şükela:  tümü | bugün
  • hakikaten de yaş ilerleyince katlanılması zor bir hal alıyor. hele bir de alakasız bir ortamda alakasız bir insanla muhattap olmak zorunda kalmışsan. genelde şehirlerarası otobüs yolculuklarında olur. ah yanıma oturan yaşlı amcalar, ömrümü yedi ya. bir de nesil farkı falan olunca anlatmak hakkaten işkenceye dönüşüyor. şimdinin eğitim ve iş yapısı ile 40 yıl öncesinin aynı değil ki. hele bir de doğumdan itibaren her şeyini soran tipler var. bir de niye bu kadar kasıyon nasıl olsa bir daha görmicen. gerçi ben çok prim vermiyorum. direkt koyuyorum mesafeyi.
    bu durumlar da başka yerlerde de oluyor. mesela berberde. ama en sevmediklerimden biri de muayane olmaya gittiğin suratsız doktorun seni tanımaya çalışması. kardeşim ben oraya muayene olmaya gitmişim. sana ne nereden mezun oldum, kaç puan aldım, türkiye kaçıncısı oldum.
  • bıraktık biz o işleri. tanımak istediği kadarını sorar, sorulan soru kısa ve öz cevaplanır. bitti. bu kadar.
  • zerre enerjimin, isteğimin olmadığı sırf bu yüzden iletişime kapalı bir görünüşe bürünüp kendim çabalamayı bırak, çabalama teşebbüsünde bulunacakları da seleksiyona uğrattığım eylem. yeni bir sosyal ortama gireceksem öncesinde: “ kimseyi tanımıyorum ya. “ düşüncesinin hemen ardından “ of işin gücün yoksa güleryüz göster ve üzerine vazife olmadığı halde binbir soru soran insanlara cevap verip bir de hiç merak etmediğin aynı sorguları onlara çekmek zorunda kal nezaketen. “ diye geçirip napsam da gitmesemin yollarını aradığım ve son yıllarda başarılı olup da genellikle yapmak zorunda kalmadığım eylem.
  • karşınızdakinin ne kadarını anladığı çok daha önemlidir.
  • ben hiç bununla uğraşamıyorum bi süredir, beni tanımak isteyen kendi çabasıyla bunu başarıyor. başaramayan bi şey kaybediyo mu? sanmıyorum. peki ben bi şey kaybediyo muyum? onu da sanmıyorum...
  • zor. karşındaki kişide asgari düzeyde samimiyet bulmak daha da zor.
  • kendimden bahsetme sürem yaş ilerledikçe azaldı.
    sadece ben dediğimde ölmüş olacağım herhalde
  • talep edilmeyen hiçbir şeyimi paylaşmıyorum diyerek açıklık getirebilirim.
  • artık yorandır. bir müddet sonra ağızdan ezberlenmiş gibi kendini tanıtma cümleleri dökülür. hayat hikayesinin yazılı olduğu bir kağıdı boynuna asası gelir insanın.
  • yanlış anlaşılmasın tamamen bu olaya yabancı olduğumdan soruyorum. mesela, biriyle tanıştık diyelim belli bi' noktadan sonra -atıyorum- ''ben şöyle dürüst biriyim fakat aynı zamanda sinirlendim mi hemen parlarım ama saman alevi gibi hemen sönerim. ayrıca yavru kedileri çok severim onları gördüm mü dayanamam ısırırım. '' ya da ''yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar.'' vs.. bu minvalde özelliklerimizden mi bahsediyoruz?

    kendimden bahsederken hep çok zorlanırım durmadan kendisinden bahsedeni de garip karşılıyorum. özellikle yeni tanıştığım insanların kendisi hakkında anlattıklarının benim için bi' önemi yok çünkü o kişiyle zaman geçirdikçe zaten onu davranışlarından, çeşitli olaylar karşısında sergilediği tavırlardan, takındığı tutumlardan, söylediklerinden nasıl biri olduğunu rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. tabi ki, bu durum karşı taraf için geçerli olduğu kadar benim için de geçerli.