şükela:  tümü | bugün
  • başlık çok iddialı evet.. önce böyle bir başlık açma sebebini meşrulaştıralım..

    soru: neden teleskop başlığına yazmayarak, kişisel şov yapmak istiyorum?
    cevap: bu uzun bir yazı dizisi olacak, ve adı üzerinde yeni başlayanlara yol göstermek tek misyonumuz. ayrıca dikkat çekmek istiyorum, ilgiye açım.

    s: neden yeni başlayanlar için gökbilim değil, astronomi değil?
    c: arada bir mecburen değinmek zorunda kalacak olsak da bilimsel bir şey yazmak gibi bir amacım yok, ayrıca tüm işim gücüm şu an izlemeye odaklanmış vaziyette, gök cisimleri hakkında bilgi filan vermeyeceğim, tüm olay burda gözle ilgili.. zaten "yeni başlayanlar için astronomi" benim ne haddime? tüm akademik birikimim türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden bölücü, yobaz, ateist, satanist, anarşist ve anarko kapitalist akımların hizmetinde.. fenni bilimlerle pek işim yok :( devlet bize yardım etmedi

    s: neden iddialısın?
    c: iddialı değilim, iyi denilebilecek bir teleskobum, gözlem deneyimim ve yeni başlayanlara yardımcı olabileceğimi düşündüren bilgim olduğunu düşünüyorum..

    ustalara saygı kuşağı: www.gokbilim.com güzel bi site, onu sevin, koruyun, sahip çıkın.. bu satırların yazarına da çok katkısı olan bu sitenin yazarlarına tekrar teşekkür ediyorum.. son günlerce yaş ortalaması çok düştüğü için sıkıcı görünebilir ama arşiv açısından çok değerlidir. umarım kısa zamanda tekrar toparlanır. (2011 editi: site forumu kendini oldukça toparladı, interaktif bilgi paylaşımı istiyorsanız oraya yaylanın)

    -------------

    evet konuya girelim.. aranızda mutlaka "ulan keşke bi teleskobum olsa da şu gökyüzünü bi didiklesem" diyip de 2 saniye sonra unutanlar vardır.. bu insanların şanslı olanları bu ilgilerini ilerletip bu işi ciddi ciddi düşünebilir.. evet, o sensin.. sana yazıyorum..

    tüm trivia kültürünü yerle bir ederek, yazı sonuna değil ortasına bir trivia yerleştirmek istiyorum. teleskop alan her 100 kişinin 98'inin, 2. günün ardından üff bi bok bulamıyorum, ne yapıcam şimdi, kraterdir ay'dır nereye kadar.. 200 lira verdik lan yandı para.. dediğini biliyor muydunuz? geri kalan 2 kişiden 1'i de teleskobunu bile kuramadan ertesi gün iade ediyor zaten.

    şimdi hatayı nerde yapıyor bu insanlar?
    gökyüzünü izlemeye başlamak için en ideal cihazı atlayıp direkt yıldızlar dünyasına dalma dürtüsü yüzünden.. kısaca.. bunu yapmayın.. gökyüzünde neyi nerede bulacağınızı öğrenmeden allahın adını veriyorum bak gidip de teleskop almayın..

    herşeyin başı dürbün..

    neden dürbün?
    1- ilerde teleskop aldığınız zaman dürbünü çöpe atmayacaksınız.. bu bir.. gözleme devam ettiğiniz sürece dürbün kullanmaya devam edeceksiniz. bana güvenin.
    2- hobiye yeni başladığınız için gökyüzünde neyin nerde olduğu hakkında zaten hiçbir fikriniz yok.. dürbün size aradığınız şeylerin nerde olduğunu bulmanızı sağlayacak.. teleskopla gökyüzüne bakmak iğne deliğinden bakmak gibi birşey.. aradığınız herneyse bulamazsınız.. illa ki dürbün alacaksınız.. hatta teleskobunuz varken bile arayıp da bulamadığınız şeyleri önce dürbünle bulmanız gereken anlar olacak.
    3- dürbün ufaktır, portatiftir, araba gözüne bile girer, iyi birşey alırsanız konu komşuya giderken götürüp hava atabilirsiniz.. teleskobunuzu yanınıza alamayacağınız özel günlerinizde dürbünün tadını çıkarabileceksiniz.
    4- dürbün bile kullanamayacak kadar salaksanız, teleskoba ekstra para harcamanıza lüzum kalmayacak, paranız cebinizde kalacak.
    5- dürbün karizmatik bişey.

    peki hangi dürbün?
    lütfen gidip de sıradan bir dürbün almayın.. bi kere zoomlu dürbünlerden koşarak uzaklaşın.. bakacağınız cisim üzerinde farklı büyütmeler yapabilmenin cazibesine kapılmayın.. zoomlu dürbünlerde lens sayısı fazladır, görüntünün içine sıçarlar, gece sönük cisimleri görmek için iyi değildir.. antiloba, kaplana filan bakmayacaksanız geçin bunları.. ikincisi kaliteli bişey alın.. gidip de 30 liraya dürbün almaya kalkmayın..

