şükela:  tümü | bugün
  • akıllı bir slogandır,
    senaryo yazarlarından çıkmıştır.
    bu yüzden,
    fazlasını da bekliyoruz.

    yakışır...
  • bu yazıyı bir dizi oyuncusu okur temennisiyle yazıyorum;

    sen o yakışıklı/uzun boylu/koca kalçalı/koca memeli vs. özelliklere sahip olduğun için haftada bir yayınlanan dizide oyunculuk vasfın olmamasına rağmen eşşek yüküyle para kazanan insan, sen yıllarını oyunculuğa adamış insanların saygı duyduğu üstad. siz tam bir orospu çocuğusunuz. magazin programlarının mikrofonlarına "set çalışanlarına çok ajıyom onlar çok yoruluyo" diye vik vik samimiyetsiz konuşan pezevenk. canlı tv programlarına katılıp "setten geliyorum.. ayyy inanır mısın çok çalışıyoruz... burdan set çalışanlarına selam gönderiyorum" diyen göt veren. sana bir şey söyliyim mi ? hayatının en iyi oyunculuğunu buralarda sergiliyosun. sen sette sadece sana ait sahnelerde gelmene rağmen o kamera ekibi, ışık ekibi, sanat ekibi, reji ekibi senden belki 10 saat önce orada olmalarına rağmen senden daha az isyan ediyo.

    sen sadece aptal kutusunda popülerliğin artsın diye yaptığın "dizi saatleri kısalsın" serzenişinde biraz daha kararlı olsan... biraz daha sözünün ardında dursan belki insanlar yataklarında insan olmanın gerekliliği kadar uyuyacak, evli olanlar çocuklarını görebilecek, yeni evlenenler karı-kocalarıyla vakit* geçirebilecek, sevgilisi olmayan çocuk belki kendine sevgili bulabilecek, belki o kazandığı parayı harcayabilecek. niye bu serzenişi sen yapmalısın diye sorabilirsin. o orospu çocuğu yapımcılar bizi siklemiyor... bizi insan yerine koymuyor... hiç birinin umurunda değiliz... ellerinde olsa 24 saat çalıştıracaklar bizi. gariptir ki bizden daha önemlisiniz. siz olmadan çekemezler o sikindirik dizileri. ve o ölen set işçisinden siz sorumlusunuz... ve bundan sonra ölen herkes sizin sorumluluğunuz altında. alayınızın amına koyim lan.

    tanım: dizi saatlerinin uzunluğunu protesto eden slogan.
  • apolitik emekçilerin aman kimse kızmasın kaygısıyla giriştikleri eylem. sahneyi yapanlar kurdukları ışığın büyüsüne kapılmış olmalılar, çünkü henüz sorunlarını bile doğru düzgün tanımlayıp dile getirebilecek olgunlukta değiller. senaryo yazarlarının" kısa kesin ki az yazalım" görünümlü bu sloganları onlar için bir nebze hayat kurtarabilir, ancak emekçilerin bunun peşine takılmaları içine düştükleri çukurun boyutundan bi haber olmalarıdır.

    90 dakika çok, 45 dakika olsun isteniyor. gerçek yapımcılar olan kanal yöneticileriyle taşeronları yapımcılar dizilerin süresini 45 dakikaya indirmeyi kabul edip bunu 1-2 günde çekme koşulunu dayatırlarsa eylem amacına ulaşmış mı olacak?

    sendikal yasalar emekçilerden yana değiştirilmediği müddetçe bu ülkede çalışanın hakkını almasını beklemek gülünç duruma düşmekten başka bir anlam ifade etmez. bundan birkaç sene önce, abdullah gül’e çıkıp, şunların kulaklarını çekin de dizileri 45 dakikaya düşürsünler diyen aktör ve aktrislerin kendilerini rezil etmeleri gibi… ayrıca sektördeki herkesin başrol oyuncuları kadar kazandığı gibi tuhaf bir algı mevcut. bunun sağlamasını şirketlerdeki ceo’larla emekçiler arasındaki fark ile yapmamız mümkün. başrol oyuncularının otomobillerine bakıp emekçilere değer biçen kenan evren çocukları, lütfen susun.

