şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: dikkat eksikligi ve hiperaktivite bozukluğu)
    (bkz: fazla düşünme sorunu olan insanların ortak yanları)
    56158547 nolu entry

    bu tip insanları ve kendimi, özellikle sözlük ortamlarında konsantre olup yazabildikleriyle - ki yazmaları çok zordur -, yani kendi deneyimleri ve şikayetleriyle değerlendirdiğimde, ortak yönlerinin ve en büyük şikayetlerinin konsantrasyon sorunu olduğu görülmektedir. bunun sebebi ise birden fazla şeye aynı anda konsantre olabilme yetisidir.

    bu durum hem kabus hem de bir avantajdır.

    avantajdır çünkü: yetişkin dehb seniz çevrenizde yapılacak bir işi farklı bir yöntemle basitleştirmiş, ona ufak bir eklenti yaparak alınan sonucu iki katına çıkarmış, -çok zeki la bu- tepkileri hep almışsınızdır. `yada fazla düşünme sorunu olan insanların ortak yanları` başlığında alınan ayarların en çoğu - he he anladık olm çok zekisiniz lan- falandır.

    kabustur çünkü: yetişkin dehb ler, düşündüklerinden birini seçip, bir yol tutturamamış olma, bir şeyi tam halledememe, becerememe, layık olduğu konumda ve kazançta olamama, hakettiğini elde edememe, yaptığı iş ve uğraştan mutlu olamama, potansiyelin çok çok altına razı olma, potansiyelini nereye kanalize edeceğini bilememe, ikili ilişkilerde kendi ince düşüncelerinin misliyle karşılık bulamama ve suistimal edilme gibi düşünceler içinde olunduğunu söyleyebiliriz. bununla beraber tanışılan her insan bir sorumluluk, düşünülen ve sizin değiştiremeyeceğiniz her ülke yada dünya problemi bir mutsuzluk ve depresyon sebebidir.

    bu iki ucu pis değnek gibi bir rahatsızlıktır. gözlemlerim ve aldığım kullanıcı yorumları ritalin tarzı ilaçların anlık bir konsantrasyon sağladığı ve bu hastalığın azalmasında bir etki etmediği yönünde. yani dikkat eksikliği ilacı sizin benzininiz oluyor bir nevi. kullanmadığınız zaman eski halinize geri dönüyorsunuz. ve intihar etme eğilimine sebebiyet veren yan etkileri olan ilaçlardan bahsediliyor.

    ilaç kullanamamış biri olarak, bu hastalığın avantaj görülen yanlarının ilaçla yok edileceği korkusunu yaşamakla, dezavantajlarının yaratmış olduğu depresyon hali ve hayata tutunamamış olmaya çare olacaksa bırak ortalama bir insan olayım! arasında gider gelir-d-im hep.

    idealist bir doktorum olduğu için, ritalin hiç kullanamadım, ve doktorumun tavsiyeleriyle dehb olmaktan ötürü yaşanan depresyon için süreli antidepresan kullanmaya başlayıp, ondan elde ettiğim mutluluğun verdiği enerjiyle dehb ile mücadele, dezavantajlarını azaltıp avantajlarından yararlanma, daha etkili ve sonuç odaklı çalışma, hatta çalışabilme ile ilgili kendim bazı yöntemler geliştirdim ve araştırdım. bu yöntemleri, yani dehb ile yaşamayı öğrenebildiğim kadarıyla diğer dehb hastaları ve onların velileri için paylaşıyorum.

    iş bu öneriler bir uzman tarafından yazılmamış olup, çocukluğunda yerinde duramayan, 28 yaşında, etrafında zeki, akıllı, işini bilen, kimine göre dahi, kimine göre anlaşılamayan bir aptal olan, kendi gözlemlerimden elde ettiğim sonuçlarla kendi sıkıntılarımı azaltmak için bulduğum çareleri, yani bu hastalıkla yaşamayı öğrenme yollarımı içermektedir.

    akla geldikçe ekleme, uzun vadede zararı görülürse çıkarma yapılacaktır.

    1- akıllı telefonunuza pomodoro zamanlayıcısı uygulaması yükleyin.

