyunuz, ibret alınız.
  • ''eskiyecek her şeye “yeni” denir.''

    özdemir asaf
    yuvarlağın köşeleri
  • insanın içini ferahlatır, yalnızlık duygusunu hafifletir, değişiklik iyi gelir, göz zevki için güzeldir, başka bir şey söylemektir, var olması gerekendir.
  • (bkz: güne iyi başlatan şarkılar)

    tekrara alınıp üst üste birkaç kere dinlenince güzel oluyor. ayağa kalkıp önce kendinizi sonra da dünyayı kurtarasınız geliyor.

    sonra oturuyorsunuz oturduğunuz yere gerçi.

    günler güzel geçmedi, unutmam lazım*
    asıp yüzümü kalmışım azıcık kırıtmam lazım**
    hep içime atmışım anlatmam gerek**
    hepsini bir kazana atıp toptan kaynatmam gerek*
  • yeni insanlar sevmek lazım,
    yeni kitaplar okuyup,
    yeni şehirler keşfetmek lazım.

    yeni iyidir..
  • heyecanla beklenen "yeni" dergi. yayın kurulu neredeyse derleme bir kitabın içerik listesi gibi;

    oruç aruoba, enis batur, ali cengizkan, oğuz demiralp, evren erem, ismail ertürk, murat gülsoy, ekrem işın, fahri özdemir, soli özel, kaan özkan, orhan tekelioğlu ve gündüz vassaf

    http://602gece.blogspot.com/…ergisi-ckyor-yeni.html
  • yeni çıkan bir kültür ve edebiyat dergisi. haber
  • yeni
    neymiş o, kimmiş o, eskimeyecek?
    ruhiyle, öziyle daima taze,
    su ve ekmek gibi her zaman aziz...

    cümle son bulmadan bitiyor gerçek;
    zamanın ardında kalan cenaze.
    hakikat göklerde şimşekten bir iz.

    güzellik hep yeni, yenilik güzel,
    dostunu bulan aşk sonsuz ömürlü,
    sevgili bayatlar ama aşk yeni.

    kalbinde birleşik ebetle ezel.
    ateş çubuklarla kalbin mühürlü,
    bizim köyde ara pörsümeyeni!..
    (nfk)
  • yeninin kendine has bir kokusu ve havası var. yeni bir eşyanın kokusu; yeni kokusudur, örneğin. başka bir ifadesi yoktur o kokunun. yeni ceketinizi giydiğinizde daha çok kendinize güvenirsiniz, o yüzden en önemli günlerde yeni bir şeyler alma ihtiyacı duyarsınız. eskiler dolapta dağınık dağınık dururken yeni aldığınız ceketi askıya asarsınız. eski evinizin küfü, boyası umrunuzda olmazken yeni evinizi sürekli havalandırırsınız, her gün silersiniz, üstelik yorgunluk falan da hissetmezsiniz bunun üstüne. bu olaylar için de geçerli. yeni bir işe başlarsınız, eski işinizden farklı bir havayla gidersiniz. yeni biriyle tanışırsınız, farklı bir havaya bürünürsünüz, kırk yıllık tanıdığınızın zorla götüreceği bir yere o yeni arkadaş "hadi gidelim" dediğinde sesinizi çıkarmazsınız. eski arkadaşınıza kızdığınızda bağırırsınız ama yenisiyle pek münakaşaya girmek istemezsiniz. yeniler ayrıcalıklıdır böylece biraz da.

    ilkler de yenidir. görüşmek istediğiniz biri sizi ilk kez aradığında eliniz ayağınıza dolanır; ne diyeceğinizi, nasıl konuşacağınızı şaşırırsınız. ama bu görüşmeler devam ettikçe o telefon sesi "offf, yine ne var"lara dönüşür.

    yeninin eskimesinin sebebi, alışılmasıdır, yeniyle birlikte zaman geçirilmesidir. yeniyle zaman geçirdikçe önceliğini yitirirken, eskimesine oranla değerini arttırır. öncelik ve değer, iki zıt kardeştir.

    her yeni, zamanla bir eskinin yerini alır. eskimek güzeldir de eksiltmedikçe. eksilmeden eskiyen bir yeni, hep yeni kalır. ` :yeni kalsın yeniler `