şükela:  tümü | bugün
  • sürekli kahvaltı edip ardından türk kahvesi içmek. bakınız benim face'de birbirleriyle tanışıklığı olmayan 3 tane yeni evli çift var, hemen her gün benzer bir fotoğraflarını görüyorum. anladığım kadarıyla yiyişmekten yemek yapmaya fırsat bulamıyorlar, günde 5 posta kahvaltı edip kahve içiyorlar. ha bi ortak nokta da hepsinin kahvaltısının baştacı: üzerine bal gezdirilmiş kuruyemiş tabağı.
    arkadaşım siz sabah akşam ballı badem-ceviz yer durursanız, vuruştan başka bi aktivite edemezsiniz zaten. gerçi bu da olumlu da ileride birbirinizden cabuk sıkılırsanız diye söylüyorum.
    bak geçen bu çiftlerden birisi sinemadan yer bildirimi yapmışlar, altına da "gesmelere geldik ama filmden sıkıldık eve geçiyorus" yazmışlar. kesin patlamış mısırın balını az buldunuz, diye yorum yazdım, face'den sildiler beni, "koci?le duştan sonra kahvaltı qeyfi" adlı albümden mahrum bıraktılar beni ona yandım amk.!
  • eve misafir çağırıp yemek masasında selfie çekmek.
  • ben facebook fotoğraflarının altına sanki hiç birbirlerini görmüyorlarmış gibi yorum yapmalarına ayar oluyorum.
    -aşkitoma kek yaptım.
    -aşkım çok güzeldi ellerine sağlık.
    -herşey aşkitom için.

    lan oğlum evde keki yerken ne yapıyorsunuz. evde konuşmuyormusunuz hiç.
  • halı tüyü temizlemek. 3 ay oldu hala her hafta yumak yumak halı tüyü temizliyoruz evin köşelerinden. bi bitmediniz...
  • facebookta 'kocacığımın sürprizi' 'bitanecik eşimin tanışma yıldönümü armağanı' adı altında bir hediyenin 15 farklı şekilde çekilmiş fotoğraflarını yayınlamak.

    bekar arkadaşlara (sanki yıllardır evliymiş gibi) akıl vermek.

    -bak necla biz eniştenle severek evlendik, çokta (çok da) mutluyuz, sen sen ol bir an önce evlenmeye bak. evlilik çok güzel bi şey.

    sonra görüşürüz. :)
  • (bkz: seks)
  • arkadaşları kategorize etmek.

    1) evliler (tercihen)
    2) evli olmayanlar
  • kendim ve eşim adına konuşmak gerekirse film izlemektir.

    ulan zaten yeni evlenmişsin borcun harcın içindesin, dışarı nasıl çıkacan.

    biz nişanlılık denen o keko dönemimizde bile film alır arabanın içinde laptoptan açar izlerdik, sırf cafelere boşuna kahve parası ödemeyelim diye.

    sonraki dönemlerde de elimize geçen parayı tatiller için bir kenara atıp, günlük hayatta gayet mazbut takıldık, hala daha öyleyiz.

    kimseye birşey kanıtlamaya ihtiyacınız yok beyler bayanlar. eşinizden gelen o süprizleri facebooklara koyduğunuzda tamamlanmış olmuyor bazı şeyler. birbirinizi sevin, birbirinizi düşündüğünüzü bilin gerisi tamamlanır.
  • bu aktivitelerden 6 hafta içinde sıkılmayan varsa onun şuurunda bir sorun var demektir. yani evet bu aktiviteler ilk başlarda gerçekten zevk alarak yapılır, ama sonra mecburluk hissi çöker. zorunluluğa dönüşür. tekrara biner. rutine sarar. monotonluğa çöker. sıkar, bayar. evlilik hiç de sandığınız gibi değil lan. valla bak. yani hayal ettiğiniz kadar değil. telefonunuz değişir arabanız değişir eviniz değişir renginiz değişir işiniz değişir şehriniz değişir ama o yanınızdaki hiç değişmez. düşünsene biyolojik ve genetik hatta kan bağı olduğu halde bile anne babayla bile belli bi yaşa kadar yapabiliyorsun da o aranda hiç bir biyolojik bağ olmayan tamamen duygusal bağ kurulu insanla bi ömür, hep aynı hep aynı.. en iyinin bile en kötü yanı hep aynı olmasıdır. neyse. evet demek istediğim buydu, yanlış anlaşılmasın evlilik kötüdür demiyorum. beklentiler makul olsun.
  • kalabalık bir arkadaş grubu ile pazar kahvaltılarına gitmek.

    facebook listemde ekli olan bir kız arkadaşım var, birkaç ay önce evlendi ve o günden beri aktiviteden aktiviteye koşuyor yeni eşi ile birlikte. bunların başında da henüz sektirdiğini görmediğim pazar kahvaltısı organizasyonları geliyor. son olarak bu pazar florya kaşıbeyaz'da çekilmiş ve "mutlu pazarlaarrrrrrrr" yazarak paylaştığı fotoğrafını gördüm (neden r harfini uzatarak hırlamış onu da çözemedim ama).

    fotoğrafta yeni gelinimizin ağzı kulaklarında, zannedersem evlendiğinden bu yana pazar günü evinde daha 1 kez bile kahvaltı hazırlamamış olmanın mutluluğu yüzüne yansımış. damat bey ise artık kendisine girecek hesabı düşünmeye başladığından mıdır, önceki akşam "ne gerek var her pazar her pazar kahvaltıya dışarıya gitmeye aşkım?" temalı münakaşayı kaybettiğinden midir bilinmez, durgun, suratsız ve mutsuz bir ifadeye bürünmüş. işte size evliliğin dramatik özeti be arkadaş :(