    25 dakika çalış 5 dakika dinlen 3 sette bir 25 dakika uzun ara ver sistemiyle başlayıp, 50 dakika çalış 10 dakika dinlen 4 sette bir 50 dakika ara ver idealine ulaşmaya çalışın.
    android uygulaması

    2- çalışırken kısık sesle mozart dinleyin.

    ben şunu dinliyorum

    3- hangi motivasyon kalıbıyla motive olduğunuzu bulup, kendinizi motive edin.

    temel olarak 3 motivasyon kalıbı ve bunların elde edilmesi yada bunlardan yoksunluk ve başkalarının elde etmesi gibi 2 şer ihtimalden 6 motive edici unsur vardır.

    güç (para, hakimiyet)
    başarı (1. olmak, gerçekleştirmek)
    sevgi (şöhret, takipçi sayısı, itibar)

    aslında düşünüyorum da dehb doğuştan gelen bir hastalık olmasının yanında, insanın kendini kaptırdığı bir şeydir de. geçmişinizi göz önüne aldığınızda, başladığınız işlerin bitmemiş olması, fikirlerinizin icraate geçtiğinde hayal kırıklığıyla bitmiş olması ve bir daha aynı şeyleri yaşamamak için yeni gelen! fikirlerin icraate geçmesindense hayal dünyasında başlayıp, başarı ile bitmesinin daha mutlu edici olması, elinizden tutan olmaması hatta dalga unsuru olmanızdan dolayı kendinize adam sendecilik yapmanız gibi şeyler dehbin pençesine kendi kendinizi attığınızı da size gösterecektir.
    sizi neyin motive ettiğini bulun, kendinizi motive edin, motive olacağınız şeylerle uğraşın ve en kötü kararın kararsızlıktan iyi olduğunu unutmayıp uçuruma bırakın kendinizi, ulan biz düşündük herifler yaptı diye hayıflanacağınıza, siz yapın olursa olur, olmazsa çay koyarsınız, başkası yapıp başardığında da ümitsizliğe kapılmayın onun neyi farklı yaptığını düşünüp tecrübe kazanın.

    4- bir hayaller/hedefler klasörünüz olsun.

    mümkünse resimli olarak şekillendirdiğiniz hayal ve isteklerinizi, onları ne zaman elde edebileceğinizi yanına yazarak saklayın ve gerektikçe bu hayallere bakıp nerede kalmıştık deyin.

    5- eğer bir kurbağa yemeniz gerekiyorsa! onu hiç düşünmeden yiyin, eğer birden fazla kurbağa yemeniz gerekiyorsa en büyük olanından başlayın ana fikrindeki sözü çalışma prensibi edinin.

    6- bir işi bitirmeden diğerine koyulmayın tavsiyelerine kulak asmayın.

    zira bu bizim için mümkün değil. ve aynı anda birden fazla şeyi yapabilmek! bitirebilmek! bir avantajdır.
    bunun yöntemini geliştirebilirseniz dehb ile yaşamayı da öğrenmiş oluyorsunuz.
    ben yöntem olarak en büyük kurbağa olan yani yapmayı en istemediğim işi ilk pomodoro sürelerine saklayıp, bir ödül sistemi gibi daha çok zevk alacağım, daha hayallerimdeki işleri sonlara doğru sıralıyorum.

    not: şu an para kazanmak için çalışmak, (serbest pazarlamacılık yapıyorum ve 4 farklı pazarla ilgili yüzlerce alıcı için yüzlerce ürünü satmaya çalışıyorum), sosyal bir proje, kendimi tanımak, evim ailem çocuğum, eski sıkıntılı işlerim, gündelik hayat meşkalesi gibi ana maddelerim var.

    7- melik duyarın, konsantrasyonun gücü, kitabını okuyun ve orada bulunan egzersizleri yapmaya çalışın.

    evet kişisel gelişim kitaplarından nefret ediyor olabilirsiniz, şahsen benim zorlayarak bitirdiğim ilk kişisel gelişim kitabı buydu. aslansınız siz yaparsınız gibi ibarelere, düşünmekten icraate geçememiş, yapmaya başlayıp dikkatinizi başka işlere verdiğiniz için yarıda bıraktıklarınız yüzünden başarısızlık korkusu edinmiş olabilirsiniz, bu tür şeyler duymak kaybettiğiniz özgüveni geri getirme konusunda nispeten iyi oluyor. eğer beğenirseniz yine melik duyarın, elmas tarlaları ve sihirli hikaye gibi kitapları da işinizi görebilir.
    ayrıca kitabın 92. sayfasında bulunan 19 konsantrasyon egzersizin ve 123. sayfasında bulunan 2 irade egzersizinin faydasını göreceksiniz.
    bu arada kitaplar google aramalarıyla ücretsiz olarak e-kitap formatında elde edilebiliyor.

