şükela:  tümü | bugün soru sor
  • m. bison ve sagat'ın memleketine geldiğinizi unutmayın, efendi davranın. alttan üstten taygıraparkatı yemeyin.
  • şehri gezmek istiyorsanız ve vaktiniz bolsa tuktuk'a binmeden önce bir yere gidiyormuşsunuz gibi yer adı söyleyip pazarlık edin. sonra bırakın sizi dükkan dükkan dolaştırıp kupon toplasın. ama aceleniz varsa ve egzoz yutmak istemiyorsanız inanılmaz ucuz olan taksiye binin.

    -open the taximeter?
    -yes, yes

    şimdiye kadar no diyen olmadı. yani bu başlıktaki korkutulan örneklere rastlamadım. zaten adam sizi kazıklasa kazılasa 100 baht kazıklar, ki o da 5 ytl.

    bir süre sonra ingilizce konuşmaktan vazgeçeceksiniz. nasıl olsa sizi vücut dilinizden anlıyorlar, koyun türkçeyi gitsin. mesela sabah kahvaltısında türkçe menemen tarif edip yaptırdım, gayet de güzel oldu.

    en kısa zamanda bir 7 eleven'dan happy marka kontür alın, sonra da gözünüzün tuttuğu bir taksicinin numarasını alın. istanbul-izmit mesafesindeki yerlere bile (örneğin bangkok-floating market) sizi ucuza götürecek ve gezişinizi şefkatli bir baba gibi bekleyip sizi geri götürecektir. aynı geziyi gittiğiniz turla yaparsanız kazığın büyüğünü, otel turuyla yaparsanız kazığın orta hallisini yersiniz. taksiniz olsun, her yere onla gidin.

    sokaklarda satılan yiyeceklerden tavuk yenebilecek gibi olan tek şeydi. ama yine de otellerin açık büfeleri, büyük balık restoranları gibi yerleri tercih etmeniz ve hepsine yemeğinize sos koymamalarını tembihlemeniz şart. çok kötü bir sosları var ve her şeye onu koyuyorlar, sokaklar bile bu sostan kokuyor.

    tur şirketinizden hemen kopun, çünkü size sürekli yalan söyleyecekler. örneğin floating market için sabahın 7'sinde sizi kaldıracaklar, nedenini sorduğunuzda 12'de kapanıyor orası diyecekler ki külliyen yalan, amaçları bol karlı başka bir yeri de aynı güne sıkıştırmak.

    orada yapabileceğiniz en eğlenceli şey hayvanlarla iletişime geçmek, bunun için hiçbir fırsatı kaçırmayın. kaplan, fil, şempanze, vb. tamamıyla oynayabiliyorsunuz.

    pattaya'ya gitmeyin. hadi gittiniz, hard rock cafe'den şaşmayın. çünkü şehrin geri kalanı açık genelev.

    buda muda bir yere kadar, iki tapınak görün yeter. kalan hepsi birbirinin aynı.

    her yeri tekneyle gezin. merak etmeyin o da ucuz.

    elektronik eşya için boşa gününüzü öldürmeyin. ekstra bir ucuzluğu yok. ayrıca o esnaf bizim kapalıçarşı esnafı gibi anasının gözü, riskten kaçın.

    kral ile ilgili espri yapmayın, çocukları başlarından sevmeyin.

    pazarlıkta söylenen fiyatın 4 ya da 5'te biri gerçek fiyat. hesap makinesiyle pazarlık yapın çok zevkli.

    otelinizin adını taksiye söylediğinizde bilmeyebilirler, çünkü otelin isminde s varsa ve siz bu s'yi söylüyorsanız anlamayacaklardır. otel kartını mutlaka yanınıza alın, ismi okutun.

    siyam müzesine mutlaka gidin. farklı ırkların kaynaşmasının nasıl övüldüğünü ve ırkçılık bize neler kaybettirdi köşesini okuyun. barkovizyon gösterilerini izleyin.

    en avantajlı para kullanma yöntemi bankamatik. küçük bir yüzde karşılığında kendi banka kartınızdan lira olarak para çekiyorsunuz, makine size baht veriyor.