    gözlemde en önemli şey açıklıktır (aperture.. ilerki entrylerde kan kusturucam hepinize aperture diye diye).. bu yüzden dürbünde de olabildiği kadar açıklık olması en iyisidir.. (sebeplerine ilerde değineceğim).. peki nasıl alıcaz, nasıl anlıyoruz? her dürbünün üzerinde iki rakam bulunur.. 7x35 , 9x50, 20x80... gibi.. bu rakamlardan ilki kaç kat büyüttüğü, ikincisi de bahsettiğimiz açıklığıdır.. az önce uydurduğum evrensel ölçütlere göre ideal açıklık "50"dir.. 50'den fazla olanlar daha iyi olmasına rağmen araştırırsanız göreceğiniz gibi bunlar dana kadardır, eğer zangief'i tek elinizle dövemiyorsanız bunla sabit bir görüntü elde edemezsiniz elleriniz titreyeceğinden.. zaten genellikle açıklık büyüdükçe exit pupil'i korumak için (şimdilik o ne demek bilmesen de olur) büyütmeyi artırıyor adamlar, büyütme artınca titreme daha da artar, kanser olursunuz söyliyim. 35 mm ise çok düşük.. hemen gidin bi 50 mm'lik bir dürbün alın.. büyütmesi size kalmış 7-10 kat arası büyütme iyidir, kafanıza göre seçin.. 12 filan yapmayın ama unutmayın gözleme yeni başlıyorsunuz, büyütmeyi artırırsanız görebileceğiniz alan daralır, aradığınız şeyi bulamazsınız. (maddi durumu fena olmayanlara süper dürbün önerisi yapacağım: "nikon action extreme"

    markasına dikkat edin, abidik gubidik markalardan almayın.. nikon şahanedir mesela.. garibansanız bari konus marka alın, türkiye'de bolca var bu markadan da.. çok kaliteli değil ama işinizi görür ve ucuzdur.. ona bile para veremiyorsanız bulaşmayın zaten teleskop işine.

    şimdi aldınız dürbünü, incelediniz gökyüzünü, tabi öyle mal mal bakmadınız.. önceden bikaç kitap alıp bişeyler öğrendiniz (gökyüzünü tanıyalım diye çocuk kitabı görünüşünde bi kitap var mesela baya iyidir), yada internette turladınız görebileceğiniz şeyleri çözdünüz buldunuz vs.. tamam diyorsunuz ben bu işe sarıyorum arkadaş.. artık teleskop alma zamanı geldi..

    orda başlığımız anlam kazanmaya başlıyor ve giriyoruz alice'in harikalar dünyasına..
  • teleskop alımı yaparken bilinmesi gereken en önemli şeyler;

    1- elinizdeki para.. 80 liraya da teleskop bulabilirsiniz, 200 milyara da bir ritchey chretien teleskop sipariş edip götünüze sokabilirsiniz (alanı kıskanıyorum).. sakın öyle x liraya kelepir bişey bulalım diye düşünmeyin.. teleskoplarda what you pay is what you get kuralı hakimdir.. o yüzden bir teleskoba ayırabileceğiniz en yüksek bedeli belirleyin ve yaklaşık o paraya bi teleskop alın.. çıkıp da mesela 200-800 lira arasında güzel bir teleskop arıyorum demeyin.. o para aralığındaki tüm güzel teleskoplar 800 lira çünkü. bütçeniz 2 milyarsa tüm güzel teleskoplar 2 milyar.. daha ucuz ama daha iyi teleskop mümkün değil. şansınızı zorlamayın..

    2- uyduruk şeylerden kaçın.. aranızda bir gün teleskop alacak olanların %90'ı gidip 100-150 liraya biz astronomi dehaları arasında "oyuncak" diye tabir edilen teleskoplardan alacak.. o yüzden bunu iki numaraya koyuyorum bak.. "bu teleskopla 9353539 kat büyütebilirsiniz" yazısı ile satılan bu teleskoplar kara veba gibi yahu, heryerdeler.. tüm teleskop pazarını bu iğrenç modellerin doldurduğuna inanamıyorum. bu teleskopla 500 kat büyütürsünüz, 800 kat büyütürsünüz diyenleri türk bilimadamlarına emanet ediniz onlar gereken cezayı verirler.. istersen 100 milyarlık teleskop al, herhangi objeyi 300 kattan daha fazla net şekilde bazı özel geceler hariç kolay kolay büyütemezsin.. aksini iddia edenlere itibar etmeyin çünkü sizi dolandırmaya çalışıyorlar, zira teleskopta en önemli şey ne kadar büyüttüğünüz değil, ne kadar ışık toplayabildiğinizdir (açıklık). bu da bizi doğrudan 3'e götürüyor.

    3- açıklık en süper şeydir (mercekli teleskoplarda bu azıcık istisna oluyor ama ona sonra değineceğiniz, bu ufak bi istisna zaten)... aperture olarak bilinen açıklık teleskobunuzdaki merceğin yada aynanın genişliğini ifade eder.. ne kadar büyükse o kadar çok şey görürsünüz. tabi bu en önemli dediysek tek önemli şey değil, paranızı en büyük teleskoba filan vermeden önce diziyi bitirmeme izin vereceksin (kendini hobiye bir kaptırınca dünya para harcayacaksın zaten, aile düzenin bozulacak, borca gireceksin, daha büyük açıklığı olan teleskop alayım, daha fazla şey göreyim derken evi satacaksın, haciz yiyecek, mapusa düşeceksin, sıkıyosa okuma).

    4- dünya yüzeyinde tamamen farklı amaçlara hitap eden envai çeşit teleskop var.. (ve bi sonraki entrymiz onun üzerine).. gökyüzünde ne görmek istediğini ve beklentilerini belirlemeden kimse sana iyi bir teleskop öneremez.. bol bol fotoğraf çekeceğim diyip de bir dobson alırsan, yada galaksileri izlicem diyip de mercekli teleskop alırsan sonra bol bol küfredersin zaten.. önce amacını belirle.. ne istiyorsun, fotoğraf mı çekeceksin, gezegenlere mi odaklanacaksın, nebula galaksi görmek mi istiyosun, bi saat aramak istemiyorum bilgisayarlı olsun beni uğraştırmasın mı diyosun, oraya buraya taşıyayım, portatif olsun mu istiyosun, karıyı kızı mı dikizleyeceksin yoksa ruhunu bilime mi teslim ediyosun.. nedir olayın onu seçeceksin önce.

