şükela:  tümü | bugün
  • 6 yıllık hasarın üstüne yaşadığım durumdur. ayrılalı 1 sene 2 ay oldu, tekrar aynı şeyleri yaşamaya gücümün olmadığını hissediyorum. yaşayacaksam da gerçekten tamam doğru insanı buldum demem gerekiyor sanırım. o da şu an olmuyor ve işin kötüsü bundan sonra da hiç olmayacakmış gibi hissediyorum.
  • böyle bir şey vardır.

    öncelikle 21 gün beklemek gerek eskiyi unutmak için. öyle diyo bilir kişiler. sonra neden olmasındır aynı heyecan olmasa da farklı bir heyecan neden yaşanmasın ki.
  • korkmak değil de usanmaktır bazen.

    ne uğraşcam ya, nasılsa yenisinin de gözünün üstünde kaşı var. *
  • özlemek, anlamak, kıskanmak, aramak, mesaj atmak, ilgilenmek, naz çekmek, arkadaşlarına katlanmak, hediye almak, hesap vermek, trip çekmek, gezip tozmak vs. bazen insanın gözünde çok büyür. ihanete uğrama korkusu ve yeniden kalbim, hevesim, gururum kırılır mı korkusu ise insanı tamamen yeni ilişkiden iter.
  • kalbiniz kırılıp beş sene boyunca kiminle acaba bu sefer olacak mı diye niyetlendiğiniz bütün girişimleriniz başarısızlıkla sonuçlanmışsa, artık zaten ciddi bişiler yaşayamam derken, sınırlarınızı zorlayıp içeri girmeye çalışan biri olunca hayatınızı olduğu şeklinden değiştirmeye çalışmasına uzun bi süre direnebilirsiniz. sonra kapıların ardından galiba beni gerçekten seviyor dedikten sonra gerçekten elini tutmak istersiniz. ama o çoktan yılmıştır. biter
  • kafadaki soru işaretleriyle boğuşmaktır.sırf bu işler kafamı meşgul etmesin diye kalbe kilit vurup ortalama yapmış insanım ben.son sınıf olmanın gazıyla yanlış bir işe kalkışmam umarım.
  • 6 yılın üzerine, 3. yıl bitirmiş biri olarak*, gerçekten olmuyor diyorum. bir çok sebebi var tabii ki.

    tamam 1 amsterdam 1 bomonti sadece ne var ?
  • aslında, yeni bir ilişki için her şey hazır ve tamamken koşarak uzaklaşmadıkça gerçekleştirildiğinden emin olunmaması gereken eylemdir. ilginçtir ki birçok kişi bunu "korkmak" ya da "üşenmek" olarak tanımlayıp, kolay yolu seçmenin verdiği rahatlıkla bir güzel huzur dopingi yapıyor.

    geçenlerde ortanca eski sevgimle görüştüm. evlenmeyi düşündüğünü falan söyledi ama ben deyim yerindeyse helallik almaya geldiğini anlamamıştım. zaten şu küçük oyunları ısrarla fark etmeyen saflığımla ün salmış durumdayım, tabii ki de anlamayacaktım. kendi kendime beni fazla üzdü, vicdan yapmıştır, gidip görüşeyim de kızgın olmadığımı bilsin diyerek vakit geçirdim.

    "zaten kimseyi hayatımdan tamamen çıkarmıyorum, ama seninle konuşmak benim için çok önemliydi." dedi. insanlar, az zamanda çok kişiye hayatlarında yer verince garip bir egoya sahip oluyorlar herhalde.

    fast food yemediğini unutmuşum, ben direkt pizzacıya girince hiçbir şey demedi, sessiz sedasız pizza yedi. cola da içmezdi bir güzel cola içti. alkolü bırakmış ama ben içmek istedim diye bar ortamında kahve içti. kendi kendime "allah allah noluyor lan buna" falan diyorum, bir ara ben mi unuttum lan acaba beni ne kadar üzdüğünü, çok mu kötü şeyler yapmıştı bana falan diye kuşkulandım, o günleri hatırlamaya çalıştım. ama yok, öyle bakıyor, ilgimi çekecek şeyler anlatmaya çalışıyor. bi beni mutlu edip içini rahatlatıp gidesi var belli. bozmadım.

    ilişkilerin kalitesinden, insanların güvenilirliğinden fazlasıyla şüpheli biri olarak, fırsat varken kendim hakkındaki fikirlerini almak istedim. ondan sonraki sevgilimle evlenmek istediğimi ama olmadığını, beni ne kadar üzdüğünü, öyle saçma sapan şeyler yapmadığımı, daha olgun bir hüzün dönemi geçirdiğimi ama canımın bir başka acıdığını söyledim. o kötü dönemde bir ara onu arayıp "ben nerede hata yapıyorum" tarzı sorular sormak istemiş olduğumu da belirttim. artık hayatımda birini istemiyordum ve son zamanlarda olmasa da bana ilgiyle gelen tüm insanları bildiğin kovalayarak uzaklaştırmıştım.

    bana bir başka yerden fazlasıyla tanıdık gelen, "çok tatlısın, ama seninle olmaz. nerede kaybettiğini biliyorum." bakışı attı. gariptir ki o da, bana bu bakışı hatırlatan da nedenini söylememişti. ısrar etmedim.