    sözcülerini ünlülerden seçmeleri de aczin bir başka izdüşümüdür. bu yöntemin ses getireceği varsayılıyor, oysa o ünlülerin neler kazandığını bilen halk, onların içinde bulunduğu her türlü eylemliliği şımarıklık olarak değerlendirmektedir. bu öneri yapanlar, üşünmeyip nette kendileri hakkında yazılan yorumları takip etsinler. kaldı ki bu mantık doğru olsaydı, tekel işçileri için tarkan’dan ricada mı bulunmak gerekecekti?

    sefalet içindeki halkın gelir durumuyla kıyaslanarak sinema ve televizyon emekçilerinin çok kazandığı gibi bir sonuca varılmaya çalışılıyor. böylesi kurgusal istatistikleri piyasaya sürenler, hiçbir sosyal güvencesi olmayan sinema emekçilerinin sürekli çalışma şansı bulamadıkları gerçeğini kitlelerden tabi ki gizleyeceklerdir. kanal d yöneticisi çıkmış, “aldıkları paraları yarıya düşürsünler dizi sürelerini 45 dakikaya indirelim” türünden bir şeyler gevelemiş. bu aklı evvel zat, dizi süreleri 45 dakikadan 90 dakikaya çıkarıldığında ücretlerin ne kadar arttırıldığını da bir zahmet dile getirsin.

    sevgili emekçiler, muhatabınız olan adamların pervasızlığı bu düzeydeyken sanırım yapmanız gerekenler biraz daha farklı olmalı.
  • ben hep 50 dakikalık yabancı dizi izlediğim için o garabet dizilerin 10 yılda 180 dakikalara çıktığının farkında bile değilim. yazık lan meraklısına.

    hayır hayat o kadar uzun değil hatırlatayım. hayır çılgınlar gibi dışarıda takıldığımız da yok yine yetmiyor zaman. 3 saat mesai olsa çekilmez yeminle.
  • o kadar bos milletiz ki oglen 12'den gece 12'ye kadar surse yine millet oturup soluksuz izleyecek. sadece set calisanlarina degil harcanan elektrige de bu dizilere mecburen maruz kalan insanlara da yazik.

    nuri bilge ceylan filmi izle desen "iyy cok entel, cok sikici" diyecek tipler her gun 4 saat bos konusmadan ibaret bu dizileri izleyebiliyorlar. bir dizinin ilk dakikasi ile son dakikasi arasinda hic fark olmaz mi? olmuyor iste.
  • kafalar değişmedikçe neye yarayacağını anlayamadığım eylem.
    dün prison break sequel başladı. sabah 07:30 da evet sabahın köründe tv karşısına geçip seyrettim diziyi, arkasından akşam 20:30 da tekrar oynadığında bir daha izledim.
    izlediğim bölümün toplam uzunluğu 42 dakika filandı.
    belki ilk bölüm olduğundan belki izlediğim kanalın yayın politikası gereği bölüm boyunca tek bir reklam yayınlanmadı.
    dolu dolu bir bölüm izledik, öyle ki bir bölümde oyuncular newyork, chicago, yemen arasında gidip geldiler ve her dakikasından zevk aldığımı söyleyebilirim.
    peki dönelim türkiyeye,
    yerli diziler yabancılar gibi 40-50 dakikaya inse ne olur?
    sanıyor musunuz ki bir prison break ayarında dizi çıkacak?
    çok beklersiniz siz.
    bizden olsa olsa 40 dakikalık bölümlere sahip yalan rüzgarı veya cesur ve güzel (yabancısı) tarzı bir dizi çıkar ancak.
    türk film ve dizi yapımcıları zamanında belli bir rüzgar yakaladı ve epey yol katettiler, böylece bizleri brezilya dizileri dediğimiz furyadan kurtardılar, iyi de oldu.
    ancak o kadar...
    o rüzgar kesildi artık. şu an kaç dakikalık dizi yaparsan yap değişen bir şey olmayacak.
    olacak olanı söyleyeyim: aynı senarist ekibinin elinden çıkma bir yerine birden fazla dizi olacak bir akşamda.
    sonuç yine aynı olacak.
    bizde prison break, lost, 24, game of thrones (ki kişisel fikrim çok iyi olmadığı yönünde) ayarında dizi senaryoları yazacak senarist yok denecek kadar azdır.
    bunun suçlusu elbette tekbaşına senaristler değil, herkesin bu suça katkısı var.
    başta biz seyirci olarak bunları izleyerek prim vermeye devam edersek hiç bir şey değişmeyecek. biz prim verdiğimiz sürece uzun ve tatsız bakışmalarla dolu diziler devam eder. set ekibi, çaycısı, senaristi birlik olsa ne olur. kısa ama yine o tatsız bakışmalarla devam eden diziler olur.
    böyle dizileri seyretmeyin olsun bitsin. işini bilmeyen bilgisiz, donanımsız senaristler de ya işini doğru düzgün yapsın ya da sektör ve iş değiştirsinler bir zahmet.
    bu olursa emin olun hem kısa hem kaliteli dziler çıkmaya başlayacaktır.
    yapımcılar da aklını başına alır böylece. çok sanmıyorum ancak böyle işte.
  • cevap veriyorum: beter olun/ beter olsunlar!

