şükela:  tümü | bugün
270 entry daha
  • hani bir işe başlayalı yıllar olmuştur, haliyle ilk başladığınızda zorlandığınız konuları tam detayları ile hatırlayamazsınız. hah, ben bu işe başlayalı yıllar olmadı, zorlanıp sonradan halletiğim konular, yaptığım hatalardan aldığım dersler falan hep taptaze.

    bu bakış açısıyla yazıcam bişeyler.

    senelerini bu işe vermiş arkadaşlar "la saçmalama o iş öyle değil" tarzı yorumlar yapabilirler, yapsınlar. benden daha iyi olduklarına eminim. benimki daha çok "amatörlüğünü yeni atmaya başlamış birinden tavsiyeler" diyebilirim.

    her neyse konumuza dönelim.

    benim bu işe başlayacak arkadaşlara tavsiyelerim şunlardır.

    1.

    ister analog çekin, ister dijital çekin. ama yatırımınızı, mutlaka ama mutlaka makineye değil lense yapın arkadaşlar. bu tabi "bok gibi makine alın" demek değil. ama güzel bir lense vereceğiniz paraya acımayın. makineniz eskiyebilir, bozulabilir, yenisi çıkabilir ve artık kullanmayabilirsiniz. ancak lensinizi yeni makinenizde kullanmaya devam edeceksiniz.

    2.

    "canon mu nikon mu" tartışması, "mercedes mi bmw mi" tartışması gibidir. ikisi de iyidir arkadaşlar. ikisi de pişman etmez. ikisi de canavar gibi markalardır. ancak ben şahsen nikon tercih ettim. tercih sebebim de şudur, 2 adet analog makinem vardı. biri zenit, diğeri nikon. nikon'un analog makine lensleri yeni dijital nikonlar'da da kullanılabiliyor. yani sıfır makineye 50 yıllık lens ya da 50 yıllık makineye sıfır lens takabilme imkanı var. o sebeple dijital nikon aldım. yoksa canon verseler de hayır demezdim.

    3.

    1.8 diyafram 50mm lens edinin arkadaşlar. ister canon, ister nikon kullanın. ama bu lensten bir adet alın. her eve lazım.

    4.

    temel eğitimler internette dolu. iso, shutter speed, diyafram, dinamik aralık, bokeh, alan derinliği, beyaz dengesi vb. terimleri yalayıp yutun. sonra bu terimleri çıkıp fotoğraf çeke çeke içinize sindirin. bunları kullanmayı bilmeden, fotoğraf falan çekemezsiniz. deklanşöre basan bir primat olursunuz.

    5.

    sakın ama sakın otomatik modda fotoğraf çekmeye alışmayın. otomatik modda çekecekseniz, cep telefonuyla çekin. fotoğraf makinesi alıp bütçenizi yormayın.

    6.

    en az 2 adet piliniz olsun. ara güler bile olsanız, makineyi kapatmayı unutabiliyorsunuz ve dağa bayıra gittiğinizde bitik bir pille kalabilirsiniz. ikinci bir piliniz olsun mutlaka.

    7.

    tripod alırken ucuza kaçmayın. bakın "en pahalısını alın" falan demiyorum. sadece ucuz almaya uğraşmayın. ben sıfırına 150 tl verip 3 kez kullanmak nasip olmayan bir tripod aldım. duruyor evde hâlâ öyle kolu kırık vaziyette. çöpe verilmiş bi 150 liraydı.

    8.

    dijital fotoğraf çekecek arkadaşlara sesleniyorum, bir ara maddi durumunuz el verdiğinde analog makine alın, 2-3 ayda bir falan "hadi bi 36'lık film alayım da çekeyim" diye biraz fotoğraf çekin, insan büyük haz alıyor.

    9.

    analog makine alacak arkadaşlara sesleniyorum, kısa vadede analog çok ucuzdur. ancak hem orta hem de uzun vadede çok pahalıya gelir. hem fotoğraf öğrenmek isteyip çok fotoğraf çekmeniz gerekiyorsa hem de maddi durumunuz kısıtlıysa bulaşmayın.

    10.