    bu başlıkta sizi korkuttukları hiçbir şey benim başıma gelmedi. aynı olayların katmerlisinin istanbul'da da olabileceğini unutmayın, oraların tadını çıkarın.
  • pazarlık yapın, pazarlık yapmaya utanan bir yapınız varsa rotanızı başka memleketlere kaydırın. bangkok'tan pattaya'ya taksiyle gitmek için 3500 bahttan başlayan pazarlığımız 900 bahta indiğinde bunu daha net kavradım. ülkedeki erkeklerin kafadan yarısı sizi dolandırmaya çalışır, kadınlar ise daha güvenilirdir. yaz aylarında nem oranı hayli arttığından eczaneden ocaliptus özlü nefes açıcı almanız işinize yarayacaktır.

    halkın geneli ingilizce bilir ancak konuşulanları anlamak oldukça zordur. anadolu lisesi öğrencisi edasıyla grammeri bol cümleler kurarsanız bir bok anlamazlar, türkücü ingilizcesi tayland'da geçerli ingilizcedir.

    söylemekte yarar var; tayland doğal güzellikleri ve bizden çokça farklı hayat tarzıyla ingiltere, fransa gibi ülkelerden önce görülmesi gereken bir yer. cebinize 5.000 dolar koysanız londra'da kimse sizi umursamaz ama tayland'da kral olursunuz, kendinizi türkiye'ye tatile gelmiş avrupalı turist gibi hissedersiniz.
  • çok ucuz bi yer genel olarak. hassas burnunuz mideniz vs niz varsa hiç gitmeyin, gittiğinize pişman olmayın. sabah muzla kahvaltı etmek size bir süre sonra baygınlık ve zaifyet geçirtebilir kısaca yemek çok büyük problem olabilir uzun ömürlü bir şeyler fln getirin. elektronik alet edavat için markaların kendi mağazalarından alın zaten türkiyedeki fiyatının enaz yarısına denk geliyor zira ucuz olsun derseniz 1 gblık flash disk bilg'da 250 mb'a düşebilir. mimarisinden 2 gün sonra gına gelebilir ama yapcak birşey yok uzakdoğudasınız tapınakdan,budadan bıkacaksınız. insanları genelde güleryüzlü ve ingilizce biliyor ancak taksimetreyi açmak istemeyen paragöz taksicilerden kurtulmak istiyorsanız iki renkli (sarı-yeşil) kral'ın taksilerini binin hem ingilizce bilme yüzdeleri daha fazla.tuk tuk denilen 3 tekerlekli taşıma aracına binmekte çok ısrarcı olmayın bangkok'un kirli havasını ve bütün egzozu yutup kanser olmayın. daima sizi kazıklamaya çalışan bir esnaf güruhu size birşeyler satmak peşinde pazarlıksız almayın bide sakın pazarlığı 4de 1 fiyattan başlatmayı unutmayın. gece pazarı denen yere gitmeyin hiçbir numarası yok gidin çok katlı mağazalardan alın, daha ucuz. bangkok'ta 4-5 tane kocaman alışveriş merkezi, melih gökçek'in görmemesi gereken şekilde birbirine üst geçitlerle bağlanıyor. hepsini zaten gezemezsiniz ama 1 gününüzü ayırın hertelden bir şey mevcut.
    bir de kaldığınız otelin günlük turlarına bakın oldukça uygun fiyatları olabiliyor, biz limuzinle yüzen çarşıya gidip gelmiştik. yüzen çarşı'dan tek alınabilecek şey de meyvedir zaten çok kalabalık ve korkunç kirli bir suyun üstünde gidiyorsunuz. sağınızda solunuzda iguana fln görebilirsiniz. fil,timsah vs çiflikleri de görülmeye değer. atatürk havalimanına inince onca zaman aç kalmış bünye bir iskender,dürüm vs yemek için kıvranıyordur ben şahsen kendimden biliyorum.
  • bangkok icindeyseniz, kaldiginiz otelin size ayarlayacagi sehir ici turlara para odemeyin, onun yerine kendiniz gidin, zira bangkok dolaylarinda ulasim gercekten cok kolay.
    hatta otelin size ayarlayacagi taksiye de binmeyin. onun yerine cikip iki adim yuruyun, taksimetre acan normal bi taksiye ya da alemlerin krali mototaxi'lere binin.
    ve unutmayin, tayland'da "kaziklaniyo muyum acaba lan ben?" diye dusundugunuz her anda kaziklaniyosunuz.
  • "pataya'da cinsel ilişkiye girmeyi planlıyorsanız, karşınızdaki insanın adem elmasına ve bacak kaslarına dikkatli bakın, karışıklık olmasın."

