şükela:  tümü | bugün
  • ineceğiniz durağa gelmeden kapıya 2 metre mesafede durun bekleyin. kapı açıldığında aralardan geçe geçe t1000 kıvamında ilerleyin ki vucudunuz karbonmonoksit/oksijen oranını adepte edebilsin. birden dışarı çıkarsanız ciğerleriniz atmosfere giren göktaşıgibi yanabilir.
  • trafiğin yoğun olduğu saatlerde, binmeden önce çişinizi kakanızı yapın. bi de sigara için. sonra otobüs içinde kıvranmayın.
  • 500t, binmeden önce çeşitli önlemlerin alınması gereken, topkapı-tuzla arasında sefer yapan otobüslerin kodudur. bu hatta seyahate yeni başlayanlar için alınması gereken önlemlerin bazıları şöyledir

    1) en önemlisi inerken ve binerken çok dikkatli olun, sakın ha son inen ya da son binen olmayın. dallama şoförleri o son kişileri hiç iplemiyor, hele ki arkalarında kovalayan bir başka 500t varsa ya da önlerinde çok yakında olduğunu bildikleri bir 500t varsa.

    bu duruma kurban giden bir adamı gözümle gördüğümden söylüyorum, başka şeyden değil yani. olay şöyle gelişir: "otobüs acilen kalkayım diye son ineni beklemeye niyetli değildir, basar gaza (bkz: bas gaza) ve orta kapıdan inmeye çalışan adam düşer, otobüsün altına yuvarlanır ve otobüs arka tekerlekleriyle adamın bacaklarının üzerinden geçer.

    sonuç: yer kan gölü olur, polis gelir, adamın ambulans bekleyelim sakin olalım demesine rağmen polis ambulans falan beklemeden o sakin adamı bağırta bağırta karga tulumba otobüse atar, neymiş efendim, hastaneye götüreceklermiş. bu da yetmez, polis kontrolündeki otobüs otobanda geride kalan ilk çıkış çok yakın olduğundan geri geri gitmeye başlar ve hastaneye giderler. umuyorum ki o saçma sapan taşıma yöntemleri yüzünden adamda bir hasar kalmamıştır.

    2) uzun saçlıysanız(erkekler için), başınız açıksa (kadınlar için), böyle gürültülü bir müzik dinliyorsanız, alkol kokuyorsanız aman diyim binmeyin. ya kafir olduğunuz için taciz edilirsiniz, ya "ahaa ipneye bak eheh" bakışlarını üzerinize çekersiniz, ya da amanın "satanist bu kaç lan kaç" bakışları üzerinizden ayrılmaz.

    3) yolculuk şehirlerarası bir yolculuk kıvamında uzun olacağından her türlü ihtiyacınızı gidermiş olarak binmeniz tavsiye edilir.

    4) hızlı ve tehlikeli araç kullanılmasından rahatsız olan birisiyseniz kalp sağlığınız için aman diyeyim binmeyin bu otobüse. zira 3 dakikada bir kalktıkları için sıkça yol boyunca birbirleriyle kapışırlar, trafikte makaslar atarak tam gaz ilerleyen bir 500t'nin içinde olmayı kim istemez ki? ister ki? mi?

    sanırım 2,3 ve 4 no'lu tavsiyeler nispeten önemli olsa da ilk söylediğime iyi dikkat edin sevgili okurlar, sonra vah vah diye üzülür insan çok.
  • bir adet oksijen maskesi temin edin ya da ter, sigara, ağız, ayak kokusu kombinasyonuna duyarlılık kazanın.

    hiçbir yere tutunmadan ve aynı zamanda yukarıdaki kombinasyonların en az ikisini bünyesinde barındıran amcalardan birine (evet bu otobüsün popülasyonu yüzde 92 oranında orta yaşta erkektir.) değmeden ayakta durabilmeyi öğrenin.

    ben kadınım bana yer verirler belki düşüncesini bir saniye bile aklınızdan geçirmeyin. sonra hayal kırıklığı olmasın.

    ineceğiniz yere gelmeden bir önceki durakta inecekmişsiniz gibi milleti kandırıp kapıya yaklaşmazsanız istediğiniz durakta inme şansınızın epeyce az olduğunu unutmayın.
  • tek ayak üstünde, hatrı sayılır mesafe gitme konusunda bacak kaslarınızı geliştiriniz, rahat olunuz, ilk mağdur siz değilsiniz.
  • (bkz: tour de 500t)
  • (bkz: 500t)
  • kozyatağı carrefour, otobüsün 1/3 ünün boşaldığı bir duraktır, aynı zamanda kavacık köprüsüne kadar son durak. buraya yaklaştığınızda oturanların gözlerinin içine bakın hangisinin inebileceğini önceden kestirmeye çalışın. yer kaparsanız ne ala, yok kapamadınız, kavacık'a kadar sabah trafiğinde 40 dakikalık bir yolculuk sizi bekliyor.