    "yeni başlayacam, bütçem kısıtlı, hangi makineyi alayım?" sorusu çokça sorulur. herkes de ya kaçamak ve politik cevap verir, ya da 50 tane makine sayar. ben net olucam.

    derdiniz sadece fotoğraf çekmek ise; wi-fi, bluetooth, 60 fps 4k video gibi kısmen lüks sayılabilecek özelliklere ihtiyacınız yoksa, nikon d90 öneriyorum. lens olarak ise, nikon 50 mm 1.8 af.

    analog için ise zenit'in et modelini öneriyorum. lens olarak kendi helios marka lensi yeter de artar bile.

    11.

    nikon almaya karar kılan arkadaşlara tavsiyem; autofocus (af) motoru olan bir nikon alın.

    sebeplere geleyim; af motoru, makinenin otomatik odaklanmasını sağlayan motordur. lenste de bulunabilir, makinede de bulunabilir. bazen ikisinde de bulunur, bazen ikisinde de bulunmaz.

    hem lenste hem de makinede af motoru yoksa, yani ikisi de af motorlu değilse, otomatik odaklama yapamazsınız. el yordamıyla yapmanız gerekir. ancak ikisinden en az birinde af motoru varsa otomatik odaklama yapabilirsiniz.

    şimdi gelelim esas meseleye.

    af motoru olmayan bir makine alırsanız, otomatik odaklama için hep af motoru olan lensleri kovalamak zorunda kalırsınız. ancak af motoru olan lensler hep çok pahalıdır. haliyle eğer ki kameranızda kendinden af motoru varsa, istediğiniz lensi alabilirsiniz. ben 800 tl'ye af motorsuz lens aldım, aynısının motorlusu 2bin tl. varın siz gerisini düşünün.

    yani özetle, bugün paraya kıyıp af motorlu makine alırsanız, yarın lens alacağınızda cebinizde daha çok para kalır.

    nikon'un 3xxx ve 5xxx serilerinde af motoru bulunmaz aklınızda bulunsun.

    12.

    ikinci el makine alırken herkes shutter sayısına takmış durumda. bunun hesabı şudur, perde ömrünü tamamladığında 250-400 tl arası bir masrafı olur. bu masrafı göze alabiliyorsanız, yüksek shutter sayısı olan ama temiz kullanılmış bir makineyi gönül rahatlığıyla alabilirsiniz.

    yani şöyle diyeyim.

    aynı marka, aynı model iki kamera olsun. ikisi de 2bin tl.

    birinin shutter sayısı 200bin, diğeri 12 bin.

    200 bin olan, görünüş olarak sıfırdan farksız. çiziği, vuruğu, kırığı, çalışmayan aksamı yok, stüdyoda kullanılmış.

    12 bin olanın ufak tefek çizikleri var, dağda bayırda kullanılmış.

    200 bin shutter'lı olan makineyi al geç. shutter ömrü dolduğunda, ver 300 tl, sıfır gibi kullanmaya devam et.

    tatava yapma, bas geç.

    13.

    ilk makinenizi alırken pahalı alıcam diye uğraşmayın. çünkü rahatsız edici özellikleri olabilir. (tutuş, ağırlık, görüntü, ekran vb..) ve bunu uzun süre kullanmadan farkedemeyebilirsiniz. tonla para verip pişman olmayın. makinelerle haşır neşir olduğunuzda paraya kıyarsınız aceleniz yok. şimdilik elinizde eskiyecek bişey alın yeter.

    14.

    şunu bir kabul edin. ilk zamanlar çekeceğiniz fotoğraflar bok gibi olacak. hatta size mükemmel gelebilir, ama kesin bok gibi olacak. çevrenize gösterdiğinizde beğenilmeyebilir.

    merak etmeyin. bu iş vakit işi. ne kadar çok fotoğraf çekerseniz, o kadar çok ilerlersiniz. kimse anasının karnından ara güler olarak çıkmadı.

    15.

    megapiksel'i kafanıza takmayın. çektiğiniz fotoğrafı billboard'lara astıracak kadar büyük bastırmayacaksanız, alacağınız kameranın megapikseline bakmanıza bile gerek yok. çok ciddiyim.

    16.

