şükela:  tümü | bugün
  • yerin leş olma durumu. aynı yere uzun süre sıçınca, oradaki doğayı yok edince bütün yer ölüyor. dolayısı ile yer leş oluyor. yerleşmek evrensel yasalara uygun değildir.
  • gidememek ve gidemeyecek olmaktır.

    kendine bir ev bulursun önce. taşındın mı, yeni bir evin oldu mu, önce elindekileri yerleştirirsin, sonra bakarsın bir dolu eksik var, kendin bir şeyler eklersin, sonra yavaş yavaş hediyeler gelmeye başlar.. her yeni gelen hediye bir yerden sonra sana mutluluk yerine sıkıntı vermeye başlar.. çünkü bu mudur bundan sonra hayatım diye sorarsın kendine. bu ev mi, bu eşyalar mı, bu şehir mi, bu ülke mi? her gelen eşya senin üzerine yük gibi biner, kımıldamanı, gitmeni daha da zorlaştırır. gittikçe buraya sabitlendiğini hissedersin..

    peki sen burada bu hayata devam etmeye hazır mısın, son kararını gerçekten verdin mi? evet bir ev lazımdı yaşamak için, ama buraya temelli yerleşmek, bütün eksiklerini tamamlamak, evini kurmak, işini bulmak, bundan sonraki hayatının kalanı için her şeyi hazır etmek..

    taşınırken eve koyduğum her şeyi aslında kendi omuzlarıma koydum, bu kadar gitmek isterken, yanlış yerde olduğumu bile bile, yanlış şeyleri yaptığımı bile bile, üst üste bindirdim her şeyi, istemediğim hayatı sağlamlaştırdım. enerjimi, isteğimi, gücümü bambaşka şeyler için biriktirmem gerekirken tersini yaptım. umutlarımı yok ettim. şimdi, o eşyaların altında eziliyorum, artık nefes alamıyorum, bu kurduğum hayatın altında kaldım, ışığı bulamıyorum. kendi ellerimle ördüğüm hapsin içine kısıldım kaldım.
  • bir mekanda, bir konumda uzun süreli ayrılma planı olmaksızın ruhunu alıştırma, kök salma halidir, temelli olmanın ilk evresidir.
  • sevdiğin bir kitaptan bir kısım okumak istersin, biraz ararsın kitabını, anlarsın ki o kitabın bilmem ne zaman kaldığın başka bir evde. yerleşmek nedir bilmiyorum, ama yerleşememek tüm kitaplarının ayrı ayrı evlerde olmasıdır.
  • istemesen de, pis bir sekilde kabullenmektir
  • yıllar geçiyor.

    bazı taşlar yerini yapıyor. kıtalar kayıyor. dünya genç daha.
    parçalanacak kayalar, kum olacak çakıllar var. yerinden kayacak dağlar, ortaya çıkacak adalar var. her şey yükselmez ya çökecek karalar, gelecek denizler var.

    yıllar geçiyor.

    taşların altına yerleşenler var. kıpır kıpırlar ve karanlıkta sürtünüyorlar. yuva yapanlar var, nemli toprakta.
    taze marulları ki hiç marula benzemezler tırtıklayanlar var. bilmeden yerleşenler var.

    geceleri kuru duvardan gelen çıtırtılar var. kuruyup çarpılan ağaçlar var. renk alıp tozlanan ve buna ragmen kendilerinden beklenen yasam suresi için hala son rengine ulaşamayan ama yine de yaklaşanlar var.

    bir gün önceden ısınan duvarlar var ki sıcak kalmak isterler.

    bir baston ucunda yarı ezilen yarı eriyen kar kristalleri var. etrafındaki kahveringine uyanlar var.

    etrafına bakıp uyanlar var.

    güzelliği, yerleşenler var. hep orada duracakmıs gibi, her yıl, yerini sağlamlastıran bir şekilde, mermere nüfüz eder gibi yerleşen güzellikler var. yıllarla oturan, yerleşen, gerçekleşen güzellikler var.

    iyi olan herşey gibi tutunanlar var. her yıl kendini daha güçlü tekrar edenler var.

    gün geçtikçe güzelleşenler var.

    yüce olan herşeyden bi istegim var. sürekli olsunlar. var olsunlar.
  • (ilk giri tarihi: 16.6.2016)

    (bkz: yer/@ibisile), doğru yer
    (bkz: yerleşke)
    (bkz: yerleşik), yerleşik düzen
    (bkz: yerine gitmek)
    (bkz: eğleşmek)
  • yattığında içine gömüldüğün rahat ettiğin bir yatak ve yastık, çay demleyebilmek, bir gece uyuyup - uyanmak, duş almak, market alışverişi yapıp buzdolabını doldurmak. bu adımları takiben bulunduğum yere yerleşmeye başlarım. belki ev olmaz ama, yerleşmek tamamsa bir süre kafadaki "ev"sizlik geçiştirilebilir böylece..
  • cisimlerin bir mekanda yer edinmeleri
    belli bir grubun bir bölgede evler inşa ederek oranın yerlisi olması
  • (bkz: yerleştirmek)