şükela:  tümü | bugün
  • ulubatlı hasan'ın konstantinapolis'ün surlarına ilk türk bayrağını diktiğinde içerisinde bulundugu durum. gençliğinde dedesinden arapça, farsça ve simya dersleri almış, ileri görüşlü bir insan olan hasan yeni bir şehirde; istanbul'da yalnız olmanın acısına katlanamayarak ayak bileğine bağladığı validesinin armağanı mendilin içerisindeki baldıran zehirini içerek intihar etmiştir aslında - şehitlik hikayesi yalandır.
  • bircok universite ogrencisinin 1. sinifin basinda ya$adigi durum. lakin 1. sinifta cok cabuk arkada$ edinilir, 2, 3, 4 derken arkada$ sanilan bazi ki$ilerden yenilen kaziklardan dolayi arkada$ seciminde daha titiz davranilmaya ba$lanir.
  • yıllardır yaşanan sehirde, ki biz ona eski şehir dielim, yalnız olmaktan daha yeğ durum. en azından suclarken kendini inandırmakta zorluk çekmez insan.
  • yeni bir hayatın ilk günü gibi bir duygudur bu...
  • bulunmakta olunan yere arkadaş edinene dek bir türlü alışamaz, kendinizi bir yapay kutucuk içinde yaşıyormuş gibi hissedersiniz. her köşe başından, karşınıza tanıdık, eskilerden birileri çıkacak gibi hisseder, caddede yürürken arkadan gördüğünüz herkesi birilerine benzetirsiniz, sonuç hep hüsrandır. ciddi anlamda olgunlaştırıcı bir süreçtir, neden yeni bir şehirde olduğunuz, olmak zorunda kaldığınız ve nerede olduğunuz ile alakalı olaraktan elbet.
  • zordur.
  • çok kötüdür. eskiye dair iyi kötü ne varsa geri dönmek istenir.
  • şüphesiz ki şarkılara sığındırır:

    "bir kenti böylece bırakıp gitmek
    içinde bin kaygı bin bir soruyla
    bitmemiş bir şarki dudağında bir yarım ezgi
    sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu"

    (bkz: gözlerin)
  • insanın, eskittiği şehirde kalabalığın içinde hep ağladıysa şükretmesi gereken durumdur.