    evet yazı dizimize aradığınız şeyleri vaadeden türlerini tespit ederek devam edeceğiz.
  • yeni başlayan biri: abi benim uzaydan anladığım tek şey ay.. şöyle ay'ı yakından göreyim, rakı içerken maksimum verimi alayım bana yeter.. gezegendir galaksidir beni bu işlere bulaştırma, ben ekmeğime bakarım..

    eğer bu adama bir sempati besliyorsanız, gidin en ucuz teleskobu alın.. çünkü ay dediğimiz şey nerden baksanız deve kadar bişey.. ona en ucuz teleskoptan da baksan göreceğin şey seni osurtacak.. (yine de 600 kat büyütürsünüz diyenleri almayın, bu çakallığı yapanlar berbat kalitede mercek koyuyorlar ay'ı bile çamur gibi görürsünüz benden söylemesi, ne biliyim mesela konus 7138 gibi bişey alın, pek bi numarası yok ama ay için fazlasıyla yeterli, 150 lira filandır bu da zaten)

    ben bu adamı gözlemciden saymadığım için ayrı bir yere koyarak başladım.. daha ciddi gözlemciler için teleskop türlerimiz başlıca 3'e ayrılıyor:

    1- mercekli teleskop (refraktör)
    2- aynalı teleskop (reflektör)
    3- ortaya karışık..

    not: bir karışıklığı önlemek için britanya'nın köpeği olacağım.. şimdi bu teleskoplara takılan eyepiece diye bi halt var, ilerde değineceğiz bol bol, türkçeye mercek diye çevirmiş deyyuzlar (oküler de var ama ısınamıyorum).. mercekli teleskobun asıl parçasına da mercek deniyor, kafa karışıklığı olmasın diye teknik isimleriyle hitap edeceğim hep.. bundan sonra mercekli teleskop yok, refraktör var.. aynalı teleskop yok, reflektör var.. ona göre. hem alışın yabancı sitelerde bilgi edinirken alışmış olursunuz, ingilizce iyidir..

    bu entrymizin konusu
    1- refraktör
    bu teleskoplar tüm hollywood filmlerindeki sempatik babanın sempatik kızına aldığı teleskop oluyor.. teleskop dendiğinde akla ilk gelen, bu ince uzun üç ayak üzerinde duran şey bir refraktör.
    şöyle bişey işte
    http://www.astro-observer.com/…s/refractorscope.jpg
    ama görüntüye aldanmayın şöyle terbiyesizler de var
    http://www.alanchuhk.com/…shear 11-in refractor.jpg

    buna mercekli denmesinin sebebi teleskobun sonunda bir mercek olması.. oraya ışık geliyor ve arkaya yani gözünüze iletiliyor.. gözlükle herhalde bi yerde benzer bi yanı var, teknik detaylarından çok anlamam, sizi de alakadar etmiyor, yeni başlıyorsunuz.

    şimdi bu teleskopların en iyi yanlarını sayalım
    1- bunun merceği oynamaz, kaymaz.. ikide bir düzeltmeniz gerekmez.. tüp kapalı olduğu için esasında bakım nedir bilmez.. tembeller için idealdir
    2- merceği hiç oynamadığı ve uzmanlar tarafından mükemmel bir şekilde ayarlandığından acayip kaliteli görüntü verir. genelde aynalılardan farkı olmasa da aynalı teleskoplarda aynayı siz düzeltirsiniz ve bunu mükemmel yapmanız pek mümkün olmayacağı için refraktörlerdeki görüntüyü elde edemezsiniz. refraktörler keskinlik ve netlikte olağanüstüdür (iyi olanları elbette)
    3- bi üsttekiyle bağlantılı olarak tüp kapalı olduğu için dışardaki hava akımlarından pek etkilenmez, bu da görüntüyü şukela yapar.. yani kısacası yine bi üstteki sonuç.. vurgu yapıyorum gibi düşün.
    4- yine bi üsttekine bağlıyoruz, görüntüyü yansıtacak ikincil aynalar olmadığı için gelen ışık engellenmez, bu da görüntüyü yine daha güzel yapar.. (3 oldu)
    5- görüntü yansıtılmaz (bi üstte anlatıldığı gibi), direkt mercekten geçer gözünüze gelir görüntü, bu yüzden ters görüntü olmaz.. komşu kızını izlemek istiyorsanız refraktör alacaksınız, mecbursunuz, başka teleskoplar kızları erkek gösteriyor, hoş olmuyor.

    hemen ağzınızın suyu akmasın.. refraktörlerin avantajları olağanüstü olduğu kadar kusurları da fantastiktir.

    bi kere bu teleskoplarda aperture fazla olsun diye merceği büyük alamazsınız. 4" (inç) üzerine çıkarsanız evinizi barkınızı satmak zorundasınız direkt (genelde inç olarak geçiyor, alışın diye metrik yapmıyorum).. en fazla 3"-4" ile idare etmeye mahkumsunuz. zaten böyle bi teleskopta aperture'u artırmak demek tüpün boyunu uzatmak demektir, ne bileyim kendiniz delirip 6" filan yaparsanız belediyenin su boruları gibi bişey elde edersiniz.. aperture fazla olmadığı için nebuladır, galaksidir unutun.. bu refraktör denen nanelerle gözlem yapacaksanız ay ve gezegenleri düşüneceksiniz, çünkü bunlar zaten çok parlak.. özellikle de ay, merkür (görülecek pek bişeyi yok gerçi), venüs, mars, jüpiter, satürn izleyecekseniz refraktör alabilirsiniz (uranüs, neptün çok sönük, aynalıya yönelmeniz lazım, gezegen dediysek hepsi demedik.. pluto'yu ise sadece ben görebilirim). derin uzay cisimlerini (bundan sonra nebula galaksi demiyorum, hepsine derin uzay cisimleri deniyor [deep space objects]) görecekseniz mecburen 2 numaraya atlayacaksınız.

