şükela:  tümü | bugün
  • metropolkliseleri'nin muazzam yazarının şu adreste muazzam ifade ettiği yeni moda olan ilişki türü. hemen hepsini kopyalıyorum zira on numara beş yıldız tespitler barındırıyor:

    "adı üzerinde yeni. eski çamlar bardak oldu çünkü. geriye dönüp bakma zamanımız geçti. zaten kitaplarda da, geçmişi geçmişte bırak, koy ver tatlı kız, boş ver be tatlı çocuk, yoluna bak sen, yollar senindir diyorlar. diyorlar da işte, öyle hemen olmuyor, bırakamayan yanlarımız sağ olsun.

    bahsedilen korku imparatorluğundan ilişkiler de nasibini almış olacak ki, insan çocuklarının birbirine ayıracak zamanları karneyle sabit. tamam, tüketim toplumundayız. ancak hangi ara söz verdik, birbirimizi de yiyip tüketeceğimize? her şey fast food’un hayatımıza girmesiyle mi başladı yoksa? bu da mı teee uzaklardan düğmeye basanların işi mi? sanmıyorum. “biz büyüdük ve kirlendi dünya” derken şarkı hep bir ağızdan içleniyorken ayrı ayrı durmak neden?

    yeni model şöyle… bugün varsın, yarın yok. varken tam var gibi değilsin. yokken aklıma gelebilirsin, hatta hiç yoktan üç dublenin ardından bir yoklayabilirim seni. ama bak, her an olabilirsin de, o yüzden fazla uzaklaşmana gerek yok. hazırda bekle sen, el yapınca topla tası tarağı buluşalım eski köprünün altında, olur mu? sıkma beni şimdi gelecek melecekle. şunun şurasında ne zamandır tanıyoruz birbirimizi? sahi, adın neydi senin? kiminle yazışıyorsun iki saattir? ne alakası var, öyle denk gelmiş, telefonu ters koymama da mı takıyorsun? zaten hep sessizde, seninleyken anda olayım diye. (waoow akıllıca!)

    senden hoşlanıyorum galiba ama ilişki istemiyorum. hafta sonu ne yapıyorsun bu arada? şu hayatta en değerli şey özgür olmak, bunu sakın unutma. ne yaparsan yap, benim özgürlüğüme karışma. pardon da, ilişkide değiliz ya sonuçta? tamam, çok sık görüşüyor olabiliriz, günde beş kere seni arıyor olabilirim ama bu aramızda bir ilişki olduğunu göstermez. her an buhar olup uçabilirim. katı kıvama gelmem de an meselesidir, ne kadar da sürprizli bir insanımdır. sen beni yanlış anlamışsın, daha doğrusu ben kendimi yanlış ifade etmişim. şu an o kadar yoğun bir şeyi kaldıramam. sadece takılsak? bu seni rahatsız etmez değil mi? bak, ne kadar da önemsiyorum seni. benim kurduğum düzene uyum sağlaman için elimden geleni yapıyorum. nasılım ama? hadi bakalım şerefe!

    ilişki deme bana yeter. sence de harika değil miyiz böyle? aynı anda başka başka insanlarla görüşmek senin de ufkunu açmıyor mu? sen sadece benimle mi görüşüyorsun, nasıl yani? bak bu beni biraz korkuttu açıkçası. benden bir beklentin yoktur umarım. çünkü seni kırmayı asla istemem. seni kaybetmeyi de asla istemem. bir de ilişki istemem, gerçi bunu en başta ve ara ara söylemiştim. onun dışında hayat güzel valla, yaşıyoruz çok şükür! senden n’aber?

    senden inanılmaz bir elektrik alıyorum. diğerleri gibi değilsin, bana saygı gösteriyorsun. pek sesin de çıkmıyor, valla yalan yok, tadından yenmiyor. dur tamam, hemen yelkenleri suya indirme. arkadaşlarınla tanışma olayını biraz daha ertelesek mi? hiç bana göre değil öyle ortamlar. hem biz böyle iyi değil miyiz? kime, neyi ispatlıyoruz ki? ispat demişken aramızdaki şeye bir isim koymamıza ne gerek var? ilişki istemiyorum bu arada, böyle iyi. ilişki kelimesi bende kısa devre yapıyor. hep o eskileri hatırlıyorum. ay sorma, neler çektim ben, bir ara anlatayım da oturup beraber içelim benim talihsiz serüvenlerime. neyse ki akıllandım şimdi. bir de etrafına baksana allasen? onlar çok mu mutlu sanki? böyle iyidir, iyi. heyecan, tutku, aşk falan demiyor muydun sen? al işte, aynen böyle. bugün var, yarın yok modelinde hepsi aynı pakette. biraz uzak durup birbirimizi özlemesek mi? ikimize de çok iyi gelecek. uzun zamandır bizimkileri de ihmal ettim, sen de arkadaşlarınla görüş. illa denk geliriz bir yerlerde.

    ben seni gerçekten görmedim, yoksa niye kafamı çevireyim? yanımda kimse yoktu ayrıca, yanlış görmüşsündür. hatta bence o ben değilimdir. ben zaten bazen ben gibi de değilim. bu ara iş inanılmaz yoğun. kafam çok karışık. hah evet ya! kafam, çok karışık çok! terfi beklerken benim altımda çalışan tipi müdür yaptılar. olacak iş mi sen söyle? sen güzel fikirler veriyordun bana, seninle konuşmayı çok özlemişim valla, dur anlatayım da bir fikir ver. bırak şimdi o geceyi, valla tanımam etmem, yanımdan geçen biridir. bu konuların beni sıktığını biliyorsun değil mi? istersen sonra konuşalım sen sakinleşince. birbirimizi kırmamıza gerek yok, çünkü neden? çünkü benim için çok değerlisin. hep ol sen tamam mı? böyle dikil şurada, ben hayatımı yaşayayım, senin de suyunu, yemini vereyim, durduğun yerde yeşer sen. oksijeninle var ol!

    biraz takıldık diye olay buralara kadar geldi demek. tamam, biraz dediğim birkaç ay olabilir-bir sene mi? zaman nasıl da hızlı akıyor, şaştım kaldım. ama sana başta, en başta, adem ile havva kadar en başta söylemiştim ya, ilişki istemiyorum diye. bak gördün mü, beni haklı çıkardın. beğendin mi yaptığını? şimdi durduk yere birbirimizi kıracağız. üç günlük dünya. değer mi?

    aramadım demiyorum ki, aradım evet. çok canım sıkılmıştı, biriyle konuşmaya ihtiyacım vardı ve aradım. yanında biri olsa açmazdın telefonu zaten değil mi? yok ben rahat falan değilim. sadece senin sesini duymak istedim, bu kötü bir şey mi? bizim aramızda ne var derken? bilmem, hiç düşünmedim ama ilişki yok, hatırlatayım. şimdi izninle kapatıyorum, hazırlanmam lazım. sana da iyi kuruntular. aşk olsun, ben öyle bir insan mıyım? otur düşün bakalım nerede hata yaptım diye. ben mi dedim sana olduğundan fazla anlam yükle diye? çocuk mu yaptık sanki isim bulma telaşındasın? rahat mı batıyor, anlamadım ki? şurada iki keyifli vakit geçirecektik, elektrik falan da vardı, batırdın hepsini. haksız mıyım? alo? alooo? dıt dıt dıt dıt…"