    8- bir iş üzerindeyken aklınıza farklı bir fikir gelirse, bir heyecan duyarsanız, önce yaptığınız işin neresinde olduğunuzu içinizde bir tekrarlayın, sonra aklınıza geleni bir kağıda kısaca hatırlayacak kadar not alın, ve gözlerinizi kapatıp derin ve yavaş bir nefes alıp verdikten sonra o an uğraştığınız işle uğraştığınızı ve aklına gelen şeyi başka bir çalışma zamanında yapacağınızı kendinize söyleyin.
    örneğin: şu an x ürününün özelliklerini yazıyorum, yabancı yatırımcıya vergi muafiyetinin, üretim olmayan yatırımlarda ülke ekonomisine yarardan çok zarar sağladığı ile ilgili fikirlerimi ilgili mercilere daha sonra iletmeye çalışacağım.

    9- not alın ve yapılacaklar listeniz olsun.

    eğer ajanda ve kalem kullanabiliyorsanız ne ala, ben microsoftun ücretsiz sunduğu onenote uygulamasını kullanıyorum, tablet, telefon ve pcnizde online olarak not alıp ulaşabiliyorsunuz.
    not alırken öncelikle bir ana çerçeve bölümünüz olsun ve burada yapacağınız birden fazla şeyin ne olduğunu yazın, sonra her başlık için ayrı bir bölüm açıp o işle alakalı yapılacaklar listesi oluşturabilirsiniz.

    10- eğer bu tüm dehb hastalarının ortak özelliğiyse mükemmeliyetçiliğin ayarını kaçırmayın.

    unutmayın hayat kısa ve siz düşündüklerinizle değil yaptıklarınızla, en azından düşündüklerinizi yazdıklarınızla değerlisiniz. yapacağınız şeye yazacağınız yazıya ne kadar vakit gerektiğini normal bir insanı göz önünde bulundurarak karar verin, sonrasında bu vaktin %50 fazlasını kendiniz için hedef belirleyin ve o işi o sürede yapın. evet daha mükemmel olabilirdi, ama hastasın sen unutma onu mükemmelleştirmek için gerekli zamanı beklersen hevesin kaçacak, dikkatini başka şeye yönlendireceğin seni daha dürtüsel olarak çekecek başka bir şey bulacaksın ve unutma her yarım kalmış şey senin raminden çalacak.
    bu kolay değil biliyorum ama facebookda onlarca video var, daha videoda play tuşuna basmadan çıkan resimde * yazım yanlışı var ve videoyu 2 milyon kişi seyretmiş. koca haber sitelerinin manşetlerinde hatalar var, başarıya ulaşmış bir çok proje daha iyi yapılabilirdi ama onlar hindi gibi düşünmemiş ve yapmış başarılı da olmuş, şimdi sen de yap, mükemmeliyetçiliğinden faydalan, onun seni yenmesine izin vermeyecek kadar faydalan, yap sonra editlersin. kervan yolda düzülür. evet düzülmemeli, başkaları düzmesin ama sen düzmek zorundasın, yoksa yola çıkamazsın.

    10- hayır demeyi öğren.

    hayır.

    11- kendine sanane de. banane değil, şizofren ol kendi karşına geç ve sanane de.

    sa na ne.
    evet şu an birisi onları barıştırmak için eşini aramamı istiyor, nasıl işler süreç: önce birini dinleyeceksin, içinde karşı tarafa karşı kendini kurup, konuşma metnini zilyon tane alabileceğin cevap ihtimallerine göre çeşitlendirip, şekillendirecek, arayıp bir de onun bakış açısını duyup 2. empatini yapıp, berikine döneceksin falaaan filan, ne yaptım biliyormusun adamın yanında kapalı olduğuna emin olduğum bir numarayı arayıp kapalıymış dedim, sonra da bir daha arayıp açmadı abi dedim ve kurtuldum. şu an çocuğu hayatı bunu yapmamam gerektiği aklıma geliyor gözlerimi kapatıp derin bir nefes alış verişinden sonra şu an kaptanın seyir defterini yazıyorum, eğer kendimi başkaları için meşgul edecek kadar zengin olursam (ev, araba vs) bay nurettinin karısını arayacağım diyorum ve gönderiyorum sonraya.