    refraktörde bir kusur daha var.. görüntü mercek "içinden" geçtiği için renkler farklı kırılıyor, gözünüze adam gibi gelemiyorlar.. özellikle parlak objelere baktığınızda renk kusurları görebiliyorsunuz (teknik adı: chromatic aberration), mesela ay'ın kenarları yeşil, sarı yada başka bir renk görünüyor vs. uzun vadede kanser edebilir, bazılarını bu hiç rahatsız etmese de.. kişinin gözüne kalmış.. bu refraktörlere "achromat" deniyor..
    hala anlamadıysanız örnek vereyim kendiniz görün.. teleskobu yönelttiğinizde şöyle görüyorsunuz:
    http://www.eskimo.com/…serpics/10001/chromatic2.jpg
    işaretle gösterilen renk hatalarına odaklanın.

    bu sorunu düzeltebilen daha iyi mercekler de var, bunlar ise apochromatic. renk hatasını ortadan kaldırır fakat bu size pahalıya malolur..
    sözün özü, pis iştir refraktörlerle uğraşmak.. en ucuz aynalı teleskopta bile olmayan renk hatasını ortadan kaldırmak için 2 milyar filan harcamanız lazım..

    tabi refraktörseverler gücenmesin.. refraktör hakkaten çok iyi bir teleskoptur, özellikle fotoğraf çekiyorsanız kaliteli bir refraktörünüz olması size dünyaları sunar.. ama madem konumuz burda yeni başlayanlar.. refraktörü pek önermiyorum.. bu daha çok hobisinde ilerleyen birinin 2. teleskobu olmaya aday.. eğer kullanıcının tek derdi 3-5 gezegeni daha iyi görmekse refraktör alınabilir tabi o ayrı.
  • refraktör dünyasını kendine uygun bulmayanların düşüneceği ikinci tür aynalı teleskoplar, yani reflektörlerdir..

    reflektörler çirkindir.. teleskobu hava atmak için alıyorsanız bunu söyleyerek başlamalıyım.
    şuna benziyorlar
    http://images.netshops.com/mgen/master:konu095.jpg
    bazıları da şuna benziyor ki adı dobson tipidir, (ayrı olarak değineceğiz)
    http://www.biophysik.uni-freiburg.de/…form/eq20.jpg

    reflektörler karışıktır.. kutusunu açtığınızda ilk verdiğiniz tepki "bu ne lan?" olur.. kılavuzunuz yoksa belki doğru düzgün kuramazsınız bile. prensip olarak şöyle işliyorlar.. görüntü yine refraktörlerde olduğu gibi bir tüpe giriyor fakat teleskobun sonunda bu sefer mercek yerine bir parabolik bir ayna olduğu için geri yansıtılıyor. yansıtılan görüntü ışığın girdiği yere yakın bi yere 45 derece eğim yapacak şekilde konuşlandırılan ufak bir aynaya çarparak bir deliğe yönlendiriliyor (gözmerceği - oküler - eyepiece, meşrepinize göre birini seçin).. işte o delikten sen bakıyorsun. bunu tam 300 sene önce newton diye bi adam düşünmüş yapmış, sen hala kahvede okey oynuyorsun.

    reflektörlerin avantajlarını sayalım bi hele..

    1- bi kere bunlar bildiğin ayna.. yapımı büyük paralara gelmiyor merceklerdeki gibi. bu nedenle de bunların hayvan gibilerini alabiliyorsun.. merceklilerde 3" alabileceğin paraya 7"-8" aynalı alabilirsin.. yada merceklilerde 4" apokromat alacağın parayla 12"-14".. 40"lik 3 katlı apartman yüksekliğindeki aynalıların sana maliyeti ise 20-30 milyara gelirken inanır mısın sevgili sözlükçü, o paraya satılan mercekliler bile hala 4"-5"te (onlar hayvan gibi iyi de o başka mesele). aperture'un ne işe yaradığını zaten söyledik.. ne kadar büyükse o kadar çok şey, o kadar çok detay görürsün.. sönük cisimleri görmek istiyorsan aperture'u artırman şart, yani bir aynalı icap ediyor.
    2- bunlarda mercek olmadığı için renk sorunu yaşamazsın.. en dandiğini bile alsan elinde misler gibi apokromat bir refraktör taşıyor gibi oluyorsun.