    şeklinde öğütlerin toplamının oluşturduğu öğreti.
  • (bkz: phuket)
    (bkz: chang mai)

    bangkok havaalani cok temiz, şık ve moderndir, gorunuse aldanmayin, akira'nin bahsettigi, pislik ve trafik sehrine direk dalis yaparsaniz eger havaalanindan bir adim disari atarsaniz. onun yerine, phuket gibi, turistik adalara gidin, kumsal/gunes/deniz tatilinin keyfini cikarin.
    heryerde fil resimleri, islemeleri ve filler gorebilirsiniz. filler thai'lar icin onemli hayvanlardir. (kraliyet semboludurler *)
    thai yeni yili, her sene degismekle beraber mart-nisan aylari civarinda olur. thailand geleneklerine gore, thai yeni yilinda kisnin basindan asagi su dokmek, kisiyi yeni yil icin kutsamak ve yeni yilini kutlamakla ayni anlama gelir. o tarihlerde thailand'a giderseniz, basinizdan asagi su dokulmesine hazirlikli olun. oyle bir sey olunca da sakin sinirlenmeyin, hatta tesekkur edip, karsidakinin basindan asagi siz de su dokun. turistik mekanlarda bu gelenegin boku cikarilir. turistler, tuk tuklara binerek, ellerinde su tabancalariyla yolda giderken yayalari islatabilirler, sakaci, tanimadiginiz insanlar duvar arkasinda/agac ustunde saklanip basinizdan asagi bir kova su dokebilirler.
  • sırtınıza çantanızı alın ve rahat rahat gidin ilk söyleyebilecegim bu. turlarla falan uğraşmadan. buradan suvarnabhumi havaalanına * giderek başlıyorsunuz tayland maceranıza. oradan da nereye geçeceginize karar vermek size kalmış. suvarnabhumi'den açık alana çıkarken yüzünüze vuracak sıcağa ve kokuya hazırlıklı olun. aynen geri içeri daldığımı bilirim. sonrasında ise iç hatlar için don muang havaalanını * kullanmanız gerekecek. gelelim simdi detaylara:

    don muang'a ulaşmak yaklaşık 20-25 dakika kadar taksi ile seyehat etmeniz gerekecek. unutmayın taksiye binerken pazarlık yapmak hersey. suvarnabhumi'ye indikten sonra yaptığım ufak bir arastırmaylaucuz ucak bileti bulmanızda nok air (samui'ye uçamıyor ama onu bilin onda fayda var) en güçlü aday sanırım. ucakların içi belediye otobüsleri gibi ama suvarnabhumi'de diger havayollarına da sorarak yaptıgımız araştırmada çıkan sonuç bu.

    gideceginiz yere vardıktan sonra kalacagınız yer acısından acele etmeyin. ben phuket, phi phi ve samui'de zaman gecirdigim icin oralardan bahsedeyim en azından. bangkok da var ama o kenarda dursun simdilik. neyse bu 3 yerde de acele etmeyin ve ucaktan indiginiz ilk dakikadan itibaren size önce taksi ( taksi konusunu phi phi' de unutun. hatta orada motorlu tasıt olmadıgını bildirmekten keyif alırım:) akabinde de otel satmak isteyen acentalar olacaktır. ayarladıkları taksilerden cekinmeyin, kullanın. en azından sehir merkezine inmenize yardımcı olacaktır. ama otel konusunda acele etmeyin. zira ayarlacakları oteller muhtemelen sehrin kalbinin attıgı yerlere uzak olacaktır ve sürekli tuk tuk pazarlıgı yapmaktan sıkılıcaksınızdır. ayarladıgınız taksiyle merkeze kadar geldikten sonra kendiniz arayın otelinizi. bunu yaparken de en hareketli yerden baslayıp köselere dogru gidin. burdan sonra ayırarak devam edeyim.

