şükela:  tümü | bugün
278 entry daha
  • yeşilçam kimi zaman sahiplenilir, kimi zaman utanılır, yerilir ama ne olursa olsun bizim sinemamızdır. türk sinemasında yeşilçam ekolü diye bir tabir varsa bu biraz da türk sinemasının artık kabul edilen bir sinema dilinin olmasıyla alakalıdır.

    bu döneme eğilmek, dizisini yapmak ise ilk duyduğum andan itibaren ilgimi çekti. dizi başlar başlamaz semih ateş karakteriyle (bkz: haşmet asilkan) arasında bir bağ kurdum. dizide tasvir edilen semih ateş’in inandığı filmi yapma çabası ve hırsı bana hemen aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni haşmet asilkan’ı anımsattı aynı samimiyeti bulmak hoşuma gitti.

    kimilerine göre yeşilçam bitse de halen biri dizi ismiyle bile iş yapabilmesi bitmediğini ve bitmeyeceğini gösteriyor.

    dizide 1960’lar türkiye’sindeyiz.. yeşilçam altın çağında.. o dönem çokça rastlanılan bir süreç yaşayan semih ateş’in öyküsü anlatılırken küllerinden yeniden doğmak üzere olan bir sinemacıyı ve yeniden kendini ispat etme çabasını görüyoruz. açıkçası ilk kez bu dizi sayesinde haberim olan çağatay ulusoy’u ilk başlarda biraz adapte olamamış gibi görsem de sonrasında sahiden başarılı buldum. hatta gösterilen imaj bana fikret kuşkan’ı hatırlattı. semih ateş’in bu heyecanlı ve doludizgin hikayesinde aşk, ihanet, para, entrika, hüzün ve bol bol yeşilçam sıcaklığı var.

    tabi sadece sinema sektörü üzerinden değil dönemin siyasi ve ekonomik ekseni üzerinden ilerleyen bir hikâye var, öyle ki bunu yansıtırken geniş bir perspektiften bakılmış keza öykünün içinde anlatılan konu yalnızca semih ateş’in başına gelenlerle sınırlandırılmıyor, ortada ihtilal döneminin etkisi altında kalan, iki tarafı keskin bir bıçak üzerinde ilerleyen politik bir ortam var. demokrat parti’nin sloganıyla küçük amerika yakıştırması yapılan türkiye’de insanların film zevkleri bir anlamda hollywood imajına özenilerek yeşilçam üzerinden tanımlanıyor.

    adından dahi tahmin edebileceğimiz üzere öykü beyoğlu’nda geçiyor. dönemin atmosferini gayet güzel şekilde yansıtmışlar. mekânların ve detayların hepsi yerli yerinde. daha önce de 70’li, 80’li yıllara eğilen çağan ırmak eski yeşilçam samimiyetini günümüze en iyi taşıyan isimlerden biri. geçmişte yeşilçam’da filmler çeken bazı yönetmenlerimizin sonrasında günümüz sinemasındaki işlerde aynı samimiyeti yakalaması beklenen bir şey. ancak yeşilçam sektörünü dönemin içinde sadece izleyici olarak yer almasına rağmen aynı şekilde yansıtması bence çağan ırmak’ın önemli bir artısı.

    öte yandan dizi yeşilçam dünyasının geneline nasıl yaklaşmış diye bakarsak yine yeterli cevabı almak mümkün. keza döneme ait gerçekçi verilerle örülmüş bir hikâye var. karakterlerin tümü kurgu değil. ertem eğilmez, atıf yılmaz gibi dönemin en önemli yönetmenleri ve ayhan ışık gibi bir aktörü öyküde gerçekçi hikâyeleriyle görmek mümkün ki ben yine de ayhan ışık rolünü daha iyi bir aktörün canlandırmasını isterdim. ayhan ışık rolüne can veren oyuncu ilk dört bölüm itibariyle biraz silik kalıyor. oyuncuların yarışmalar aracılığıyla seçildiği dönem de gayet iyi aktarılmış. hatta tülin saygı karakteri da bu şekilde hikâyeye dâhil oluyor. baş karakter semih ateş gururlu ve aynı zamanda hırslı bir sinemacıyken yanındaki hakan karakteri bana muhsin bey filminde osman cavcı‘nın oynadığı karakteri anımsattı.