    dezavantajları ise çok kritik şeyler olmasa bile malesef bol..
    1- bunları kurmak zor, sen yeni başladığın için bu önemli bi eksik, kafayı bile yersin belki söyliyim..
    2- bakımı uğraştırıyor.. aynanın önü hava alıyor, buradan ister istemez zamanla toz geliyor.. ben diyim 1 sen de 2 yılda bir bu aynanın üzerindeki tozların alınması icap ediyor.. bu aynayı temizlemek ise eğer parayı bol verdiysen ciddi ciddi göt istiyor, kesinlikle dokunmaman lazım, silmeyi filan zaten unutacaksın.. ya elin titreye titreye internetten öğrendiklerini uygulamaya çalışacaksın, ya vazgeçip tozlu bir aynayla gittikçe kötüleşen görüntüye rıza göstereceksin, yada paketliyip kandilliye yollayacaksın temizlesinler diye. bir de aynanın sırı zarar görüyor zamanla onu da bikaç yılda bir kaplatman gerekecek.
    3- dibindeki aynayı zaten kendin kuruyorsun, bunun ise tam düz olup olmadığını anlamak için kolimasyon denen düzeltme işlemini yapman lazım.. bunu da bir kereye mahsus yapmayacaksın. eğer teleskobu bi yerden bi yere taşıdıysan bi şekilde o dipteki ayna hafif oynamış olabiliyor.. kontrol etmen lazım arada sırada (burda kolimasyonu anlatmayacağım şimdi, önce teleskobunu al).. ayarını elle göz kararı yaptığın için milimetrenin onda birlik bir sapmasında bile görüntüde bozulma gerçekleşebilir, o ufak kusura katlanacaksın (aslında elle ayarını her yaptığında o kusuru farketmezsin ama jüpiter üzerinde bir uydunun gölgesi gibi minicik detayları arıyorsan eğer kolimasyondaki ufak bir sorun gölgeyi görememene neden olabilir).. gerçi bunu böyle uzun uzun anlatınca felaket gibi gelebilir, anlatmaya çalıştığım şey %100 kolimasyonu sağlayamayacak olman, ama %97-99 yapıyorsun ve bu sana genelde yeter de artar zaten.. %100 kolimasyon refraktörlerde var, o yüzden de daha netler)
    4- görüntü aynadan yansıtıldığı için ters göreceksin nereye bakarsan bak.. afallama.. bu yüzden yeryüzü gözlemi yapamazsın, yani yaparsın ama biraz maymunluk yapman gerekir ki onu daima yapamazsın gözlerken.. zor yani kendimden biliyorum.. uzayı gözlerken genelde ters görmek hiçbirşey farkettirmiyor ama merak etme. satürn'ü ters görsen anlıcaksın sanki.. tek zorluk sağa sola hareket ettirirken biraz alıştırma gerektirmesi.. mesela teleskobu sola çekerken gördüğün şeylerin sağa kayması gerekir ama onlar da sola kayıyor.. yukarı kaldırıyorsun görüntü de tepeye kayıyor filan.. alışacaksın
    5- bunların ikincil aynaları ışığın girdiği yerde durduğu için biraz ışıktan yiyorlar. yani 4"lik bir refraktör, 4"lik bir reflektörden daha çok ışık topluyor ama tabi aynalıda daha büyük aperture olduğu için teleskobunuz büyüdükçe bu etki azalır.

    bunlar aynalıların ortak özellikleri.. sırada aslında yine bir aynalı teleskop olan dobson var.. dobsonlar candır, o yüzden onlara özel bir entry borçluyum.
  • dobsonlar muhteşem varlıklardır.. bende de bir tane olduğundan gururla reklamını yapabilirim..
    şimdi dobson herşeyden önce bir reflektördür.. yani yazı dizimizde bahsettiğimiz reflektörlerin tüm özelliklerini taşır, iyisiyle kötüsüyle..

    dobsonları özel kılan ise aperture artsın diye yapmadığı kalmayan dobson nam bir amcamızdır.. bu dobson amca düşünüp taşınmış hayvani boyutlarda aynalı teleskopları ucuz yapmak için bir formül bulmuş.. buna göre aynalı bir teleskop yapılacak fakat bu tripod üzerinde durmayacak, çünkü aynası büyük olacak, göbeği çatlar onu taşıyacam diye.. bunlar için alt-azimuth bir kundak yapılır.. (haydaaa, ne altazimuth'u, ne kundağı diyorsunuz haklısınız, bunları teleskop türleri bittikten sonra işleyeceğiz.. şimdilik tek bilmeniz gereken şey kundak teleskobun tüpünü, yani kendisini taşımaya yarayan mekanizmadır, altlık işte) uzun bir borunun içine ayna yerleştirilir ki aslen ayna yerle aynı hizadadır nerdeyse, ve teleskobunuz hazır.. ne başka kundak, ne egzantrik bir iç mekanizma ne motor ne de başka bir şey konur ki masraf az olsun.. eğer aynayı eşşek boyutlarında yapıyorsanız teleskobu başka yere taşıyabilmeniz için boru bile yapılmaz. çubuklarla teleskobu bağlarsınız ki görüntü size biraz varoş bir hava katacaktır. o çubukları sökerek teleskobunuzu arabaya filan yerleştirebilirsiniz böylece..
    görüntüsü şuna benzer:
    http://www.focuser.com/…ducts/truss/howto/2dobs.jpg
    tüplü olanları da şöyle:
    http://www.company7.com/…raphics/xt12wman335499.jpg
    (resimde alttaki tuş takımına takılmayın, o ekstra bir eklenti, şart değil)

    bu çubuklu olanlara truss tube deniyor.. truss dobsonların avantajı elbette görüldüğü gibi taşınabilirliğinin yüksek olması.. esasen 10"'ten büyük bir teleskop alıyorsanız ve kamyonetiniz yoksa onu truss tube dizaynında almakta fayda var.. yoksa kurduğunuz yerde kalır söyliyim. bazen teleskobu alıp kapkaranlık bir yere günübirlik götürüp manzarayı görmek isteyebilirsiniz, o zaman truss şart.

    açıkçası truss dizaynlı dobsonların bu önemli katkısından başka da faydası yok.. dezavantajları ise tembeller için bir de kurulum gerektirmesi. malesef aynı kalitede aynı büyüklükte tüplü teleskoplara oranla daha pahalı olmaları.. ayrıca aynaya zarar gelme olasılığı biraz daha fazla.. çubukların çevresinden bir de "shroud" geçirmeniz gerekiyor ki hem ayna zarar görmesin hem ışık saçmasapan dağılmasın vs.. yani şöyle bişey yapmanız şart:
    http://www.rothervalleyoptics.co.uk/…ges/shroud.jpg

    tüplü olanlar ise daha pratik.. bir kere kuruyosun orda duruyor, tak çıkar derdi yok.. daha ucuzlar, ve kullanırken kıllanmıyosun ya bişey olursa diye.. çayırda çimende bakıyosan en azından paranoya yapmıyosun eşşeğin biri yandan taş atar mı diye.