    12- ctrl+t tuş kombinasyonunu ve sağ tıklayıp yeni sekmede aç özelliklerini kullanın.

    yapınız gereği daldan dala atlamaya müsaitsiniz, bir şey okurken o yazıdan daha önemli bir şey bulduğunuzu düşünüp farklı bir yere gidip sonrasında da eski sayfayı bitirmenin iyi olacağına karar verip kapattığınızı veya üzerine açtığınızı fark edecek ve amaaan diyeceksiniz. heh işte amaaan diyememek için yeni sekmeyi kullanın ki eskisine dönmemek için bahaneniz olsun.

    13- arkası yarın tekniğini uygulayın.

    nlp uzmanları dizi seyredip, ilginizi çekmesi durumunda bir sezonu bir oturuşta seyretmek yerine haftada, en azından 3 gün arayla bir bölüm seyretmeyi öneriyor. ilginizi çeken bir şeyi hemen tüketmek yerine onu partlara ayırıp, merakınıza yenilmeden kendinizi eğitmek için beklemeyi öğrenin.

    14- dikkatinizin kölesi olmayın.

    bir film seyrettiğinizde su almak için mutfağa gittiğinizde, adınız söylendiğinde, farklı bir şey dikkatinizi çektiğinde, o filmden kopmaktan korkup hemen pause akabinde play yapmayın, farz edin ki uydu alıcısından izliyorsunuz ve play pause özelliği yok. ya bir şeye dikkat verdiğinizde başka şeylerin dikkatinizi dağıtmasını engellemiş olursunuz ya da ufak şeylerden sonra dikkatinizi tekrar toplayıp olaydan kopmamayı.

    15- sonuna kadar okumaya çalışın.

    evet dikkatinizi çekmiyor, çok laf salatası yapmış yada çok yüzeysel geçmiş ama okumak iyidir. okuyamıyorum diye ortada dolaşmaktansa boş şeyler okumuş olun. nasıl bir kitap bitmiyor, ama yaran xxler bir çırpıda okunabiliyor? çünkü onlarda kısa sürede yüzünüzü güldürecek şeyler var ve dikkat dağılmıyor değil mi, dikkatiniz dağıldıkça şu kadar sayfa okumuş olmak sizi mutlu etsin. ama adam harbiden kötü yazmış lan diyeceksiniz, e kitabın ismine bakıp aldığında öyle düşünmüyordun koç de kendine, çelişme kendinle de ve oku. hem kötüyse de şu espriyi yaparsın yazara hıyar gibi fikir

    iş bu entry normal yazılabileceği sürenin %50 fazlasıyla yazılmış olup, yine de yazım yanlışları içerebilir. napalım.

