şükela:  tümü | bugün
  • tam hali "yetenek diye birşey aslında yoktur. yeteneksizlik vardır ve bu da öğrenilir..." olan tarafımca uydurulmuş önermedir.

    tam metin - irrasyonel fasoniteler, yetenek?

    yetenek avcıları beni şimdi linç edebilirsiniz...
  • tam olarak savunduğum şey.

    yetenek denilen şey, küçük yaştaki beynin en çok etkileştiği uyarandır. yani doğuştan gelir demeleri kısmen doğru, kısmen yanlıştır. genlerle gelmez, hayır, ama doğduğunuz aile tutkulu olmak adına size ne sunabilirse onu amaç haline getirir, ona bulanırsınız. oraya akarsınız adeta. "hayatımın anlamını buldum." diyen insanlarda da biz bunu görürüz aslında: küçükken buldukları ve toplumsal, ailesel, çevresel baskılarla kaybettikleri şeyi bir yaşta tekrar bulurlar. başarılı olurlar, sıçrarlar. şaşırırsınız öylece. "ben neyi arıyordum?" dersiniz.

    mühendislik okuyorum. çünkü 5 yaşımda bilgisayarla tanıştım. ama bazen uzun zamandır ucuna tutunamadığım bir şey kabarıyor içimde. bir barda, sınıfta, kafede konusu açılınca türkünün, şarkının; herkes bana bakıyor çünkü söyledim onlara yüzlerce kez. çünkü belli etmekten kaçınamadım kendimi. çünkü ben bilgisayardan önce babamla tanıştım. müzisyen olan, saz çalan babamla. insanlar sesin güzel, yeteneklisin diyorlar. kendilerine çok büyük yazık, bana da ayıp ediyorlar oysa.

    ben yıllardır şarkı söylüyorum. duş alırken söylüyorum, temizlik yaparken telefonum suya düşer mi korkusunu sallamayarak kulaklıkla müzik dinleyerek, ders çalışırken beni dersten alacağını bilerek, saatlerce, hayal ederek söylüyorum.

    sonra bana yeteneklisin diyorlar. eğer bu mite inansaydım, evet derdim, yetenekliyim ben. ama inanamam. çok düşündüm hakkında. bir insan nasıl bir amaç bulur, nasıl buna yönelir, neleri feda eder, neden yapar? neden? bir işi bir yeteneğiniz olduğu için değil. sizi en çok etkileyen cevherin daha da ötesindeki hazineye bir yolculuk etmek için yapıyorsunuz. yapıyorlar, izliyoruz, görüyoruz. sonra da salak gibi kişisel gelişim kitaplarında başarıyı arıyoruz. başarı nedir ki, sevginizi verdiğiniz bir iş olmadıkça...

    bazen insanlara şöyle deriz: "aslında yetenekli ama istemiyor ." verilmiş bir şeyi istememek daha kolay hazmedilebilir tabi. peki gerçek ne içten içe bildiğimiz? insanlar, baskı altında kalırlar. o hollywood filmlerindeki hayallerini kovala diyen mentorları çıkmadıkları için belki, ait olmadıkları bir işe, bir sevgiliye, bir mesleğe adamaya çalışırlar kendilerini. verilmiş olanı, kullanmazlar yani. istemediklerinden değil, kullanamadıklarından. kullanmalarına izin verilmediğini düşündüklerinden. ama çoğumuzun çocukken tutunduğu o hayalin kendisine yetenek, şimdiki işimize de hayat garantisi deriz. rahatlarız. sonra da bir gün televizyondaki saçları ağarmış idol futbolcumuz röportaj verirken, en sevdiğimiz yazarın en sevdiğimiz kitabı yeniden çok satanlara yükselirken, eski komşunun oğlu bir gün yolda denk gelip de bizi hep büyüleyen mesleğini anlatırken gözlerimiz dalar gider bir yerlere.

