*

şükela:  tümü | bugün
  • cem boyner'in kurdugu, sivayinca biraktigi ve $u anki akibetinden bihaber oldugum liberal kapitalist zengin partisi.
  • türkiye'de şimdiye kadar gerçekleşen tek adam gibi liberal hareket.
  • 16 eylul 2004 tarihli objektif programinda ogrendigim uzere; kadir copdemir'in de zamaninda icinde bulundugu ve "biz bir harekete kalktik ama %0.04 oy ile halk bize bir hareket cekti" diyerek yorumladigi olusum.
  • zamanında genel başkanı cem boyner aracılığıyla sanırım "atatürkü de muhammedi de aşmalıyız" diyebilmiş popilizmden uzak eskinin erkenci liberal partisi. hala aldığı sayılı oy sebebiyle ekodiyalogta asaf savaş akat ile alay edilmesine sebeptir.
  • zamanın basınının da pohpohlamasıyla, cem boyner'in "oluyor galiba" diye havalara girip, "atatürk'ü aşmalıyız" söylemlerine kalkışınca, burun üstü çakıldığı hareket. kadir çöpdemir'in bahsettiği, halkın kendilerine çektiği hareket, "titre de, kendine gel. atatürk seni aşar" hareketidir.
  • hbr maymun* dergisinin biz de katılıyoruz ama gülmekten diye tanımladığı olusum, parti ya da bir sey.
  • 12 eylül askeri darbesinden sonra, yeniden dönülen çok partili sistemde, genel olarak türk halkının özel olarak da aydın kesimin daha fazla demokrasi talebini dillendirerek, siyasi yelpazeyi bu söylemleriyle dalgalandıran, liberalinden/komünistine, işadamından/işçisine çeşitli çevreden kişileri etrafında ve tanınmış aydınları etrafında toplamış ve aynı adla, aralık 1994’de partileşmiş liberal aydın hareketidir.
    *
    ydh, partileştikten sonra 1995 yılı seçimleri öncesinde yapılan çeşitli kamu oyu yoklamaları %5 ila 8 arasında bir oy potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktaydı. bunun üzerine, inişte olan anavatan partisi’nin yeni ve genç genel başkanı mesut yılmaz’ın talebiyle seçim ittifakı görüşmelerinde bir anlaşmaya varılamayınca tek başına girdiği ilk seçimde uğradığı hezimet, ydh’ni kurulduğu hızla içini boşaltmıştır.
    *
    parti, 1997 yılında borçlarından ötürü kapanamaz hale gelince, kurucusu ve son genel başkanı hüseyin ergün ve çevresinde kalmış bir avuç aydın oturup ali haydar veziroğlu’nun desteğindeki barış partisi’ne katılma kararı aldılar. ydh’nin tüzel kişiliği de bu parti içinde eridi.
    bir aydın hareketinin serencamı da böyle bir görünmez trajedi ile sona ermiş oldu.
    *
    bu tür hareketlerin, mevcut siyasi örgütlenme ve mecliste temsili öngören anayasa ve yasa hükümleri karşısında hiçbir şansı yok. ama, otoriter egemenliğin, türk siyasi hayatını ardı ardına gelen darbeleri ile atomize etmeleri ve bunun etkilerinin hala sürüyor olması, bu umutsuz heyecanı hep taze tutmaktadır.
    bu heyecanla, benzerlerine, farklı amaç ve çizgide olsa da en yenisinin geçtiğimiz mayıs ayı içinde kurulup kendisine siyasi bir gelecek aramasına saygı duymamak elde değil.
  • genel sekreterinin kemal anadol olması bir hayli şaşırtıyor insanı bugünden bakıldığında.
  • kurucular kurulu üyeleri arasındaki çeşitlilik önemli. neden önemli? çünkü yeni demokrasi hareketi'ni (ydh) basit bi şekilde, cem boyner'in macerası ya da zengin muhitin pay kapma mücadelesi olarak görmek yanlış. bi kere, doksanların parçalı siyasetinde hiçbi anayasal düzenleme biçimsel (burjuva) demokrasiyi dahi getiremiyordu. önemli bi tıkanıklık vardı ve hakim sınıflar dahi bu tıkanıklığı açmak zorundaydı. hatırlayalım: sivas katliamı, "düşük yoğunluklu savaş", faili meşhur cinayetler, vs. vs. bunlar ülkedeki çözülmenin alametlerinden biriydi. ne merkez sağ, ne de merkez sol partiler artık "demokrasi mücadelesinde" yer alamazlardı, zaten tüm "haddini aşan" söylemler otoriterizmin içinde katledilmişti.

    yeni demokrasi hareketi de, demokrasi mücadelsindeki asıl etkisi şöyle tanımlanmalı: arzu. demokrasi birtakım normların sınırlarına göre tanımlanıyordu amma velâkin otoriterizmi -açık ya da gizli- sorunsallaştırmıştı. parti kısa ömürlü ama etkisi uzun ömürlü oldu. örneğin, doğu ergil'in tobb için hazırladığı rapor anılmalı. bülent tanör'ün tüsiad için hazırladığı "türkiye'de demokratikleşme perspektifleri" en önemli adımdı mesela. bunun haricinde özellikle merkez sağ partiler bi revizyona gitme ihtiyacı duydular. bu yedeha'nın hayaletiydi bence. ancak, liberal-demokrat müdahale feodal devlette gerçekleşen mutabakat sonucu otoriterizmin içinde eriyerek iflasa sürüklendi de diyebiliriz.