    editlenebilir.
  • bir kursu falan varsa neyse parası verip tecrübe etmek istediğimdir.
  • eğer derdinize çare olacaksa uzun yazılara katlanmak demektir.
  • tam 14.maddenin ilk satırından 15. maddeye atlayacakken 15. maddenin başlığının görülüp vay amk... çektiren önerilerdir. az önce yapmam gereken işin başından kalkıp dikkat eksikliğim olduğuna karar kılmıştım -ulan şimdi mi fark ettin kerkenez?- ve bu tarz öneriler arıyordum kendime. muhtemelen unuturum ben bunları yapmayı ama olsun güzel, okuyun, okuması baya zevkli.
  • okurken sıkıldım 3. öneriye gelemedim. umutsuz vakayım.
  • semra kaynana'nin daldan dala, daldan dala, da da daldan lafi gibi bir hayata sebep olur. işin esprisi bir yana, bu sorundan muzdarip kişiler sürekli ayni meslekle uğraşamaz, aynı hobiyle uzun süre ilgilenemez. yatağinin yaninda duran okuyacaği kitaplar en az 2 tanedir.
  • yalnız değilimişim ha olsam ne fark eder? hiç...
    ben bunu sözlüğe yazarken fark ettim ilk, sonra annem uyardı.
    vaktiyle dikkatli bir insandım, hazırcevaptım, öyleydim böyleydim ama artık zihni karman çorman biriyim.
    hayatım da öyle ki zaten herşey hayatımı bir çizgiye oturtmaya çalışırken bu hale geldi.
    velhasılı hayat sizi bu hale getirdiyse, koşullar, kontrolünüz dışındaki şeyler, bir süre kontrolü elden bırakın, bunu da güvenli bir sahaya çekilip yapın ama o güvenli ortamı buluncaya kadar bir süre tazı tarafından kovalanan av gibi tetikte duracaksanız elinizde olmaksızın aman sakın yorulduğunuz zaman değil, içinizde güven uyandığı anda flaşörleri yakıp aracı yol kenarına park edin. kapalı bir otoparkınız olsaydı durumun bu hale geleceğini sanmıyorum, eğer yol kenarından daha güvenli bir park haliniz varsa hiç düşünmeyin. (yazar burada metafor yapmak isterken konuyla müstesna bir örnek oldu)
    neyse evet bir süre uzaklaşın, yürüyüşler iyidir, yolculuklar iyidir. yazmak çok çok iyidir. ama dağınık zihinle yazmak zul gelebilir, okudukça insanın kendine güveni azalır ama yine de rahatlatır. zihnin kendini kusma şeklidir yazmak ve hasta bünye safrasından kurtulursa rahatlar.
    uzaklaşmak demişken, daha minimalist bir yaşamı benimseyin. mesela eşyalarınızı atmayın (bu dönemde karmaşık ruh haliyle atma satma gibi geridönüşü olmayan işlere kalkışmayın) ama sadece işlevsel olarak ihtiyacınız olan kadarını göz önünde bulundurun geri kalanını kaldırın. her eşya her detay size sorumluluklarınızı, kayıplarınızı hatırlatır sinirleriniz daha çok bozulur. sadelik zihninizi dinlendirecektir. zaten bu şekilde bir süre yaşadıktan sonra kendinizi topladıkça o eşya kalabalığıyla baş etmeyi ve düzene koymayı yeniden keşfedeceksiniz.
    bu süreç içinde uzunca bir süre gereksiz bir sakinlik, tuhaf bir dalgınlık ve alıklık olacak üzerinizde. insanlarla konuşurken göz temasından kaçınacak, bir yerden sonra odaklanmakta güçlük çekecek ama diğer taraftan hiç ilginizi çekmeyen hatta dinlemek istemediğiniz konuşmalardan kendinizi alamayacaksınız.
    içten içe değiştiremediğiniz ve müdahale edemediğiniz şeyler için öfkeniz artacak, katlanarak çoğalacak ve bunu sadece kendinize yansıtmaya gücünüz olacak.
    sizi bu hale getiren sebepler aklınızdan hiç çıkmayacak, iyi hissettiğiniz nadir zamanlarda gelip sizi kahırdan kahıra sürükleyecek.
    sorumluluklar hiç bitmez. bu düşünceyle kapana kısılmış gibi hissedeceksiniz.
    kimse sizi anlamayacak, anlamazlıktan mı geliyorlar, sizi anlamak işlerine mi gelmiyor diye düşüneceksiniz. yoksa durumu iyi mi idare ediyorsunuz? sürekli bir sorgulama, yargılama bir sonuca varma, bir güven arayışı içinde hep bir tedirginlik, korku, endişe ve güvensizlik hakim olacak.
    kitap bile okuyamayacak hale geleceksiniz.(okumayı çok seven biri olarak buna çok üzülüyorum).
    zihin yorgunluğuyla gelen bu durum önce yükünü hafifletmek sonra rölantiye alıp dinlendirmekle bir nebze hafifleyecektir.
    unutmadan söyleyeyim nefes, düşünmekten bunaldığım zamanlarda derin bir iç çekiyorum gayri ihtiyarı ve bu derin nefes beni bir nebze olsun rahatlatıyor. çok saçma gelirdi nefes egzersizleri filan ama insan nefes almayı bile unutuyor. bu yüzden derin derin sağlıklı nefesler alın. başka hiçbir amaç için değil vücudunuzun ihtiyacı olan oksijeni temin etmek için yapın bunu. esneyin. kendinizi kısıtlamayın ama sosyal medya hesaplarından uzak durun. egzersiz yapın, vücudunuza, yediklerinize özen gösterin, hadi bu başlarda çok kontrollü olmayacaktır ama takip etmeye çalışın çünkü farkında olmadan ve pek bir tat almadan yiyip içiyorsunuz ne zamandır.
    yazın demiştim ya herşeyi yazın, yapmak istediklerinizi, yaptıklarınızı, hangi durumda ne hissettiğinizi, size neyin neyi çağrıştırdığını, neyi hatırlattığını, ne ilham verdiğini güldürdüğünü, ağlattığını, sevindirdiğini, rahatlattığını, üzdüğünü, kahrettiğini.
    kendinize geldiğinizde hayatınızı kaldığınız yerden toparlarsınız çünkü bu sürede nerede kaldığınızı, nerelerde tökezlediğinizi daha net biliyor ve oraları nasıl geçeceğinizi daha iyi biliyor olacaksınız.
  • (bkz: strattera)