    dobsonlar aperture isteyenler için en ucuz imkanları sunarlar.. fakat en başta dediğimiz gibi "what you pay is what you get" kuralı burda da geçerli. eğer aperture fazla olsun istiyorsanız fedakarlık yapmanız gereken şeylerden birincisi dünyanın parasını ödemediğiniz sürece hiçbir zaman fotoğraf çekemeyecek olmanız.. bunları fotoğraf çekmeye hazır hale getirmek dünyanın parası tutuyor.. ikincisi bunlara motor takamıyorsunuz, böylece gökcisimleri hareket ettiği için elle takip etmeniz gerekiyor.. elle takip şart olduğu için çok yüksek büyütmeleri kullanmak sizi memnun etmez, ne kadar büyütürseniz o kadar hızlanır çünkü cisimler.. motor olmadığı için haliyle goto özelliği de yok (bunlara ilerki entrylerde değineceğim), ne arıyorsanız kendiniz bulacaksınız..

    kısacası dobsonlar büyük avantajlar ve dezavantajlarla birlikte geliyor.. 10-12"lik bir teleskopta milyarlarca lira ödenerek alınan bir ton teleskobun göremeyeceği detayda gözlem yapma keyfi ve bunu asla motorlu bir sisteme çevirememe, her zaman elle itilerek kullanılacak bir teleskoba sahip olma şanssızlığı.

    not: aslında bunları motorlu yapmanın bir yolu var.. servocat denilen bir ürünle bunları da motorize yapabilme olanağı var fakat sen yeni başlıyorsun ve sırf bu motorların fiyatı 2-3 milyar civarında ve üstelik diğer teleskoplarda gelebilen motorlar kadar da iyi değillerdir (yani muhtemelen.. bilmiyorum kıyaslamadım.. türkiye'de bu motorları alan herhangi biri olduğuna da ihtimal vermiyorum, hem türk olacak hem teleskop kullanacak hem dobson olacak hem de motorize edecek.. yoktur yani)
  • ne refraktörün şekeri, ne reflektörün yüzü diyenler için 3. bir tasarım daha var.. ortaya karışık diye daha önce geçiverdiğimiz esasında hem mercekli hem aynalı teleskopların özelliklerini taşırlar..

    iki tip teleskobun da iyi olan özelliklerini birleştirmeye çalışan birtakım insanlar ortaya birkaç sonuçla çıkıyor.. bunlar da kendi içlerinde farklı türlere ayrılıyorlar fakat o kadar detaya girmeyeceğim.. bu dizaynların en popüleri schmidt cassegrain adı verilen bir tür. sadece bir gözlem partisinde gördüğüm için detaylı anlatamayacağım fakat şöyle kısaca geçelim bunu da..

    schmidt cassegrain'ler görünüm olarak aynalı teleskoplara benzerler. aha şöyle birşey:
    http://www.radioinc.com/…mages/12_lx200gps_full.gif
    görüntüde farkları ise bunların aynalılara göre oldukça ufak kalmaları.. bu nedenle de daha az yer kaplarlar, taşıyabilme olanakları daha iyidir, fakat bunun yanında gavur ölüsü gibi de ağırdır.

    avantajları gerçekten çoktur, esas optik olarak ayna kullanıldığı için aperture yüksek tutulabilir.. ki zaten merceği de içeren bir dizayna ayna dahil etmenin tek esprisi de bu olduğu için zaten bu tür sadece büyük aynalarla yapılır. sistem kapalı olduğu için aynanın kirlenmesi, toz tutması gibi bir sorun yoktur, ayrıca hava girmediği için hava akımlarından pek etkilenmez..

    şimdi böylesine güzel birşey varken niye millet diğer iki türü tercih eder o zaman? çünkü bunlar baya baya pahalı.. yeni başlayanların asla almaması gereke dizayn da bu nedenle bu oluyor, tabi eğer zengin değilseniz. bunların 8" olanları bile 3000 dolardan başlıyor.. ki bu yurtdışı fiyatı, türkiye fiyatlarını duyarsanız uçuk sorunları baş gösterir.

    teleskop hobinizi çok geliştirirseniz, ilerde yüklü bir bütçeniz varsa, hem derin uzay cisimlerini görmeyi, hem iyi fotoğraf çekmeyi, hem süper motorlu goto'lu bir teleskop kullanmayı, hem de pratik, bakım istemeyen, görüntüsü net ve 3 adet kaslı hırsız olmadan çalınmama güvencesini veren bir teleskop isterseniz, alacağınız teleskop türü bu oluyor. gerçi bunların 16" olanının türkiye fiyatının 40 milyar filan olduğunu düşünürsek, o kadar parayı verecek olsam arazim de varsa 30-40"lik dobson tercih ederdim, motorunu da bağlarım keyfime bakarım o ayrı.. tek kusuru büyükçe bir merdiven gerektirmesi.

    bu schmidt cassegrain modeli dışında bir de maksutov ve schmidt newtonian tipleri var ama ilki kadar yaygın değil.. maksutovlar genelde giriş seviyesi teleskoplar için kullanılıyorlar, aslında yaygınlar da ama ben bunlarda bi numara göremiyorum fazla.. schmidt-newtonian olanlar da aslında çok iyi bir fikir olsalar da çok ender rastlanan bir tür. normal reflektörlerden ne farkları var onu da bilmiyorum, aynı görünüyorlar.

    teleskop türlerimiz bu kadar.. sonraki konumuz ıvır zıvır.
  • yeni başlayanlar için teleskop parçaları ve özellikleri..

    koca bir entry'yi açıklığa yani aperture'a harcayalım..
    aperture: bir teleskobun ana optiğinin (primary mirror) çapıdır.. genelde 2"ten başlarlar. battal boy tabir edilen 40"e kadar çıkarlar.. aslında maksimum açıklık yoktur az votka vardır.. yeterince votkayla kendinize yapabileceğinizin bir aynanın üst sınırı yok.. ticari olarak üretimi gerçekleştirilen üst sınır 40"te filan.