    ben daha gencim. ama hiç kimseye yetenekli olduğumu hiçbir ortamda söyletmemeye de yemin ettim. insanların hayallerine ihtiyaçları var, allah vergisi ama bir türlü "bulamadıkları" yeteneklerine değil. yetenek yoktur. bir çocuk, bir de "o"nun hayali vardır.
  • yetenek diye birşey kesinlikle vardır. ancak her insan belli bir yere kadar eğitilebilir, fakat sonrasında yapılan işe ruh katmak asıl yetenektir ve her insanının yeteneği diğerinden farklıdır. mesela resimden örnek verirsek; kimisi portre, kimisi renk, kimisi ise hafıza yönünden farklıdır. bir kez göerdüğü bir şeyi unutmadan resmedebilmek, renkleri diğerlerinden daha farklı ayırdedebilmek ve renk tonlarını diğerleri aradaki farkı bile anlamazken boyaları karıştırarak elde edebilmek, bir portreyi üç boyutlu çizebilmek yetenek değil de nedir?
    kimi insan ritim duygusuna sahiptir, kimisi yükseğe sıçrayabilir, kimisi hızlı koşar. kimisi güzel yazı yazabilirken, kimisi doğuştan gırtlağını kullanabiliyordur ve şarkı söyler. bütün bunlar nasıl yok sayılabilir? kimisi kafasından matematik problemi çözerken, bazısı bilgisayar kodlarıyla harikalar yaratır. bunları herkesin becerebildiği şeyler olmamakla beraber, kendi yeteneklerini keşfedememiş insanların, diğerlerinin geliştirdikleri yeteneklerini kıskanması sonucu yaratılan söylemlerdir. ama bazı insanlar gerçekten yeteneklidir ve kabul edip, saygı göstermek sizi alçaltmaz.
  • olmadığını sanıp "şey"i bitişik yazan yazar beyanatıdır.
    kendim ise bu önermeye katılmıyorum.

    yetenek
    isim
    1. isim bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat.
    "her bir dönemin incelenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi ulusal yeteneklerimizi, eksiklerimizi anlamak bakımından uyarıcıdır." - m. and
    2. bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite.
    3. eğitim bilimi kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.
    4. eğitim bilimi dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü.
  • yetenek elbette ki vardır daha doğrusu bence yetenek değil yatkınlık ve o yatkınlığın üzerine koymak denen bir şey var. mesela en basitinden futboldan örnek vereyim brezilya’da zibilyon tane topçu var ama kaç tanesi carlos kadar üst düzey bir sol bek? ya da ronaldo kadar gol makinesi? hâlâ adam dünyanın gelmiş geçmiş en iyi forvetlerinden. bazılarına göre en iyisi. arjantin’de de zibilyon tane topçu var ama messi gibi oldu/olabildi? portekiz’den zibilyon tane topçu çıktı kaç tanesi cristiano ronaldo’ya yaklaştı? quaresma kötü topçu değil ama kıyaslama yaparsak biri juventus’ta diğeri beşiktaş’ta demek ki yetenek ve kalite farkı var ki saydığım isimler üst düzey oluyor. yoksa her top oynayan yeteneklidir yahu yetenek yoktur kendini geliştirir üst düzey olur derdik ama %80 çalışma önemliyse %20’si de yetenek. ve bu %20 olmayınca da çalışıp üst düzey olmak daha az oluyor. yoksa tüm topçular bir messi bir ronaldo olurdu. ya da müzik alanından düşünelim fazıl say yetenekli biri olmasaydı ne kadar üst düzey eğitim alırsa alsın ne kadar çalışırsa çalışsın bu kadar iyi olabilir miydi? sanmıyorum. daha böyle bir sürü örnek ya da benim gibi düz mantık çıkarımı yapabiliriz.
    her ne kadar yetenek her şey demek değilse de, önemli bir etkendir ve yoktur diyemeyiz. bunun zekilikle alakası yok tamamen bir şeye yatkın olup o konuda daha kabiliyetli olmayla alakası var. ve ister kabullenilsin ister kabullenilmesin “yetenek” denilen şey var.
  • rasyonellikten uzak bir iddia (bkz: lionel messi).
  • herkesi o cok bilindik 10.000 saatlerini harcayarak, calisarak, antrenman yaparak bir usain bolt olmaya davet ediyorum.

    tanim: kismen dogru, kismen yanlis varsayim. sanki siyah-beyaz bir konuymus gibi yaklasilmis, bence yetenek de calisma da gerekli, neyden ne kadar gerektigi insana, hedefe gore degisir.
  • kesinlikle yoktur. insanların hepsinin başarılı olmamasına bakıp yetenek vardır diyemezsiniz.

    bazıları diğeri kadar çalışmıyordur. bu kadar. "o kadar" çalışmak da o işi çok sevmekle başlar.

    kısaca yetenek varsa da tanımı şu olmalıdır : "bir işte iyi olma durumunu sağlayan sevgi ve tutku bağı"
  • başlık sahibinden bahsediyorsak doğru önerme.
    (bkz: her şey ayrı yazılır)
  • bob ross "talent is a pursued interest" demiş. yani diyor ki; yetenek, peşinden gidilmiş ilgidir.