şükela:  tümü | bugün
  • anlayabilmek için kendimi çok zorladığım ama anlayamadığım beklentilerdir.yeni mezun olmuş ya da 3-4 senelik iş deneyimi olan genç insanlara sesleniyorum.
    gıda sektöründe ulusal bir firmada bölge yöneticiliği yapmaktayım. diğer şehirdeki arkadaslarımızla yaptığımız son toplantıda ortak bir kanıya vardık ki, hiçbirimiz sizi anlamıyoruz. özellikle işe alım aşamasında o kadar zorlaniyoruz ki belki burdan fikirlerinizi alıp biraz da olsa anlaşabiliriz.
    öncelikle şunu söyleyeyim. biz sizlere işe yeni başladığınızda, daha hiç deneyiminiz yokken eğitim seviyenize uygun makul bir ucret+yemek kartı verecegiz ve ulaşımınızı sağlayacağız.hatırı sayılır bir ücret+araba+özel sağlık sigortası+telefon +ikramiye gibi imkanları siz çalıştıkça elde edeceksiniz. çalışacaksınız ama öyle işe gelip giderek sadece bedenen işyerinde bulunarak değil. ruhunuzla ve tüm algınızla sahiplenerek çalışacaksınız.
    en son şef pozisyonunda 4-5 kişilik bir ekibe lider olarak alacağım kişi cumartesi çalışıyoruz diye vazgeçti mesela. daha önceki de sabah 7.00- akşam 16:00 arası çalışmaya "çok erken başlıyoruz ben o saatte kalkamam" dedi. son bomba örneğim de, bir karış sakalıyla iş görüşmesine gelen adaya, kılık kıyafet yönetmeliğimiz gereği traş olmasi gerektiğini söylediğimde " hala böyle şeylere takan firmalar var mı ya 2018 yılindayız" demesi. bunu söyleyen insanın da 6 aydır işsiz olması.
    şimdi ne istiyorsuz siz, anlamiyoruz?

    edit : üçüncü paragrafta yanlış kelimelerle anlattığım kısımlar düzeltildi. bu şekilde daha anlaşılır olur umarım.
  • nesiller arasi iletisimsizlik normaldir. her nesil bir sonraki nesli anlamaz, kalitesiz oldugunu dusunur vs.

    buna bu kadar takmak yersiz. paragraf kullanimi ise bir o kadar onemli.
  • "hala böyle şeylere takan firmalar var mı ya 2018 yılindayız." diyen ve sakallarını kesmemek için 6 ay işsiz kalan arkadaşa saygı duyuyorum. iyi para kazanacağım diye ömrümü muhteşem sakallarım olmadan mı geçireceğim? aynaya bakıp ''ulan ne kadar mükemmel sakallarım var genlerime kurban'' demekten mahrum mu kalacağım? kalsın patron, paran senin olsun. hugo gibi üç canım yok. bir canım var. kim ne derse desin. freelance takılırım, az kazanırım, tek can hakkımı da sakalsız harcamam.
  • insanca çalışma koşulları, emeğimin sömürülmemesi ve karşılığını düzgünce almak. çalışmak için yaşamak değil yaşamak için çalışmak. yeni nesilden bir birey olarak basitçe benim iş hayatından beklentilerim bunlar. açıkçası türkiye’de benim de yeni nesilden pek bir umudum yok fakat cumartesi çalışmak istemeyen arkadaşı duyunca sevindim. gayet haklı bir talep. zaten bütün hafta çalışıyor insanlar bırakın iki gün tatil yapsınlar, kafa dinlesinler. önceki nesil bu taleple dalga geçeceğine desteklese, herkes aynı beklentiyle firmaların karşısına çıksa şu an cumartesi çalışıyor olmak garip karşılanacaktı. ama devrecilik yapılarak biz çektik biraz da onlar çeksin mantığıyla devam edildiği sürece zor gözüküyor.
  • deloitte y kuşağı araştırması 2017
    y kuşağının artık sadece beklentileri değil, kaygıları da yüksek
    link
    infographics
  • ne istediklerini biliyorsun

    hatırı sayılır bir ücret+araba+yemek kartı+özel sağlık sigortası+telefon

    halen ne diye soruyorsun?
  • (bkz: ben müdürüm demenin alternatif yolları)

    anlamaman çok normal :) zira senin gibilerden anlayış benzeri bir şey beklemiyoruz.

    işte saat sabah 5'te başlık açan böyle gizli işsizler daha bunun gibi birçok konuyu anlayamadan bu dünyadan göçüp gidecekler.

