şükela:  tümü | bugün
  • kocaeli koz gazetesinde yeliz koray'in 15 temmuz destanina ithafen yazdigi yürekli yazi .
    yazinin linki : http://www.kocaelikoz.com/…rim-destaninizi/449.html

    --- spoiler ---
    1.dünya savaşı
    4 yıl sürdü
    tekrar ediyorum 4 yıl
    yani 16 mevsim,
    208 hafta,
    bin 460 gün…
    kafkas, kanal, filistin-suriye, çanakkale, hicaz-yemen,
    makedonya, galiçya, romanya cepheleri açıldı.
    itilaf devletlerinin 42 milyon askerine karşı 2 milyon 850 bin kadardık.

    kafkas cephesi’nde sarıkamış’ı rus ordusundan almak için savaştık.
    90 bin asker donarak öldü.
    dok-san-bin asker…
    lojistik destek gelememişti çünkü.
    zaten açlardı, üşüyerek, uykuya dalarak öldüler.
    kimi anasını, kimi sevdiğini hayal ederek uykuya daldı.
    bir daha uyanmadılar…

    çanakkale cephesi…
    zafer kazanıldı ama bedeli 500 bin insanın ölümü oldu.
    253 bini asker, gerisi sivildi.
    tarihçiler, hastalıktan ölenlerin bu sayının iki katı olduğunu söyler.
    bir de o dönem üç lisenin mezun veremediğini.
    galatasaray, konya ve izmir liseleri…
    çünkü elleri silah tutuyordu, çocuklardı, dönmeyi düşünmemişlerdi…
    dönemediler, tarihe “meçhul çocuk asker” olarak geçtiler.
    çoğunun ismi de mezarı da yok, çanakkale’de yatıyorlar!

    kurtuluş savaşı..
    doğu cephesi’nde ermenilerle
    güney cephesi’nde fransızlarla savaştık.
    doğu anadolu tamamen kurtarıldı, tbmm resmen tanındı.
    maraş, urfa, adana ve sakarya’da zafer kazandık.
    fransızları yurttan temizledik.
    şehirlerimize; gazi, kahraman, şanlı isimleri verdik.

    batı cephesi daha kanlıydı.
    1. ve 2. inönü, kütahya-eskişehir, sakarya savaşı yaşandı.
    sakarya savaşı, tarihe en çok subayın şehit olduğu savaş olarak girdi.
    italyanlar muğla ve antalya’dan çekildi.
    mustafa kemal atatürk, büyük taarruzu başlattı!.
    dumlupınar meydan muharebesi’nden sonra
    “ilk hedefiniz akdeniz ileri” dedi.

    yunan ordusu izmir’e kadar kovalandı, izmir düşman işgalinden kurtarıldı!
    batı anadolu düşmandan tamamen temizlendi.
    konferanslar, kongreler, ateşkesler, anlaşmalar…
    kurtuluş savaşı da 4 yıl sürdü.
    16 mevsim,
    208 hafta,
    bin 460 gün…
    binlerce şehit verdik.
    o binlercenin yine iki katından fazlası bulaşıcı hastalıktan öldü.

    yıllardır pkk’ya verilen şehitleri saymıyorum bile…

    ve 15 temmuz…
    1 gün bile sürmedi.
    tekrar ediyorum 24 saat bile değildi; 15 saat sürdü!
    limana yanaşan düşman gemilerinden değil,
    sağ olsun erdoğan’ın ‘eniştesi’nden öğrendik.
    ama hazırlıksız değildik.
    lojistik destek tamdı mesela.
    nedense 4 farklı noktada bekletilen uçaklar-helikopterler,
    3g bağlantıları, televizyonlar, radyolar…

    düşman bu kez ne ingiliz, ne fransız, ne de almandı…
    bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen,
    istedikleri her şey verilen “muhterem hoca efendileri”ydi.
    amaç devleti ele geçirmekti ama nedense birkaç tankla darbe yapmaya çıkmışlardı.
    her şeyden habersiz masum erlerle polisi ve vatandaşı karşı karşıya getirdiler.
    kardeşi kardeşe kırdırdılar!
    kurtuluş yine bizimkilerden; fetö’nun kumpas kurduğu kemalist askerlerden geldi.
    ve milletin direnişiyle birlikte darbe püskürtüldü.
    sonuç 248 şehit, yüzlerce yaralı…

