şükela:  tümü | bugün
  • edip cansever in bir siiri :

    biliyor musun az az yasiyorsun icimde
    oysa ki seninle guzel olmak var
    ornegin raki iciyoruz, icimize bir karanfil dusuyor gibi
    bir agac isliyor tikir tikir yanimizda
    midemdi aklimdi su kadarcik kaliyor.
    sen o karanfile egilimlisin, alip sana veriyorum iste
    sen de bir baskasina veriyorsun daha guzel
    o baskasi yok mu bir yanindakine veriyor
    derken karanfil elden ele.

    goruyorsun ya bir sevdayi buyutuyoruz seninle
    sana deginiyorum, sana isiniyorum, bu o degil
    bak nasil, beyaza keser gibisine yedi renk
    birlesiyoruz sessizce.
  • bu gece bir çiçekçiden istedim. hani meyhanelerin en bol olduğu yerlerden birinde, dolaşırlar ya ellerinde kırmızı güllerle. var mı dedim yerçekimli karanfil? yok dedi, kalktı tedavülden yıllar önce. edip cansever öldüğünde. bir yerçekimli karanfil büyüttü belki de beni.
  • yüreğe yazılan şiir.. okunması, an'lar meselesi.. anlaması, neredeyse düş.. anlaşılması ise, maviden siyaha geçiş..
  • bugün denk geldiğim bir yedinci sınıf öğrencisi kız çocuğuna ödevi için önerdiğim şiir.

    neymiş, nasılmış diye merak etti. beraber okuduk. üzerine konuştuk. zaman zaman dudaklarının minik birer fiyonk olduğunu, yanaklarının da pembeleştiğini gördüm. tabii ki görmezden geldim. o da görmezden geldiğimi görmezden geldi.

    çok hoşuna gitti şiir. yani hem şiir hem de yerçekimli karanfil. başka şiirleri var mı diye sordu. var tabi dedim. ödevini yapınca onlara da bakacak.

    belki henüz rakı içmemiştir ama şiirdeki öbür her şeyi zaten biliyordu. karanfille aralarında müthiş bir diyalog koptu. böyle hani su gibi. sanki şiiri kendisi yazsa anca bu kadar yazar gibi.

    kocaman bi laf olacak ama biz bugün o çocukla bi sevdayı büyüttük.

    bugün güzel bi gündü.
  • okuduğum şiirlerin en güzeli, en samimisi.
    şiire yorum getirerek edepsizlik yapıyorum ama affet edip abi içimizden geldi.

    biliyor musun az az yaşıyorsun içimde; arada sırada aklıma gelmek gibi değil , paylaşamıyorum kimseyle, dakikalar saniyeler yarış ediyor , molalar çaylar sohbetler , her biri eriyor elimde az az,

    oysa ki seninle güzel olmak vardı; senle olunca güzeliyordu her şey, lan üzülmek bile güzel gelir mi adama

    örneğin rakı içiyoruz ; bir akşam mezelerimiz sohbetimiz, gözlerimiz kadeh oluyor doluyor bir bakışta ,

    içimize bir karanfil düşüyor gibi; rengini veriyor tenimize, kokusu masada, yakıyorum bir sigara, dumanı yüzünü saklıyor, silüeti gülümsüyor yüzünün

    bir ağac işliyor tıkır tıkır yanımızda sanki ; olmayan bir ses duyar mı insan ,duyuyor işte , ağaç bile geri sayım yapıyor , bitmesin diyorum, say baştan, olmadı bir daha baştan

    midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor ; midem küçülüyor aklım kısalıyor sanki, mantıklı cümleler kuramıyorum, kursamda yutuyorum midemi dolduruyorlar, içimize düşen karanfile sarılıyorlar

    sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte ; bir çiçek değil de sevinçkar bir hüzün sanki , içimden geliyor diyorum al çekinme

    sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel; oysa ki seninle güzel olmak vardı ve geniş zamanlara yayılmak. biraz siteme bulaşmış kelimeler

    o başkası yok mu bir yanındakine veriyor; karanfil kokuyor dünya ,gökyüzü daha bir mavi oluyor

    derken karanfil elden ele, yayılıp gidiyor sevdamız.

    görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle; kalıplardan tanımlamalardan uzak fakat zamana sıkışmış bir sevda türküsü tutturuyoruz , tıpkı içimizden geldiği gibi karanfilin bu da içimizden geliyor

    sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil ; karanfile yerçekimi hükmediyor da bir başka duruyor sanki , baksana boyun eğer gibi sanki dünyaya . arafta saklanıyor utangaçlığından, belirsizlik sağanak yağıyor.

    bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk, birleşiyoruz sessizce . beyaz işik kırılınca yediye parçalanır ya tüm renkler onda saklıdır aslında , işte beyaz kadar naif bu hikaye, çarpanı sonsuz kendisi sade . havada uçuşan balonların yer çekimine karşı tebessümü bu hikaye .
  • çok çaresiz ve umutsuz ama bir okadar da sabırlı ve kabullenmiş herşeyi. onu. hatta diğerlerini. kimse bu adam, ya da kiminse.
  • kitabını kaybettiğimi fark ettiğim andan beri bünyemde oluşan mutsuzluğu telafi etmek için şiirin kendisini okuyorum, biraz overdose oldu herhalde, şu an kesin dünyanın en güzel şiiri gibi geliyor bu.

    oysa ki seninle güzel olmak var, ama kitap yok işte piyasada, midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. derken karanfil elden ele, şimdi nerede kim bilir...
  • bu şiir hiç bugünkü gibi okunmamıştır zaar.

    (bkz: 22 haziran 2013 taksim'e polis müdahalesi)
  • buram buram rakı kokan bir edip cansever şahaseri.
    hele şu:
    oysa ki seninle guzel olmak var
    ornegin raki iciyoruz, icimize bir karanfil dusuyor gibi

    kısmı yok mu adamı başka bir ruh haline büründürür.
  • en çok da son kıtasıyla beni benden alan edip cansever şiiri.

    "görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
    sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
    bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
    birleşiyoruz sessizce."