şükela:  tümü | bugün soru sor
  • o henry kitabı. içinde bir yığın çok acayip hikayeler var.
    yeşil kapı hikayesiyse, niyeyse how i met your mother'dakilerin süper olan hamburgerciyi aramaya çıktıkları günü anımsatıyor. çok eğlenceli de aynı zamanda.

    (muhtemelen kağıt dağıtan zenciden kaynaklı bu çağrışımım.)
  • ayrıca hikayeleri losttan daha gizemli, sonları tavuk suyuna çorbalardan daha etkileyici bitmekte.
  • bilen bilir adana'da stadyum taraflarında tabelası bile bulunmayan bir odası full sebze mahzeni olarak kullanılan kebapçı. menü falan yok zaten ocakbaşındaki dayıya "abi 2 kişilik" diyosun adam sana 2 kişilik bir karışık ızgara getiriyor, meze açısından bol değil ancak eti çok lezzetli. toplamda 2 kişi 20 tl (içecekler dahil) civarı bir ücret ödeyerek mekandan mutlu ve göbekli bir şekilde ayrılıyorsun.
  • adana, ordu caddesi'nde bulunan, oldukça salaş ve bir o kadar da kalabalık kebap salonudur. pişmiş avcarlı soğanları, olmazsa olmazlarındandır. kebapları ve külbastıları ise kesinlikle denemeye değerdir. gece gece bu entyleri girmek sağlığa kesinlikle zararlıdır. herhangi bir tabelaları olmamasına karşın; alamet-i farikaları olan yeşil boyalı ahşap giriş kapısı ve eksik olmayan kalabalığı ile kolayca bulunabilir.
  • bu külbastı cennetine girer girmez sağda küçük bir oda vardır. kış aylarında soba yanar. oda çok küçük olduğu için arkadaki masanın müşterisiyle sırt sırta yemek yenilir. yemekten sonra gelen çay ve sobanın sıcağı insanı öyle bir mayıştırır ki kalkası gelmez insanın o masadan. ama müşterisi o kadar yoğundur ki, mecbursundur kalkmaya.

    hesabı ocakçı alır. zaten böyle mekanlarda hesabı masaya istemek olmaz.
  • dışarıdan baktığınızda hijyensiz, sıradan bir ocakbaşı gibi durur. ancak içeriye girip kalabalığı gördüğünüzde (ki kalabalığın içinde kravatlı takım eliseli kodaman dediğimiz insanlar da vardır) dibiniz düşer. belli bir tabelası bile yoktur. birine yerini anlatmaya çalışsanız, adana'yı iyi bilmiyorsa bulması zordur. ancak siparişiniz geldiğinde anlarsınız buranın neden böyle kalabalık olduğunu. bazen içeride yer olmadığından insanlar dışarıda birilerinin kalkmasını bekler.
  • 30 yıllık adanalı olarak gayet rahat diyebilirim ki, buradaki kebap adana'da yiyebileceğiniz kebaptır. bozmamaları dileğiyle.
  • yediğim en efsane kebabı yapan yer. bundan daha iyisini benim havsalam almaz.
  • adana kebap deyince akla gelen, bilenin bildiği bilmeyenin çok şey kaybettiği kebapçıdır. mesela ben ilk gittiğimde abi kasa nerde demiştim, adam burda bir tek domates kasası var haha demişti ama samimiydi hoştu bende kebabı yapan adama ödedim, öyle işte.
  • nükleer bomba atılsa sevdiceğimi de alır buraya sığınırım. muhteşem bir yer burası, resmen cennet.

    adanalıyım ve her adana'ya gittiğimde iki defa buraya uğrarım. dışarıdan yerini bile göremezsiniz ama söz konusu olan yeşil kapı ardına kadar açılınca sanki bambaşka bir dünya karşınıza çıkmış gibi olur. hani var ya alice'in harikalar diyarı'na girişindeki o şaşkınlığı, işte aynısı sizde de olur. tam bir kebap cenneti olduğunu, her taraftan mis gibi etler koktuğunu görürsünüz.

    oturduktan sonra tabi ki karışık kebabı çakarsınız, külbastısı ve adana'sı bol olsun dersiniz. bolca nar ekşisi döktüğünüz soğan kebabının, yeşilliklerin, domatesin, yağlı ekmeğin tadına bakmaktan başınızı kaldırınca etler masaya gelmiş olur. yedikçe mutluluk dolar ruhunuza, huzuru hissedersiniz. et gibisi var mı amk ya? üstelik kebabın anavatanında, kebabın kalbinin attığı yerdesinizdir. adanalı bir kankanız varsa yedikçe sohbetinizi arttırırsınız. yok böyle bir şey amına koyim diye diye, özlemini çektiğiniz tadların doruğuna çıkarsınız.

    belki ilerde sevdicekle gidilir buraya, yenilir ve içilir. sonra orada evlenme teklifi edilir. (bkz: patlıcan kebabının içine tek taş yüzük koymak) *

    sonuç olarak kusursuzluğun başkenti adanalı olarak biz mikro milliyetçi olmayalım da kim olsun?