    çok çok yanlış seçimler yapmışım, karşıma çıkışı bile kendi çıkarına olabilecek kadar bencil, iyi insan olmayı içinde bir yerlerde çok derine atmış kişilere aşık oluvermişim.

    oturdum düşündüm, jeton da geç düşmüştü zaten, ısrarla neden kendimi yalnızlığa ittiğime, benimle olmak isteyen insanları, onlardan etkilensem dahi hangi sebeplerle kendimden uzaklaştırdığıma dair kafamda bir liste yapmaya çalıştım.

    -hali hazırda kurulu düzenin, çocukların falan var. uçurumdan mı atlayalım diyosun abidin?
    -besbelli eski sevgilinin yerini doldurmaya çalışıyosun, bence uzaklaş.
    -kaynak kıtlığından beni istediğini düşünüyorum, en iyisi hiç başlamamak.
    -şeytan tüylü ama tehlikeli gruptansın, o kadar risk alamam.
    -yarın öbür gün ilgisiz kaldığını düşünüp başkalarına koşmayacağını nereden bileyim? bırakalım dağınık kalsın.

    galiba pek de haksız değilmişim. her şey de bizim elimizde değil. anladım ki ne korkum, ne de yorgunluğum var. herkes sevmek, sevilmek ister. şu anki durumda, bütün bu kuru kalabalık arasında network o kadar güçlü ve verimli değil, hatta dünya için en iyi buluş zararsız ve duyarlı insanları birbiriyle buluşturan bir sistem olur.

    çok doğal olarak insanlar da kendini korumaya çalışıyor. kimsenin yalnız kalmamak için kendini ateşe atacağını sanmıyorum, atıyorsa problemlidir ve aman, sakın böyle tipler iyi insanları bulmasın. sayıca fazlalar ama gizli bir güç iyi insanları korumalı, devamlı bir tuzak döngüsünde kaybolup gitmemeliler.

    huzurlu ve başarılı, bol kalp kırıklığı ve yanılgı olmadan yaşamak için yalnız kalmak gerekiyorsa kalırım. eğer ailemi ön planda tuttuğum için terk edileceksem peki. aile sevgisi bambaşkadır, insanlara bir daha ne böyle sevmek, ne de böyle sevilmek nasip olur. bunun farkında olmayan zaten gelmesin. yeni bir şey öğretmeyen etkinlikler motivasyonumu düşürüp beni sıkıcı bir insan yapıyor diye terk edileceksem de tamam. belki de çok şey istiyorum ben, olsun lan. kabullendim yalnızım işte, başlamadan bitiriyorum, çok doğal olarak hayvan gibi üzüleceğim bir işe kalkışmak istemiyorum. hem hassasım hem de huysuz, bir türlü de beğenemiyorum, çok az takdir edebiliyorum, benimle mi uğraşsın insanlar? zor şeyler istiyorum olmuyor, napayım. en güzel yıllarım da böyle geçsin anasını satayım. kafam rahat olur en azından.
  • empatiden kaçınıyorum şiddetle. üzülmek isterdim. anlamak isterdim. çabaladım da çok vaktiyle. artık yersiz devam etmek. hep tek taraflı. ıssız adam herkes. öyle olunca kimse laf edemez. çözüm bulmak yok. belirsizliğin içinde kaybolarak ilerlemek. nereye gidiyorsunuz bilmiyorsunuz. boşluktasınız. özel kadınlar deniliyor hep. belki mendil işleyen kadınlar belki kurabiye pişiren kadınlar belki sevdiği insanın sesini duyduğu vakit yüreği titreyen kadınlar. hepsinin ortak mı yazgısı? kırılmak, üzülmek, tüketilmek... bilmediğiniz yolda güvendikleri için sürüklendiler sizle birlikte. kendi sorun ve sorumluluklarınızı onların da sırtlanması korkunç. evet istediler çünkü yürekli bu kadınlar. sorumluluk almak onları korkutup kaçırmayacak. ne acı ki bu özel kadınlar teslim ettiler sizi başkalarına. sıvıştınız. hala korkaksınız. bu özel kadınlar mı? onlar da değişiyorlar. farkında değilsiniz. hediye ettiğiniz bencilliğiniz ve kurumuş kalpleriyle büyüyorlar.
  • ilişkiden değil de verdiği emeğin bir hiç olmasından korkmaktadır. bazen yaşınız bir noktaya gelince anlıyorsunuz ki elinizde kalan sadece geçen zaman ve bir kaç acı tecrübe. hatta bazen yeni bir ilişkiden değil de eldekini bitirmekten bile korkar insan. alışkanlık, birlikte geçirilen anılar, verdiğin değerler, karşındaki kişinin tanımadığın birine dönüşmesini izleyecek kadar geçen zaman. o zaman der ki insan kendi kendine. zaten kaç yaşına gelmişim o kadar zaman geçmiş, şimdi kim ayrılıp unutmak için uğraşacak, sonra tam kendini avutmuşken yeni baştan başlayacak. o kişiyi tanıyacak. belki de tanıdık hisler hissedecek yeni baştan. verdiği emeklere acıyacak. deniz kenarında kumdan kale yaparken dalgaların bozması ve senin ısrarla çaba göstermen gibi. kimisi de kalbinin kırılmasından korkar. vazgeçmez sevdiğinden. yeni baştan başlamak istemez.insan bazen kendinden de korkar. yine aldanıp, her şeyiyle güvenmekten. duygularını yönetememekten. zaman insanın kendini tanınmasına bile tam olarak yetmezken neden insan bunu bir başkası için harcasın. üstelik bir kaç kez.

    özetle haklıdır.