    peki bu rakamlar neyi ifade ediyor.. şöyle.. bahsedilen açıklığı azalttığınızda görülebilen detaylar "exponential" olarak azalır.. yani 2" ile 4" arasındaki fark inanılmazdır.. 10" ile 12" arasındaki fark barizdir.. 18" ve 20" arasındaki farkı zor görürsünüz, 38" - 40" arasında ise hemen hemen hiçbir fark yoktur. zaten o yüzden özellikle amerikada yaşayan bazıları 40"'e kadar çıkıyorlar.. az biraz daha detay görelim diye adamlar 10" birden atlayarak 30'dan 40'a geçmek zorunda kalıyorlar..

    peki fark nedir? farklı boyutlarda ne görürüm? öncelikle yıldızlı bir uyarı:

    *** teleskopla görebileceğiniz detay bulunduğunuz yerdeki ışık kirliliğiyle ters orantılıdır. şimdi karanlık bi yerde bulunduğunuzu varsayıyorum ***

    2-6" arasında her inç başına gördüğünüz yıldızlar katlanarak artar, fakat görebildiğniiz şeyler genel itibariyle gezegenler, yıldızlar ile sınırlıdır.. 5-6"ten itibaren derin uzay cisimleri yavaş yavaş kendini göstermeye başlar fakat sönüktürler.. 10-12" sınırına dayandığınızda artık elinizde kuvvetli bir teleskop vardır, derin uzay cisimlerini detaylı bir şekilde gözlemleyebilirsiniz.. 16-18" ten itibaren ise artık "büyük teleskop" sınırına adım atarsınız, bunlar artık tek kişi tarafından taşınabilir değildir, bir yerde konuşlanmak zorundadırlar ve detay gerçekten göz kamaştırır. 18"den sonrasında da derin uzay cisimlerindeki detay arttıkça artar..

    mesela andromeda galaksisini ele alalım.. 4"lik bir teleskopta bunun çekirdeğini görürsünüz ama yıldızdan ayırt etmekte zorlanırsınız, belki ayıramaz ve yıldız zannedersiniz. 6"ten itibaren o çekirdeğin büyüdüğünü ve iki tarafa doğru bir bulut gibi ince birşeyin uzandığını görürsünüz. 10"ten sonra artık sadece iki tarafa uzanan şekilsiz bir bulut değil, kıvrım yapan kolların olduğunu görürsünüz.. 16"ten sonrasında ise nelerin belirdiği hakkında bir fikrim yok, hiç görmedim, görenlerden duyduğum tek şey de "oha"

    şimdi karanlık bi yerde bunları görecekken bir de şehirden yapılan gözlemi düşünürsek andromeda'nın bir galaksi olduğunu çok belli belirsiz görebilmeye yeni başlama eşiği 12"ten başlıyor. bu nedenle şehirden gözlem yapacaksanız derin uzay cisimlerinde çok umutlu olmamak lazım. şehirde 12"lik bir teleskobun göreceği detayı kapkaranlık bir yerde belki de 4"lik bir teleskobun görmesi mümkün. ışık kirliliği çok çok önemli. bu yüzden de eğer şehirde yaşıyor ve şehirde kullanıyorsanız teleskobunuzun taşınabilirliği büyük önem kazanıyor. gerektiğinde arabaya atılamayan, kullanılamayan ve şehirde çürümeye bırakılan bir teleskop ne kadar ihtişamlı olursa olsun işlevsiz kalır.. buna dikkat etmek lazım.

    madem açıklıktan bahsediyoruz, bir noktayı daha açıklığa kavuşturalım.. teleskobunuzun büyütme gücü açıklığa bağlıdır. teleskobunuz kaç inç ise onu 50 ile çarparsanız teorik büyütme limitini elde edersiniz. bazı uyanıklar göt kadar ve üstelik optik kalitesi yerde sürünen bir teleskobun yanında 700 kat büyütme yapabilen bir gözmerceği koyup bunu 700 kat büyütebilir diye pazarlıyorlar oysa o teleskobun büyütme kapasitesi belki de olsa olsa 80-100 kat filan.. onda da çamur gibi bir görüntü olacağı kesin.. dendiği gibi 700 kat büyütürseniz o esnada ay'a bile baksanız gördüğünüz şey ne olduğunu bile anlayamayağınız bir hafif gri ışık birikintisinden ibaret kalır.

    ama bu demek değil ki teleskobunuzun açıklığı çok büyük diye çok büyük büyütme yapabilesiniz. dediğim gibi inç başına 50 kat büyütme sadece teorik bir limittir. bu hesaba göre 20" bir teleskobun 1000 kat büyütebilmesi lazım fakat büyütemez çünkü dünya'nın atmosferi oldukça sorun yaratıyor o kadar büyütme için. 20"lik bir teleskop eğer ay'da kullanılırsa muhtemelen 1000 kat sorunsuz büyütebilir fakat dünya atmosferinde normalde limit 250-300'dür.. ayda yılda bir gün atmosfer koşulları müsait olduğunda 500-600'e kadar çıkabilirsiniz ama dendiği gibi normal limit 250 civarındadır.. bundan fazla yapacağınız büyütmeler görüntünün bulanıklaşmasıyla sonuçlanır.. hatta bazen atmosfer o kadar kötü olur ki 50 kat da büyütseniz görüntü berbattır, tek yapabileceğiniz şey sıcak yatağınızın yolunu tutup başka bir geceyi beklemektir.
  • diğer tiriviri özellikler..

