şükela:  tümü | bugün
  • al işte bitiyor. şimdi git, yeni biriyle tanışmaya çalış, olmasın, çok çalış ve bir şekilde tanış. ona daha önce anlattığın komik anıları bir daha anlat, çok sevdiğin anıları bir daha anlat. kendini çok düzgün onun hayatına saygılı biri gibi göster, samimiyet duvarı yıkılana kadar sofra adabına uygun yemek yemeye dikkat et. "dur fazla arayıp sormayayım da eskisinde olduğu gibi yüz göz olmayayım" diye düşün, sonra çok ara, hep ara, cebi kapalıysa kıllanıp evden ara. ilişkinin başında kıllandığın adam isimlerini, ilk kavgada yüzüne çarp, onu bütün arkadaşlarından soğutmaya çalış, kendi arkadaşlarının ne kadar süper insanlar olduğunu anlat. dayanamasın, ayrılmak istesin, debelen dur, yeniden süper bir ilişkiniz olacağını anlatarak bir sürü söz ver. insan olduğun için tutama, yeniden kavga çıksın. ayrılmaya karar versin. kim uğraşacak. yok artık valla ben gelemem bu kadar külfete.

    (bkz: bilemem ilgilenmem de)
    (bkz: umut sarıkaya)
  • yeni bir hayal kırıklığından kaçınma güdüsü ile yapılandır.
  • 0
  • bu sosyal ağların, bilgisayarların tabletlerin ekranlara olan bağımlılığın sonucu gelişen durum. şimdi bir insanla ilgili her şeyi tek bir profilden öğreniyorsun istek heyecan kalmıyor. oysa ki bir insanla yeni tanışmanın o küçük sorulara verilen cevapların yarattığı heyecan iç kıpraşması sevinç duygusu ne güzeldi. en sevdiğin renk nedir hayvan nedir gibi salak soruları bile sorardın gençken, küçükken.
  • hepsi aynı olduğu için sürekli aynı şeyi yapma ve aynı muhabbetleri baştan almak bıktırır. gerek yok. uğraştırmayın ve uğraşmayın. herkes işine baksın.
  • valla bu konudaki düşüncelerimi yazardım ama hiç halim...
  • ilişkilerde nirvana'ya ulaşmış kişidir. sonu belli olan bir eylemin henüz başlamamışken bitirilmesi.
    git, yeni biriyle tanış, çabala, ilk başta herşey iyi gitsin, sonra sikimsonik sebepler yüzünden kavga et, canını sık, ayrıl, tekrar barış,...
    ilişkide amaç nedir? mutlu olmak di mi?
    ama öyle olmuyor ki. belli bir süreden sonra saçmasapan bir hal alıyor. en azından benimkilerde durum böyle.
    eminim bu konuda yalnız da değilimdir.
  • (bkz: benim lan bu)

    bildiğin sıkıcı geliyor insanlar. böyle uzaktan gözlemleyince insanların hareketleri o kadar basit, gıcık verici geliyor ki bana. ne bileyim bu adamla tanışsam nolur tanışmasam nolur diyorum. önceden o kadar kişiyle samimi olmuşum, arkadaş muhabbetleri falan olmuş sonra o geçmiş yenisi o geçmiş yenisi. yetti lan bunla mı uğraşcam ben. bi gün otururken gelin vay kardeş nabıyon diyin o zaman çok sıcakkanlıyım mesela. "melaba ben x" mi diyecem lan bu saatten sonra?

    sabahları erken kalkmaktan da olabilir bu durum. çok huysuz olurum sabahları.
  • arka sokaklar izliyor hissi verir...
  • bazen öyle bişey olur ki, (lale müldür'ün güzel kaleminden ifade edersek),
    "iki geyiğin aynı anda zıplayıp havada öpüşmesi gibi"
    öyle biri çıkar gelir... çoğu zaman da bi tesadüfle.

    sohbet öyle bi akar, ilk görüşte çakıveren o alev, o çekim öyle bi yükselir ki...
    ittirmeceli bişeyden bahsetmiyorum. tamamen kendiliğinden olan bişey bu. hatta coşkun akan bi dere gibi. o an susman, gitmen gerekse bile yapamamak..

    ben herif taifesiyle öyle çok konuşmayı sevmem sanırdım. o da öyle... 8 saat aralıksız içip sohbet etmiştik ilk gün. ve ikimizin de çok derinden hissettiği- bildiği o gerçek...
    yetmemişti. doyamıyorduk... 88 saat daha sürse bile doyacak gibi değildik.

    öyle öyle tanıyorsun işte...
    "hadi üşenmeeee, bi şans ver. anlat kendini" gibi bi iç ses varsa zaten o iş olmayacak duaya amin demek gibi bence.

    zaten "o" potansiyel varsa, daha iç ses filan ne olduğunu anlamadan büyük bir iştahla anlatmaya ve dinlemeye başlamış oluyorsun.

    yüreğin ağzında, midende kelebekler, aklında "eyvah eyvah" alarmları...

    iş konuşmak için biraraya gelmiş iki insanın yarım saat sonra kahve içtikleri mekandan kalkıp - öğle vakti- yandaki meyhaneye geçebildiği, 8 saat rakı içebildiği, arada kıyafetlerle denize filan girebildiği ve sonra -gülmekten kırılarak- çıkıp içmeye devam edecek kadar beraber delirebildiği bişeyden bahsediyorum...

    ...

    hasılı, somut biri var da üşeniyorsan, zaten o kişi "o" değildir.
    "o" geldiğinde delilik gibi geliyor zaten... önünde duramıyorsun o delirmenin...
    yaş, kariyer, pozisyon, engel faktörler ne olursa olsun