şükela:  tümü | bugün
  • becoming a place / yerleşmek
    vasıf kortunun küratörü olduğu istanbul güncel sanat müzesinin ilk sergisi. 24 kasım 2001'e kadar çarşamba-cumartesi, 12:00-20:00 arası görebilirseniz. (bkz: proje 4l)
    yapıtları sergilenen sanatçılar:
    hüseyin b alptekin
    can altay
    halil altındere
    tina carlssom
    esra ersen
    erik göngrich
    hakan gürsoytrak
    gülsün karamustafa
    aydan murtezaoğlu
    bülent şangar
    ve
    oda projesi
  • yuva arayışının, oluşturuluşunun sonuçlanışı.
  • gidememek ve gidemeyecek olmaktır.

    kendine bir ev bulursun önce. taşındın mı, yeni bir evin oldu mu, önce elindekileri yerleştirirsin, sonra bakarsın bir dolu eksik var, kendin bir şeyler eklersin, sonra yavaş yavaş hediyeler gelmeye başlar.. her yeni gelen hediye bir yerden sonra sana mutluluk yerine sıkıntı vermeye başlar.. çünkü bu mudur bundan sonra hayatım diye sorarsın kendine. bu ev mi, bu eşyalar mı, bu şehir mi, bu ülke mi? her gelen eşya senin üzerine yük gibi biner, kımıldamanı, gitmeni daha da zorlaştırır. gittikçe buraya sabitlendiğini hissedersin..

    peki sen burada bu hayata devam etmeye hazır mısın, son kararını gerçekten verdin mi? evet bir ev lazımdı yaşamak için, ama buraya temelli yerleşmek, bütün eksiklerini tamamlamak, evini kurmak, işini bulmak, bundan sonraki hayatının kalanı için her şeyi hazır etmek..

    taşınırken eve koyduğum her şeyi aslında kendi omuzlarıma koydum, bu kadar gitmek isterken, yanlış yerde olduğumu bile bile, yanlış şeyleri yaptığımı bile bile, üst üste bindirdim her şeyi, istemediğim hayatı sağlamlaştırdım. enerjimi, isteğimi, gücümü bambaşka şeyler için biriktirmem gerekirken tersini yaptım. umutlarımı yok ettim. şimdi, o eşyaların altında eziliyorum, artık nefes alamıyorum, bu kurduğum hayatın altında kaldım, ışığı bulamıyorum. kendi ellerimle ördüğüm hapsin içine kısıldım kaldım.
  • taşınma eyleminin 2. adımıdır. uzun sürer. taşınmaya göre daha keyiflidir.
  • yerin leş olma durumu. aynı yere uzun süre sıçınca, oradaki doğayı yok edince bütün yer ölüyor. dolayısı ile yer leş oluyor. yerleşmek evrensel yasalara uygun değildir.
  • yıllar geçiyor.

    bazı taşlar yerini yapıyor. kıtalar kayıyor. dünya genç daha.
    parçalanacak kayalar, kum olacak çakıllar var. yerinden kayacak dağlar, ortaya çıkacak adalar var. her şey yükselmez ya çökecek karalar, gelecek denizler var.

    yıllar geçiyor.

    taşların altına yerleşenler var. kıpır kıpırlar ve karanlıkta sürtünüyorlar. yuva yapanlar var, nemli toprakta.
    taze marulları ki hiç marula benzemezler tırtıklayanlar var. bilmeden yerleşenler var.

    geceleri kuru duvardan gelen çıtırtılar var. kuruyup çarpılan ağaçlar var. renk alıp tozlanan ve buna ragmen kendilerinden beklenen yasam suresi için hala son rengine ulaşamayan ama yine de yaklaşanlar var.

    bir gün önceden ısınan duvarlar var ki sıcak kalmak isterler.

    bir baston ucunda yarı ezilen yarı eriyen kar kristalleri var. etrafındaki kahveringine uyanlar var.

    etrafına bakıp uyanlar var.

    güzelliği, yerleşenler var. hep orada duracakmıs gibi, her yıl, yerini sağlamlastıran bir şekilde, mermere nüfüz eder gibi yerleşen güzellikler var. yıllarla oturan, yerleşen, gerçekleşen güzellikler var.

    iyi olan herşey gibi tutunanlar var. her yıl kendini daha güçlü tekrar edenler var.

    gün geçtikçe güzelleşenler var.

    yüce olan herşeyden bi istegim var. sürekli olsunlar. var olsunlar.
  • (ilk giri tarihi: 16.6.2016)

    (bkz: yer/@ibisile), doğru yer
    (bkz: yerleşke)
    (bkz: yerleşik), yerleşik düzen
    (bkz: yerine gitmek)
    (bkz: eğleşmek)