    phuket'te patong beach tarafında pazarlık ederek 2 kisilik bir odayı****** kahvaltı olmadan ortalama 800 baht civarı gibi bir fiyata bulabiliyorsunuz. (ki su an yazdıgım ve az sonra yazacagım fiyatların hepsi yüksek sezon denilen kasım-nisan ayları aralıgında gecerli fiyatlar. diger aylar da daha da ucuz oluyor(muş)). kalacak yer hallolduktan sonra yemek konusunda secici iseniz meraklanmayın burger king, mcdonalds, pizza company, subway gibi yerler en sonunda muhakkak derman olacaktır. yanında eşiniz, sevgiliniz, ablanız gibi bir bayan var ise de zaten gidilecek mekanlar belli ediyor kendini ona da siz karar verirsiniz.

    bir de nisan 13-14'te songkran festivale ben burada denk geldim. inanılmaz eglenceli gecti. diger yerleri bilmiyorum nasıldı ama eglenmek konusunda sıkıntınız olmasın songkran'da. ilk gün özellikle kuru gezmenize imkan yok, ikinci aksam ise ters taraftaki hard rock cafe'yi falan tercih ederseniz bi ihtimal ıslanmassınız ama onun icin de bir suna bak istersen: (bkz: hard rock cafe/#23926729)

    hatta gitmeden önce su yazdıklarımı okuyacak olan varsa özel mesaj yordamı ile de kalınabilecek otelleri tarif edebilirim. (burası nakarat bak bunu unutma)

    phuket'ten sonra güzel bir adada daha yatayım günesleneyim söyle ne taksi olsun ne arac sesi diyorsanız phi phi'ye giden bir tekneye bilet almanız yeterli. buraya geldikten sonra da otel konusunda hersey gecerli ama burası yüzölçümü küçük olup seçenekler daha az olduğundan fiyatlar biraz daha pahalı. merkezi bir yerde 2 kişilik odayı 1000-1200 baht arası bulursanız kaçırmayın derim. (tabi lokasyon önemli daha ucuza ücralarda yerler var)

    burada bir taraf marina diger taraf ise plaj sen ise ortasında bir yerde yatıyorsun. plaj kısmında gündüzleri gireyim iki kulaç atayım deme o koyu komple denizin iç kısımlarına doğru yürüsen de su belini geçmiyor ve yolda yandığınla kalıyorsun. gece biraz daha yükseliyor ama gece su da n'aapıcan? gez eglen. ama o da bir yere kadar. mekanlar sınırlı, yapılacaklar belli. o yüzden "doga asıgı, dar sokaklarda gezeyim hayat film tadında gecsin" tarzı biri degilsen sıkılman burada daha hızlı olacaktır. ha bir de burada burger, mcdonalds, pizza hot vb... yok. güzel bi restaurant bulup içine dalmalısın. damak tadın sana kalmış.

    nakarat

    buradan * ayrılıp samui'ye gecmek için ise 2 saat kadar tekne, devamında 4 saat kadar otobüs ve tekrardan 2 saat kadar tekne yolculuguna katlanıyorsunuz.ki bu son 2 saatlik yolculuk da "tan" isimli bir arkadas taksi ve otel satmanın derdinde olacaktır muhtemelen. dedim ya taksi iyi ama otel kötü. dikkatli olun. tekne de bi ihtimal mülteci tadında yolculuk yapmanız cıkısında ise "ahan size münüh" repliği duyabileceginiz hissiyatı çökebilir, korkmayın.

    samui ise bu iki yerden sonra cok daha güzel gelecektir gözününüze ki zaten öyledir de. burası icin ise:

    (bkz: koh samui/#23402907)

    nakarat

    bangkok kenarda dursun demiştik;

    burada dönerken bir akşam kalmamız gerekti. allah'tan akıllılık edip otel rezervasyonumuzu yaptırarak hatta suvarnabhumi'ye yakın olacak şekilde yaparak döndük son aksam. yoksa çarşı büyük karışacaktı diye tahminlemekteyim. burada sadece otel'de vakit geçirdiğimden siz şu ileride bir bilene sorun.

    tüm bunlardan sonra genel olarak tavsiyem yerel halka bulaşmamanız. bir iki denk geldim sonuç pek iyi değil. sonra tabi meşhur adem elması mevzusu. dikkat edin, ama tırsmayın. zaten yanınızda bayan varsa salça olmak gibi durum mevzubahis bile değil. oralarda bu tip şeyler normal onlar için, alaycı yaklaşmayın bir de. thai masajı için uygun yerlere gidin. en pahalı yer 250-300 baht arası. yani ücret konusunda sıkıntınız olmasın.

    dolandırılma riski ile de hiç karşılaşmadım ben. hiç başımıza gelmedi daha doğrusu. öyle bir pozisyon da olmadı. hatta ve hatta dönerken king power duty free' de bir şişe tester'ı yere düşürmemizi bile olduğunca sevecen karşılayıp, "ödeme yapmalı mıyız?" sorumuza " aa hayatta olmaz!", "zinhar kabul etmeyiz!", "deli misiniz şekerim?" gibi replikler ile tabi ki cevap vermediler. sadece "olmaz" dediler.
  • bangkok'ta kültür tatili yapacaksanız 2 gün fazlasıyla yeterli. bir gün eski şehirde sarayı ve tapınakları gezersiniz, nehirden karşıya geçer wat arun'u da kısmen görürsünüz (bir sene tadilatta kalacakmış), boydan boya nehirde feribot keyfi yaparsınız. ikinci gün modern merkeze iner parkı, alışveriş merkezlerini gezersiniz, imax sinema falan keyfi var. yalnız uyarmadı demeyin, elektronik türkiye'den pahalı şu anda.

    yine bangkok'ta çomar kitlesi çok fazla. herkeste bir turist kazıklama çabası var, diğer şehirler bu derece değil. yanınıza yaklaşıp öneride bulunan birine asla kanmayın, tuktuk şoförleri yalancıdır, inanmayın. "where are you from?" cümlesini duyar duymaz kaçın. sizi kendi planınızdan vazgeçirmek için "feribot seferleri bitti, özel bot var" gibi (ilk akşamımda düştüm tuzağa, bir daha da 3 gün düşmedim zaten), "bugün budist tatili, tapınaklar kapalı" gibi (yemedik haliyle, hadi len deyince birden agresifleşti küfretmeye başadı eleman), yok gece hayatında bana güvenin gibi (he he de geç) yalan söyleyen çok insan göreceksiniz, ısrarcı çok tip göreceksiniz, asla gardınızı düşürmeyin. bizim turist kazıklama esnafından beterler. aynı şekilde taksicilerin de büyük kısmı bizdekilerle malum özgeçmişe sahip, her zaman taksimetre açmaları konusunda ısrar edin. kabul etmezlerse inin arabadan. bi kısmı ineceğinizi görünce kabul ediyor, bir kısmıysa basıp gidiyor, gitsin. taksi bol. yine bangkok'ta ve tüm tayland'da sokak satıcılarından yemek yemeyin, midenizi bozarsınız, seyahatiniz zehir olur. ne kadar özen gösterirseniz gösterin eğer o taraflara ilk gidişinizse ve bünye alışık değilse birkaç günlük birikimin sonunda 1-2 gün geceleri karın ağrısına hazırlıklı olun.

    chiang rai planlıyorsanız bir gün yeter. şehrin kendisinde bir şey yok, gece pazarını gezebilirsiniz, ama çevresinde beyaz tapınak, siyah ev gibi muhteşem yapılar var. yaklaşık 30 dolara otelden ayarlayacağınız mini van turuna katılabilirsiniz. katıldığınız turla bir günde white temple, black house, golden triangle, çevredeki bir çay üreticisi falan gezebilirsiniz. yok bütçe tatili yapacam diyorsanız çok ucuza bir kısmına yerel otobüsleri kullanabilirsiniz, biraz daha riskli ama maceracı. yer kalmaması riskine karşı önceden tur rezervasyonu yapmakta fayda var. chiang rai - chiang mai arası 3-3,5 saatte giden otobüsler var, gayet iyi bir seçenek, yer bulma derdi de pek olmuyor.