    * odak uzunluğu (focal lenght): bunun ne olduğunu bilmenize pek gerek yok. sizin iki işinize yarayacak sadece..
    1- teleskobunuzun f oranını bulmaya (birazdan geçecem)
    2- kullanacağınız göz merceklerinin ne kadar büyütme yapacağını hesaplamaya..

    birinci direkt şöyle bulunuyor, teleskobunuzun odak uzunluğunu, aperture'a bölüyorsunuz.. tabi odak uzunluğu genelde milimetre olduğundan aperture'u da milimetre olarka hesaplamanız lazım.. mesela 1000 milimetre odak uzunluğu olan bir teleskobun 200 mm, yani 8" bir aynası varsa, f oranı 1000/200 = 5'tir.. yani f5 bir teleskobunuz vardır.. bunun ne anlama geldiği ise oldukça önemli.. bir sonraki konumuz o olacak.

    ikincisi gözmercekleri.. şimdi bu kadar laftan sonra söylemenin sırası mı bilmiyorum ama teleskopta görüntüyü görmek için öyle gözünüzü deliğe sokmuyorsunuz, oraya bir gözmerceği sokup onunla bakmanız icap ediyor. oraya soktuğunuz gözmerceğinin odak uzunluğu ise yapacağınız büyütmeyi etkiliyor. yani bir teleskopla yapabileceğiniz büyütmenin bir sınırı yok.. büyütmeyi yapan gözmercekleri (eyepiece, oküler) çünkü.. mesela üstteki teleskop örneğini kullanalım, 1000 mm odak uzunluğu var teleskopta.. şimdi siz buna 20mm'lik bir eyepiece takarsanız gördüğünüz görüntü 50 kat büyüktür. 10mm'lik takarsanız 100 kat büyütürsünüz vs. büyütmenin ne olacağını eyepiece belirler kısacası ama anlaşılacağı gibi bir eyepiece'in ne kadar büyüteceği üzerinde yazmaz. deminki örnekte 50 kat büyüten 20mm'lik merceği alıp da 2000mm odak uzaklığı olan teleskoba takarsanız büyütmesi 100 kata çıkar.

    * f oranı.. teleskoplarda önemlidir.. f oranı ne kadar düşükse bir teleskop o kadar "hızlıdır". hızı şurdan gelir. eğer bir fotoğraf makinesini mesela f5'lik bir teleskoba bağlayıp 30 dakka pozlama yaparsanız elde edeceğiniz görüntünün aynısını almak için f15'lik bir teleskopta 1,5 saat pozlama yapmanız gerekir. yani niyetiniz fotoğraf çekmekse genelde f oranı düşük teleskoplar işinizi daha çok görür (f oranının nasıl hesaplanacağını tepede belirttim). gerçi günümüzde focal reducer denilen parçalar satılıyor bunları takarsanız f10 olan teleskobunuz f5'e filan dönüşüyor ama biraz pahalı tabi bunlar.

    fakat bu demek değildir ki f oranı ne kadar düşükse o kadar iyidir.. f oranının düşük olmasının önemli bir dezavantajı vardır, eğer bahsedilen teleskop aynalı teleskop, yani bir reflektör ise (ki zaten refraktörlerde f oranları her zaman yüksektir o ayrı) f oranı düştükçe sweet spot denilen nokta ufalır.. sweet spot, gözmerceğinden baktığınızda görüntünün en net olduğu tam orta noktasıdır. kenarlara baktığınızda görüntünün hafiften bozulduğunu görürsünüz, işte f oranı düştüğünde bu sweet spot daralacak, böylece baktığınız objeyi tam ortaya getirme gereksinimi artacaktır. bu sorun dobson türü teleskop kullananlarda doruk yapar, çünkü dobsonlar doğaları gereği f4 - f6 arasında f oranları taşırlar (teleskoplar f4 ila f20 arasında değişir hep) ve çok hızlı oldukları için görüntü kenarlara doğru hafiften bozulmaya başlar (kimisi bu sorun yüzünden gözlem yapamayacak kadar rahatsız olurken kimisi farketmez bile, yine gözünüzün yapısına kalmış aslında yine durum). dobsonlar bir de motorlu olmadıklarından görüntü mercekte akar gider ve objeyi sweet spotta tutturmak zorlaşır.. dobsonların büyük bir sorunu da budur..

    not: bu sorun çözümsüz değildir, oldukça pahalıya da gelse 300 dolar civarında bir paraya bu sorununuzu çözen ufak bir parça takarak bu sorundan kurtulabilirsiniz..

    f oranının düşük olmasının bir başka dezavantajı da, görüntünün bozulmaya daha elverişli olması olduğundan ortaya çıkabilecek sorunları yok etmek için biraz pahalı ve kaliteli gözmercekleri satın almak zorunda kalacak olmanızdır. f oranı yüksek bir teleskopta ucuz bir gözmerceğiyle sorun yaşamamak mümkünken, f oranı düşük olduğunda kusurları örtmek için kalitesi yüksek ve pahalı bir gözmerceği kullanmak zorunda kalırsınız.

    bir not daha: gözmerceklerinden mecburen bahsetmiş olduğuma bakmayın, bunu bu yazı dizisinin en sonlarına saklıyorum, baya uzun bir konu çünkü. kendim de bir dobson sahibi olarak önemsediğimden özen göstermek istiyorum o konuya.

    neyse bu haftalık bu kadar.. gelecek hafta kaldığım yerden devam edeceğim. hoşçakalın...

    ..
    ..

    edit: şaka lan şaka, biliyorum şu an yüzlerceniz teleskop almak için teleskopçu kapılarında izdiham yaratmış benim önerilerimi bekliyorsunuz.. yarın devam edeceğim merak etmeyin.. uyuyacağım biraz.
  • karşı apartmanları röntgen için kullanacaksanız teleskop almayın. dürbün bu ihtiyacı rahatça karşılayacaktır.