    şartlara bak:

    sabah 7'de işbaşı
    asgari ücret
    yol parası yok
    her gün tıraş olunacak
    haftada bir gün tatil olacak

    ve sana çalışmaya gelenlerin neredeyse hepsi para kazanmaya çok ihtiyacı olduğu için çalışmaya geliyor, yani gıda işine olan aşkından değil

    kaçınız kaç çalışanınızı gerçekten insan yerine koyacaksınız? kaç çalışanınız için aa, dur ya, bunun da bir hayatı, beklentileri vardır diyip düşünmektesiniz?

    bir de utanmadan, işe başlar başlamaz size para vermiyoruz, siz elde edeceksiniz denmiş :)

    çalışıp çabalayıp elde edeceğiniz de % 2 zam :)

    arkadaş patron para vermedikten sonra ben nasıl elde edeyim?

    ne insanlar var şu dünyada, adam sabah 5'te kalkmış, kariyerini anlatıyor!

    sabah 7'de kalkamam diyen arkadaşı da, sakallarımı kesemem diyen arkadaşı da, cumartesi çalışamam diyen arkadaşı da alınlarından öpüyorum. allah şu adam gibilerin işinden daha hayırlısını nasip etsin size.
  • başlık sahibi yazar acaba ironi mi yapıyor diye düşünmeme vesile olmuş beklentilerdir. öncelikle belirteyim ki yeni neslin içerisinde iyi bir üniversiteden mezun olduğu için gereksiz bir özgüven patlaması yaşayan ve "her şeyi biliyorum." havasında gezen tiplerden çok var ama burada şikayet edilen şeyler gerçekten dehşet verici.

    "öncelikle şunu söyleyeyim. biz sizlere işe yeni başladığınızda hatırı sayılır bir ücret+araba+yemek kartı+özel sağlık sigortası+telefon vermeyeceğiz. bu imkanları siz çalıştıkça elde edeceksiniz. çalışacaksınız ama öyle işe gelip giderek sadece bedenen işyerinde bulunarak değil. ruhunuzla ve tüm algınızla sahiplenerek çalışacaksınız." denilmiş.

    pardon da niye elin adamının cebini doldurmak için 3 kuruş maaşla; ruhlarını, algılarını, götlerini, başlarını feda etsinler? sanki bir iki yıla kadar götüne tekmeyi vurup yollamayacaksınız o ruhunu istediğiniz arkadaşı! yeni nesli sorgulayacağınıza iş hayatında son 20 senede ne gibi değişiklikler olmuş onu sorgulayın. kaç kişi girdiği şirkette uzun yıllar boyunca çalışabileceği inancına sahip? eskiye oranla bu durumu kıyaslayın.

    "daha önceki de sabah 7.00- akşam 16:00 arası çalışmaya "çok erken başlıyoruz ben o saatte kalkamam" dedi." ahahahasiktir. adam "ben normal bir insanım, köle değilim." dediği için garipsenmiş.

    iyi ki birisine bağımlı olarak çalışmıyorum. iyi ki ne patronum ne de köleyim. valla işiniz zor arkadaşlar, adamlar hem sömürüyor hem de şikayet ediyorlar. utanmazlık hiç bu kadar vahşi olmamıştı.
  • sanırım nesiller arası fark ile ilgili entryi giren yazar en doğru tespiti yaptı. once okudugumuzu anlasak daha iyi olacak ama ben madde halinde belirteyim belki daha anlaşılır olur.

    bazi sektörler vardır. taze gıda mesela her gün üretim yapılır. cumartesi mecburen çalışılır. dur bu insanlar haftada iki gün izin yapsın biz ürün üretmeyelim diyemezsiniz.

    her iş sizin dizilerde izlediğiniz gibi bütün gün ofiste takılıp kahve içmek değildir.