    ***

    kısaca…
    evladını beşikte bırakan nene hatunlar
    kocasını toprağa verip cepheye koşan kara fatmalar…
    çocuk, yaşlı, kadın demeden..
    atamızın önderliğinde bizlere
    19 mayıs’ı,
    23 nisan’ı,
    30 ağustos’u,
    29 ekim’i bıraktılar!

    amma…geriye sarıkamış’ta ölenler için ‘halay’ çektiğimiz anmalar…
    “yağmur yağıyor çocuklar üşümesin” diye yasaklanan 23 nisan’lar…
    her sene hastalık bahanesiyle iptal edilen 19 mayıs’lar
    ve güvenlik gerekçesiyle yasaklanan 30 ağustos’lar kaldı!

    ***
    velhasıl
    “elin tokadını yemeyen kendi tokadını yumruk sanırmış!”

    tarihe altın harflerle yazılan onca zafer,
    binlerce şehit ve ders alınacak yüzlerce hikaye kalmışken…;

    darbenin araştırılmasını istemediğiniz meclis önergeleri,
    muhterem hoca efendinizi değil de masum askeri karşınıza alarak bastırdığınız afişler,
    bir türlü temizleyemediğiniz,
    kovalayamadığınız ve
    düşmandan kurtaramadığınız vatan varken
    size de hiçbir güvenlik gerekçesi göstermeden 1 hafta bayram yapmak komik gelmiyor mu?
    gelmiyorsa yukarıdaki satırları tekrar okuyun beyler, bayanlar…
    destan 3g ile yazılmaz.

    --- spoiler ---
  • dürüst ve mertçe ifade özgürlüğü kapsamında neredeyse bu ülkenin yarısının fikrini açıkladı diye önce fetöcü derler sonra hapislerde uğraşır durur. mangal gibi yürek ve cesaret ister yazdıkları bugünün baskı ve linç ortamında.
  • altına imza atılacak başlık ve yazıdır.
  • çok güzel bir yazı olmuş. gerçekler hakikatler. bir yürekli çıkıp ta kral çıplak diyebilmiş ama umarım yazarın başını derde sokmaz.
  • umutlandırmıştır. birilerinin çıkıp "kral çıplak" diye bağıracağını biliyordum ama bunu tam da yıldönümünde yapacak cesaret bu gazeteci ablamızda varmış demek ki.

    varlığından rahatsızlık duydukları herkesi feto bahanesi ile içeri attıkları şu günlerde bu yazıyı yazmak, özellikle de bu başlığı atmak mangal gibi yürek ister. helal olsun diyorum.
  • soner yalçın'ın topuk sesleri başlıklı yazısı bu hanımla haklı çıktı.
    bravo

    soner yalçın'ın ilgili yazısı

    edit: istek üzerine link eklendi.
  • altına imzamı atıyorum bu yazının..
    yani bu yazar arkadaşımıza bu yazıyı yazdığı için birileri bir şey yapacaksa, gelsin bana da yapsın aynısını.
    yani bu yazı bir suç unsuru teşkil ediyorsa, itiraf ediyorum; ben de bu suçu işledim.
  • 15 temmuz şehitleri iktidarı kurtardığı için iktidar onlara ölümüne minnettardır. o yüzden bu kadar abartılmaktadır. yoksa gazetecinin saydığı destanlar yanında 15 temmuz havadır, civadır.

    yoksa kimse unutmadı okyanus ötesine gönderilen binlerce teşekkürü. kimse unutmadı rahmetli kamer genç fethullah gülen'e sallıyorken akp'lilerin 'özür dile hocaefendiden' diyerek kürsüye yürüdüğünü. tarih de unutmadı. ah kamer genç sağ olsaydı da görseydi okusaydı bu yazıyı.
  • başına ne iş geleceğini merak ettiğim gazetecinin yazısı.
    takipteyim artık.
    sokakta tinerci saldırabilir, evine giren hırsız canına kıyabilir, meçhul bir araba kazası olabilir, yakınlarında bomba patlayabilir. en iyi ihtimalle olmayan herhangi bir suç için yıllarca ceza evinde tutulabilir. ülkemizde göte göt diyenler için sıradan sonlar bunlar.
  • birilerinin çıkıp göte göt dediği yazı, tebrikler gerçekten.