    tabi öyküye bir de esas kız lazım, bu da mine cansu karakteriyle yansıtılmış.. yeşilçam’ın tüccar niyetli yapımcılarının eline düşmüş ve endüstriyel bir oyuncu haline gelmiş kadın rolü gayet iyi anlatılmış. vardır böyle oyuncular.. belli bir dönemleri vardır ve o dönem boyunca seri üretim filmlerde arka arkaya rol alıp sonrasında ise geri planda kalırlar.

    yetkin dikinciler’in viski kadehiyle paralel trajikomik bakışları reha esmer karakterine tam isabet olmuş. dizinin bir diğer karakteri izzet orkan’ın şiddet ve porno düşkünü olması bana kalırsa biraz eğreti olmuş. yeşilçam’ın dizide bahsedilen döneminde şiddet ve porno hiç irdelenen bir husus değildi öyle ki yeşilçam’da erotik film furyası dizide anlatılan dönemden yaklaşık 10-15 yıl sonra başlayacaktı. neden 60’lar yeşilçam’ında böyle bir karaktere ihtiyaç duydular bilinmez ama yine de öyküyle gayet uyum sağlanmış. önemli karakterlerden biri de altan erkekli tarafından canlandırılan mümtaz.. mümtaz aslında ilk başlarda ihanet eden kötü karakter gibi görülüp sonrasında onurlu bir insan olduğunu kanıtlayarak yaptığı hata sonrası aniden iyi hale bürünen dönemin vicdanlı insanlarına bir örnek. nilüfer açıkalın’ın canlandırdığı adviye karakterini o dönemde kızını meşhur etmeye çalışan annelere çok iyi benzetmişler. bir dönem böyle bilinçsiz bir menajerlik durumu vardı. nilüfer açıkalın uzun zamandır bir yapımda denk gelmediğim bir oyuncuydu, yeniden görmek güzel.

    kim ne derse desin tiyatro oyuncularının hüküm sürdüğü 1920’lerde ya da yarışmalardan çıkan oyuncuların hüküm sürdüğü 60’lı, 70’li yıllarda veya hangi dönemde olursa olsun yeşilçam izleyiciye sunduğu filmlerle türk sinemasının dünyada bir anlatım dili olduğunu gösteren bir serüvendir. elbette her sinemada olduğu gibi yeşilçam sinemasında da klasik filmler, seri üretim filmler, beğenilen, beğenilmeyen filmler ve başyapıtlar vardır ama ne olursa olsun yeşilçam türk sinemasının, türk senaryolarının beyaz perdeye yansımasıdır.
  • netflix'in 60lı yıllarda hollywood'da her şeyin tozpembe olarak aktardığı hollywood adlı dizisinden esinlenerek yapılmış sanırım. orada siyahi ve eşcinsellerin sıkıntıları işlenmişti. bunda da siyasi sansür meselesini baz almışlar. sonuç olarak izlenebilir buldum.
  • 5. bolum geldi hu hu. reha'nin raki ictigi yer ne guzelmis.
  • beşinci bölümü kanaâtimce şu ana kadarki en iyi bölümüydü. gereksiz sahnelerin pek olmadığı ve ayrıca semih ateş'le ilgili detayların yavaş yavaş ortaya konduğu bir 53 dakikaydı.

    --- spoiler ---
    izzet'in aksiyon filmini seyrederken "çakma senarist"in bilekliğini gördüğünde yaşadığı aydınlanma :) süperdi.
    --- spoiler ---