    sektördeki ne ece yörenç, ne gülse birsel, ne gani müjde, ne efendim akla gelebilecek, büyük işlerin senaristleri (bahadır özdener de var galiba eşkıya dünyaya hükümdar olmaz ile) hiçbir şekilde kazan kaldırmıyor. yönetmenler, "yav bu kadar uzun senaryoyu çekerken zorlanıyorum," diyemiyor. yapımcılar kanal yöneticilerine ve reklam verenlere sesini çıkartamıyor. o senaristlere 150 sayfa yazmak müstehak! daha beter olsunlar, bölüm başına 240 sayfa yazarlar inşallah! blutv'ye, puhutv'ye, netflix'e iş yapmayarak, bölüm başı 60-70 binler tatlı geliyorsa buyursunlar boktan ve berbat senaryolarına devam etsinler. cesur ve güzel bok gibiydi, bitti. yalan dünya boka döndü, bitti. gani müjde'nin zaten 4 bölümde bir bitiyor artık hiçbir bok üretebildiği yok. evet "bok" diyorum çünkü onlar da ürettiklerinin berbat, rezalet olduklarının farkında. arkadaş ben 150 sayfa yazsam her hafta, daha yarısında derim ki, "yav ben ne yapıyorum?". ama bu senaristlerde bunu diyecek g.. yok. amerika'da sektör boktanlaştı, 2008 baharında senarist grevi oldu, kanal yöneticilerine çatıııır çatıııır çatır kabul ettirdiler. şimdi diziler maksimum 15 bölüm sürüyor sezonda. netflix zaten hollywood'un amına koydu, "dizi öyle değil böyle çekilir," diyerek rüştünü ispatladı. ama bizde hâlâ, hâlâ ve hâlâ 150 dk'lık diziler ve 30 bölümlük sezonlar...

    türk halkı da, senaristler de, yönetmenler de, yapımcılar da daha beterine müstehak. ulusal kanallarınızda geberin isterseniz, prodüksiyonlarınız yerin dibine batsın, ne diyeyim!
  • senderbaşkanı nilgün öneşin öncülüğünde gerçekleşen protestodur... devlet politikası olan kitleleri uyutma/aptal kutusuna tutsak etme/uzlaştırma/muhafazakarlaştırma vs uyuşturma politikası gereği kanallar da devletle paralel hareket edip, yapım şirketlerine devletlik taslayarak dizi sürelerini bu denli uzun tutturuyor.. esasında karşı çıkılan, sorgulanması işaret edilen nokta budur. çalışanlar kadar seyirci de sorumludur. hala yok ben şu diziye doyamıyorum 45 olursa naparım? diyenlerdensiniz geçmişler olsun... devlet babanızın politikası başarı kazanmıştır.
  • milyon liralar kazanan ünlü isimlerin, emekçileri düşünüp bir yerlerini kaldırıp üşenmeden ve istekli bir şekilde o eyleme katılmaları, onların haklarına detek vermeleri lanetlenmez, desteklenir. evde oturup destek vermemektense, gidip onların yanında olmak, onları düşünmek belki de alacağı parayı azaltacak bu eyleme destek vermek çok daha iyidir.
  • "dizi süreleri kısaltılsın" hareketini izleyici olarak ben de destekliyorum." diyenler için bir de imza kampanyası başlatılmış