    yine sektör gereği bazı işler erken başlamak zorundadır. dur bu malı ögleden sonra satarız ne olacak ki diyemezsiniz. yoksa psikopat degiliz sabahin köründe işe başlayalım.

    saat 7-16 arası 9 saat isyerinde gecer. bu zamanın 1.5 saati moladır. molalar calisma saatine dahil edilmez. cumartesiyi de katarsanız haftada 54 saat isyerinde bulunuruz, toplam 45 saat calışmış oluruz. iş kanununda maksimum çalışma saatidir. bu arada dizilerdeki hayat haricinde gunde 12 saatten az calışacak işi nadir bulursunuz(ne yazik ki)

    ücret ve haklar konusuna gelince yeni mezun olan bir arkadaşa 5000 tl ve yan haklarla baslamayalim isterseniz. sabah 7 de başladığımız icin alıp bırakiyoruz, öglen de ac birakmiyoruz merak etmeyin. ücret beklentisi yazan kisma yazilan rakamları görseniz şaşarsınız. lisans mezunu bir insanı asgari ucretle baslatacak kadar vahşi de degiliz.

    ruhunuzu katmanız da bizlere degil, zamani geldiginde sizlere yarayacak. bence her işi bu şekilde yapın ki başarılı olma şansınız artsın. hatta gerçekten sahiplenerek yaparsanız başarınız şansa da kalmaz.

    edit: calışma saatiyle ilgili yanlıd anlamalat olmuş. molalar dahil yazmadığım için. düzeltildi
  • toplanin ozel sektorun ozetini yapayim:

    "you give me money, i do your shit."

    her sektorun farkliliklari vardir, kimisi 7 gun calisir, kimisi gece calisir, kimisi vardiyali gider vs vs vs.

    ama anlayamadigim husus, bu "kafani da sokacaksin, bacagini da sokacaksin, tum bedeninle, tum ruhunla, tum arzunla, tum benliginle, tum sinir uclarinla, benimle misin! bizimle misin! sen kocaman bir delgecsin, zimbasin su an anliyor musun, tum benliginle bas o klavyeye, yetmez, kafanla vur entere, vuracaksin ulan, spreadsheeeeeeeeeeeeeeet uuuuuuuuulaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan
    hiaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa 2000tl+ssk+yol+sodexo verdiler banaaaaaaaa" modunda gaza gelen beyaz yaka.

    abi olayiniz nedir?

    bence, bizim bu yetistirilis tarzimizla alay eden yeni nesil en iyisini yapiyor. tek ekisik gordugum sey, nerede ne zaman konuscaklarini bilmemeleri. egitimleri dolayi "konusmak, kendini ne olursa olsun, agzindan bok da cikiyor olsa ortaya sacmak" default olarak acik oldugu icin bu sikinti var / ama onu da ogreniyorlar 2-3 sene icinde, ogreten olursa.

    yani bizim durum daha acinasi bence. is kuran adam yukarida tasvir edilen "sinir uclarina kadar isi ile olmayi" ozumser. bu dogaldir da, sana ne oluyor amk? yani isi komple salla demek degil bu, isini yap, duzgun yap, profesyonelce yap, temiz yap, titiz yap, ama gunun sonunda saatlerini kiralayan alalade bir yedek parcasin bunu unutma. member of board olursan. yonetim kurulu uyesi olursa, executive member olursan yani % pay aliyorsan yine eyvallah da, oteki turlu bu tutum biraz... $ey.

    calistirdigin insanlardan da bu sekilde is beklemen, yararina ve hatta ekip verimini arttirmana yardimci olur. gercekci olmayan beklentilerle yonetilen ekipler genelde sicar. benligni ver, kafani bile sok, monitoru isir, dosyayi kemir, musterinin ayaklarina dolan, su icerken damacanaya az calisiyor diye tekme yumruk gir falan. olayiniz ne abi hayatta hic mi baska gundeminiz yok?

    en iyi ordular, bireysel kahramanliga degil, sisteme dayali sekilde gercekci hedeflerle yol alan ordulardir. futboldan da ornek verilir de yoruldum simdi.