    chiang mai için en az 4-5 gün planlayın derim. şehrin kendisi yine hızlı bir turlamayla yarım günde bitecek cinsten. şehir dışına doğru çok çeşitlenen aktiviteler var. hayvanat bahçesinde çok bir numara yok, panda görebiliyorsunuz, o şans var. dağ tepesindeki tapınak ve saray oranın ana turistik özelliği. saray sıradan bina. tapınak mutlak görülemeli. bunun dışında şehrin dışında parayı bayılırsanız birer günlük (mesafeden dolayı kısalmayan) aktiviteler mevcut, o yüzden 4-5 gün dedim. bir günü fil parkında geçirebilirsiniz mesela. çok sayıda var. ancak çoğu hayvanlara eziyet ve suistimal eden gösteri kampları. onlar yerine gerçekten filleri koruyan ve kurtaran bir kamp var, onu tercih edin. burada belki fil üzerinde yolculuk yapmayacaksınız, veya filler size resim çizmeyecek ama bu numaralar için vahşice eğitilmediklerini de bileceksiniz, onları besleyip yıkayabilirsiniz. yine tiger kingdom var. ülkedeki diğer kaplan parklarının aksine burada hayvanlara iyi bakıldığı ve insanla yan yana geldiklerinde uyuşturulmadıkları, ilaç altında olmadıkları sonucuna vardım, yine araştırmakta fayda var. bir başka günüyse çevredeki yağmur ormanlarındaki ip köprülerde ve ipten kaymalı rotalarda geçirebilirsiniz, bambaşka bir deneyim. taksi falan pek yok, burada kamyonlar var, arkasına geçiyorsunuz turluyor. renklerine göre belli güzergahları var, kırmızılar serbest dolaşım, onları tercih edin. fiyat konusunda mutlaka pazarlık yapın. old town karesi (hayır square'i türk ingilizcesiyle kare diye çevirmedim, google maps'ten bakarsanız hendekle çevrili bir kare olduğunu görürsünüz* içerisinde 100 baht'tan fazla bir yer tutmaz, hava alanı 100-150 arası pazarlık gücünüze bağlı, ötesi kazık. sabahları brunch için hideout güzel yer, sahibi çok iyi biri.

    gitmişken pad thai yiyin. bangkok'taki meşhur thip samai restoranı bu işin ehli, ve çok uygun fiyata yapıyor, ama kapısında çok sıra var haberiniz olsun. mutlaka ama mutlaka orada sıkma portakal suyu için. alt tarafı portakal suyu, ne kadar farklı olabilir ki diyenlerdendim, muhteşem bir tadı var, hayatımda böyle portakal suyu içmedim. bunun dışında restoranlarda tripadvisor'a güvenin. oldukça isabetli. zaten yüksek puanlı çoğu yer oraya gelen batılıların açtığı restoranlar.

    güvenlik açısından gözünüz açık olsun, bahsettiğim bangkok'taki yapışan adamlar uçak otobüs bileti falan satmaya da çalışıyorlar, sakın güvenmeyin. hatta gözlerine kestirdiklerini turist info'ya götürecem diye arka sokağa çekip çullandıklarına dair bir uyarı levhası okudum bir tapınakta, pek öyle bir ortam sezmesem de o ihtimali gözden kaçırmayın. onlarla muhabbet etmeyin, başınızdan savın. bir de özellikle bangkok'ta sokak satıcıları gece yağlarını sokağa boca ediyor, ertesi sabah vıcık vıcık kaygan oluyor kaldırımlar, dikkat edin düşmeyin.
  • yagmurluk almak icin dukkan dukkan gezmeyin cunku 7 11 magazalarinda satiliyor. dukkanlar bun soylemiyor ki semsiye satsinlar. arkadasim girince acilmiyor o semsiye.