şükela:  tümü | bugün
  • damat düğüne kadar kendi başına kalır bu evde. daha önce, öğrenci evinden bozma bir evde yaşamış olduğu için, eski alışkanlıkları bu eve de taşınır.

    ev, koltuk takımından tutun da, camekanlı dolapların arkasındaki küçücük biblolara kadar, mobilyalarıyla, tam liste beyaz eşyalarıyla bir aile evi olmasına rağmen, o sırada yalnızca damatın yaşıyor olmasından dolayı;

    - bitmiş tuvalet kağıdı
    - bozulmuş koltuk örtüleri
    - bornozda kurumuş kalmış sümükler*
    - mutfakta, yarısı dolu, üstü küf bağlamış kahve fincanları
    - banyo giderinde birikmiş kıllar*
    - kapı koluna asılmış gömlek
    - televizyonun önündeki masanın üzerinde kurumuş mevye artıkları
    - fişte unutulmuş ütü
    - aynada benek benek diş fırçalama lekeleri
    - açık dolap kapağının üzerine asılmış kemer

    gibi aile evinde göremeyeceğiniz detaylar vardır. evlendikten sonra, gelinin marifet ve sabır düzeyine göre ya yokolurlar ya da kavga sebebi olurlar.
  • keskin bir şekilde boya-badana, mobilya ve güzel yemek kokar.yeni ya...
  • düğünden önce ve sonra yakınlara turistik geziler düzenlenen evdir.
  • ota boka titizlenilen, gelen misafire rahat yüzü gösterilmeyen sikko evdir.
    gelinin ve damadın kıllık derecelerine göre uzun bir süre yaşam sıcaklığı barındırmaz. showroom gibi girilir çıkılır...
  • illa bekar eski arkadaşlardan birinin o güzeelim koltuklardan birine veya halının orta yerine çay-kahve dökmesiyle büyüsü bozulur, ama çaktırılmaz, güzelce temizlenir, pirüpak öylece misafir bekler........ha ne zaman ki çocuk gelir, ancak ondan sonra bildiğin aile evi olur...bol lekeli koltuk/halılar, televizyondan yayılan çizgi filmlerin cırtlak sesi, mutfaktan gelen buram buram kek pasta kokuları, her ayağını attığında takılıp ciyaklayıp viyaklattığın oyuncaklar....oh mis mis...
  • gelinin motorluk ve çirkeflik düzeyine göre tez zamanda bomboş kalacak evdir.

    bizzat yaşanmışı var;

    evlendikten 5 ay kadar sonra yağmurlu bir son bahar akşamıydı. küçük adımlarla eve yaklaştım. anahtarı kilide sokup kapıyı açtığımda beni evin içinden gelen buhar karşıladı. içerisi fin hamamından halliceydi ve sanırım 70 derece falan sıcaklığındaydı.

    eve girdim halılar yok. odalara baktım eşyalar, perdeler yok. tavandaki avizelerin yerinde yeller esiyor. kombiyi sonuna kadar açıp yad ellere gitmiş hanım kızımız. en çok koyanda bir hafta önce aldığım 5+1 ses sistemini götürmesi oldu.

    az kaldı ama.. 4-5 taksit sonra alınan bütün eşyaların borcu bitiyor.

    zamanında söylemeyi çok istemiştim, buradan seslenmek nasipmiş;

    " o aldığın eşyalar varya.. tek tek götüne girsin ! evet "
  • ilk misafiri damattır.
  • belli bazı değişimler haricinde hepsi aynıdır. markalar farklı da olsa temel mobilya modelleri çoğunlukla aynı. bu da her evin robotik gibi aynı olmasını sağlıyor.

    abartılı büyük mobilyalar, yenilerde renklenen mobilyalar, spor olacağız derken ne olacağını bilemeyen evler. küçük ev aletleri kısmına girmiyorum bile. yalnızca olsun diye hiç kullanılmayacak eşya alanları gördü bu gözler.

    o kadar moda mod ki bu eşyalar. paketleşmiş çeyiz setleri bunların en büyük örneği.

    evlerin ruhu yok. kimse kendinden bir şeyler koymamış. evi ev yapan ne diye soruyorsun, 1500 parça tabak çanak seti diyor. kendilerine özgü, kadını da erkeği de ayrı ayrı yansıtacak bir şey yok evde.

    evi ev yapan ne o zaman? eve ruhunu veren ne? bunu (bkz: evin ruhu) başlığında belki de konuşmalıyız. aramaya inandım da olmadı.

    velhasıl belki de evlilikteki bıkkınlıkların, tekdüzeliğin ve kötü görünmesinin sebeplerinden biri de bu.
  • olasılıkla erkeklerin yaşamadığı evler.
    bir kadın olarak midem kalktı o pembeliklerden....
  • bu evlerde tabiki damatlar yaşamıyor. bakın adına, gelin evi.

    dünya yeni evlenmiş kızlarımızın mutluluğu için kenara çekilirken, damat da kim oluyormuş. bütün evren onun pembe mutlulukları için diz cökmüşken tek vazifeleri kociş olmak olan erkeklerin bencillik yapmaya ne hakları var. hadlerini bilsinler, kocişliklerini bilsinler. kenarda otursunlar.

    yemin ederim ama kocişler sadece sunum yaparken ortaya çıkmıyorlar mi bu arada? alın size pembiş pembiş distopya.