şükela:  tümü | bugün
  • diyalog tekrarı: tahminen üç saniyede bitmesi gereken karşılıklı bir diyalogun sürekli tekrarlarla uzatılması yöntemiyle gerçekleşir. sadece üç kelime ile anlatılabilecek olay örgüsü işkenceye dönüşür.

    -mert'i en son kemal'in evinden çıkarken görmüşler
    -kemal'in evinden mi?
    -evet kemal'in evinden
    -evden çıkmış ve gitmiş öyle mi?
    -mert kemal'in evinden çıkmış arabasına binip gitmiş
    -mert'in kemal'in evinden çıktığına emin misin?
    -mert'in evden çıktığını duydum, görmedim
    -kemal'in evinden mert'in çıktığını görmüşler demek...çok enteresan
    -evet ben de ilk duyduğumda şaşırdım. mert'in kemal'in evinden çıkarken görülmesi insanı şaşırtıyor

    (allah belanızı versin)
  • reklam sonrası son 5-10 dakikayı başa sarma. epey popüler bi yöntem.
  • slow motion: bu çekim tekniğini kim icat ettiyse allah gani gani rahmet eylesin. ağır çekim denen bu bok şu an olmasaydı yerli dizi yapımcıları, yönetmenleri ne bok yerdi bilemiyorum. esas kızın, esas oğlana doğru yürümesini 12 dakika 43 saniyede eşsiz kıraç müzikleriyle veremedikten sonra bir yerli dizi ne sikime yarar?
  • dizi olarak degil ama normal sinema filmi tadinda oldukca amator senaryolar tasarliyorum zaman zaman, tabi olaya yonetmen gozuyle bakmadigim icin kesinlikle bir film boyutuna ulasamiyorum, araya bir suru extra birsey koymak, olayi dallandirmak gibi senaryonun akisini bozdugunu dusundugum etmenler koymaktansa kisa film cekerim daha iyi. baslik neydi yaa??

    *

    eften puften yan konular kullanmak.
  • bu taktiklerden yemek sahnelerine katlanamıyorum ben. bu bol bakışmalı, kuş başılı, baş başa romantik bir yemek de olabilir, maaile oturulan uzun sofralar da. kapı çalar misal, herkes birbirine bakar. kapı mı çaldı? evet çaldı salakçım, git aç. biri niyetlenir, öbürü oturtur, yok ben açarım. abi sizin senaryonuz yok mu? kapıyı kimin açacağı belli değil mi? gidin açın şu kapıyı laaan! biri gider ağır ağır açar kapıyı, gelen kişi 43 numaralı ayağıyla tırnaktan tepeye doğru çıkan kamera hareketleri ile seyircinin gözüne sokulur. geçmişten gelen bu yabancı en çok kimi tedirgin edecektir, bilinmez. 3 bölüm sonra anlaşılır nasılsa. masaya dönülür, gelen kimdir? bu husus açıklanır veya açıklanmaz. ama mutlaka sorulur. masadaki herkes tek tek sorar. üst kattan inen evin uyuz kızı bi daha sorar. ertesi sabah meraklı komşu bi daha sorar: kimdi gelen kızım? elinin körüydü anne.
  • genellikle esas oğlan ve esas kızın dizi zamanıyla uzun dünya zamanıyla kısa bir aradan sonraki ilk ve çeşitli heyecan verici diyaloglara gebe karşılaşması sırasında bir bakışma sözkonusu olmaktadır.bu bakışma öyle uzundur ki ve öyle çok reklam alınır ki başına sonuna, işte tam olarak bu bakışma sayesinde yerli dizi yapımcıları parayı kırmıştır, bu da benim böyle bir teorim.
  • dizinin arasına serpiştirilmiş klipler. özellikle kavak yelleri dizisinde çok var bundan. veriyorlar pinhani müziğini, elemanlar dağda ovada koşuyor bakışıyor. bi de aşk ve ceza dizisinde var aynısından... kıraç bağırıyor, nurgül yeşilçay ile murat yıldırım deniz kenarında klip çekiyor.
  • karakterlerin yemek esnasında tabaklarına tek tek servis yapıldığına şahit olur seyirci. kimin eti az pişmiş, yanına kaç kaşık salata alıyor, tercih ettiği içecek falan... gerçekten de ara sıcaklardan başlayarak tatlıya kadar sürer bu. günlük hayatta girilen detaylara dizide de eş zamanlı olarak girmelerine olanak tanınır. aynı şey dialoglara da yansır. konuyu ya da olay akışını hiçbir şekilde etkilemeyecek, sıradan konuşmalar geçer.

    -yaprak dökümü-

    fikret: -ben bi umut'a bakayım.
    cevriye: -çok ağlıyor gazı var herhalde..
    ...
    hayriye: -kızım bir kahve koy da içelim.
    sedef: - orta mıydı yoksa az şekerli mi?
    hayriye: -orta
    neyyir : -benimkisi sade...
    sedef: -tamam.
    neyyir: -yemekten sonra kahve iyi geliyor.
    hayriye:-evet şekerim hazmı kolaylaştırıyor.
    ...
    -aşk-i memnu-

    matmazel: -süleyman efendi'nin böreği bir başka güzel olur.
    firdevs: -ah bu evde ben bu gidişle formumu koruyamayacağım.
    bihter: -ben sadece salata alayım.
    adnan: -yanına şarap?
    bihter: -evet, lütfen.
    -tuzu uzatır mısın?
    bülent: -al
    bihter: -saol.
    firdevs: -fazla tuz dökme şişkinlik yapar.
    adnan: -ben onu böyle de seviyorum.
    firdevs: -bunun içine ne koydun sen süleyman efendi?
    süleyman: -o özel bir tarif, verirsem özel olmaz.
    adnan: -ahha ilahi süleyman...
    firdevs: -ahaha...
  • halil ergün'ün iki bölümde bir kalp krizi geçirmesi de bu taktiklerdendir sanırım. zaytung'a bile haber olduydu adamın kalp problemi.