şükela:  tümü | bugün
  • erkin koray'ın dile getirdiği üçkağıtçılık olayı. linki vereyim hemen;

    http://www.radikal.com.tr/…_bandrol_veriyor-1172959

    ulan harbiden de bunun adı şerefsizliktir. başka bir adı yok bunun. adamlar olmayan bir albüm çıkartıyor ve müziklere olmayan enstrümanlar filan ekliyorlar. lan allah sizin tepenizden baksın e mi!!

    yine geçenlerde zeki müren'in saklı kayıtlar plağında da bir üçkağıt olduğu söylendi. orijinal bantları bulmuşlar, toplamışlar. dijitale çevirmişler. dijital filtreler kullanarak bütün orkestrasyonu silmişler. zeki müren'in sesini ayıklamışlar. yeni bir orkestra kaydı yapıp sesin üzerine eklemişler. üstelik bu orkestrasyonu çok da kötü yapmışlar. lp'ye basıp satışa sunmuşlar. yahu böyle bir dolandırıcılık olabilir mi? bu adamlar nasıl müzik adamı ya? kim abi bu adamlar? bunların kalpazanlardan ne farkı var? bu yapılan tarihe ihanetten başka bir şey değil de nedir?

    yahu gözünüzü seveyim, özellikle yeni yeni plak sevdası başlayan genç arkadaşlar, lütfen türkçe plak alırken çok dikkat edin. çok iyi araştırın ve öyle alın. paranızı çöpe atmayın. daha da ötesinde bu üçkağıtçılara para kazandırmayın. lütfen.
  • ferdi özbeğen'in ölümünden kısa bir süre önce eski plaklarından birini yeni baskı ve sıfır olarak
    müzik marketlerin birinde gördüm.

    ferdi beye twitter dan "size de bir faydası olacaksa alacağım" dedim.
    gelen cevap enteresan "maddi olarak hiçbir faydası yok, şöhretime faydası olur".

    böyle mütevazi bir insandı ki zaten bilen biliyor şöhrete ihtiyacı olmadığını.
    burada yazılanlara da bakınca iyiki de almamışım.
  • her yerde kendini gösteren cehaletimizi paraya ranta dönüştürme hırsımızın müzikal anlamdaki yansımasıdır.

    bu ülkede cumhuriyet ile birlikte önce sanat müziği, sonra halk müziği, ardından pop müzik ve rock müzik belli bir gelişim çizgisi izledi. taş plaklar, sanat ve halk müziklerinin ana taşıyıcısı olurken, '60larda başlayan pop ve rock akımları, 45lik ve 33lük plaklar ile dinleyenlere ulaştı. fakat ne yazık ki, bu kayıtları günümüze hakkıyla taşıyamadık. sebebi basit. sahiplik bilincinin olmaması ve telif haklarının korunmaması. "gelişmekte olan ülke" tanımının hakkını verircesine, o yıllarda yokluklar ve imkansızlıklar içinde yapılan kayıtların masterları çoğunlukla ortada yok. master kayıt olmayınca da, teknik anlamda o kayıtlar yayınlandıkları yıllarda kalmışlar demektir.

    bugün the beatles'ın ilk yayınladığı plak hala mono ve stereo olarak, remaster edilerek piyasaya sunulabiliyor. pink floyd, led zeppelin gibi efsanelerin her sene farklı bir yeni baskısı yayınlanıyor. çünkü adamların yaptıkları kayıtlar bir şekilde korunmuşlar. o masterlardan direk aktarım yapıp, kayıtları temizleyebiliyorlar ve yeniden basabiliyorlar. bizde masterlar toz olduğundan, ne adam gibi yeni basım yapılabiliyor, ne de kayıtlar günümüz teknolojisine çıkartılabiliyor. masterları olan az sayıda kayıdı da, zeki müren örneklerinde olduğu gibi kuşa çevirip, özensizce cd'ye basıyorlar. amaç tamamen para kazanmak ve plak nostaljisinin yarattığı farkındalığı kullanarak, insanları kerizlemek.

    taş plaklarda kalan kayıtlara hiç girmiyorum zaten. onlar '60ların öncesinde kaldı. düzgün kopyalar varsa ninenizden dedenizden yadigar, namus bilin, koruyun.

    yurtdışı dinleyicileri ve plak şirketleri, erkin koray'ı, barış manço'yu, cem karaca'yı keşfetmese, şu an onların da yeni baskıları yapılmayacaktı, emin olun. büyük ihtimal yeni çıkan yurtdışı kaynaklı anadolu rock plakları da korsan ama en azından ellerinden geldiğince düzgün basıyorlar. bizim ülkede olan birinci baskı kopyaların çoğu haşat durumda çünkü ve 400-500 tl fiyatlar çekiliyor. yeni baskılar da, özensizce, ses kalitesi ve sunum asla ön planda olmadan yapılıyor. bu durum, dediğim gibi, plaklara artan ilginin hunharca kullanılmasından başka birşey değil.

    yazık.
  • (bkz: emre plak)