    çektiğiniz ilk 10bin fotoğraf, çektiğiniz en kötü fotoğraflar olacak. hevesiniz kırılmasın.

    17.

    mümkün mertebe gittiğiniz her yere götürün kameranızı. arkadaşlarla kafede otururken, bakkala giderken, sahilde yürürken, çarşıda gezerken, okula giderken vs...

    18.

    fotoğrafı sadece kendinizi tatmin etmek için çekin. başkaları beğensin diye çekmeyin.

    19.

    photoshop ve lightroom programlarını öğrenin (ben daha öğrenemedim). yaratıcılığınızı arttırır.

    20.

    benim gibi genelde ev-ofis arasında bi hayatı olan insanlar için kamera, bulunmaz bir nimettir. evden çıkmanızı, gezmenizi, yürümenizi sağlar. (virüs salgını olmadığı durumlar için konuşuyorum tabi)

    sormak istediklerinizi ya da aşırı tecrübeli abilerim/ablalarım'ın önerilerini duymak isterim. çaylaklara da mesajım açık.

    edit:
    21.

    iyi makine, iyi fotoğraf demek değildir. ama iyi lens, iyi fotoğraf için olmazsa olmazdır.
  • bu süreçte, bir ara mutlaka analog makine kullanılması gerektiğine inanıyorum. habire seri çekim yapmaya, sabırsız davranmaya alıştığınız dijitalden sonra analog bu konuda insanı çok iyi disipline ediyor. odaklanacağınız konuya gerçek anlamda odaklanabildiğinizi göreceksiniz. o meşhur derdimizi: görünenin ardında olanı görmeyi, işitilenin ardındakini işitmeyi yani her şeyi rayından çıkarmayı ancak böyle mümkün kılabiliriz.
  • makineye değil lense yatırım yapın. "lan bu lensin fiyatı makineden daha yüksek!" demeyin. bugün birçok body aşağı yukarı aynı özellikleri sunuyor zaten. farkı yaratan ve sizi diğerlerinden ayıran, ucundaki lens.
  • kamera mecburi değil. birkaç bin tl sayıp makineyi kenara atma riskin var. cebindeki telefon zaten sana yeter.
    iso-shutter speed ve (eğer makine aldıysanız) diyafram nedir teorik bilgiye sahip olur. 5 dakikada temek fotoğraf eğitiminizi tamamlamış olursunuz.
    megapikselin bir önemi yok.
    lightroomda saçma şeyler yapıp fotoğraf düzenlemeyi öğrenin.
  • öncelikle hap bilgi tuzağından uzak durun.
    “portre fotoğrafı nasıl çekilir, manzara fotoğrafı için kaç mm kullanmalısınız?” gibi youtube videolarından uzak durun.
    bu birinin size “klavyede bu tuşları kullanarak en iyi kitabı yazabilirsiniz” demesi kadar saçma.
    fotoğrafı üretecek kişi sizsiniz. teknik donanım bir araç ve hangi aracı kullanacağınıza amacınıza uygun olarak siz karar vereceksiniz.

    bir entry okuyacağım hayatım değişecek, bir video izleyeceğim veteran olacağım diye bir şey yok.

    ayrıca biraz sanatsal olarak kendinizi beslemenizde fayda var.
    bu ne demek; sanat tarihini kaba hatlarıyla bile olsa öğrenmelisiniz bir defa. en azından dönemleri/akımları.
    resim, heykel, mimari gibi plastik sanatları da temel düzeyde bilip takip etmelisiniz. çünkü işiniz “biçim, form, ışık” olacak. bütünsel bir anlayışla kompozisyon nedir espas nedir bunlara hakim olmanız lazım.

    zaten bir aşamadan sonra film izlerken dahi farklı şeylere odaklanmaya başladığınızı fark edeceksiniz. çerçeveleme/kadraj, renk uyumları dikkatinizi çekecek.
    arthouse filmler, uzun planlar daha çok hoşunuza gitmeye başlayacak. “yönetmen sineması” kavramı kafanızda oturacak.

    ve yavaş yavaş değerli fotoğraflar üretmeye başlayacaksınız.

    not: analog fotoğrafçılık için ayrıca bkz: #87094043
1 entry daha