şükela:  tümü | bugün
  • yığılca.. düzcenin bir ilçesi..
  • genellikle duzce'de kıroluk, zevksizlik vs. gibi olumsuz ozellikler gosterdigi vurgulanmak istenen kişilere bu ilçenin sakinlerinden dem vurularak "senin yaptıgını yığılcalı yapmaz" vb. sozler ile tepki verilir..
  • senelerce sadece adını duyup kendisini ancak 22 yaşında görebildiğim, dağların, ormanların arasında kuş uçmaz kervan geçmez amma velakin deli bir manzaraya sahip ilçe. yazları çevre yolundan ayrıldıktan sonra arabayla yaklaşık yarım saat süren yolunda seyretmek gerçekten insanın içini açar. yığılca'nın kendisindeyse iç açıcı pek bir şey olmadığı gibi çarşısında bir uçtan diğer uca gitmek yürüyerek 5 dakikanızı bile almaz. ilçe sakinleri arasında toprağın altında halen keşfedilmeyi bekleyen hazinelerin olduğu söylenir durur. yığılcalı erkeklerin karakteristik özelliklerinden biri kirpi gibi saçlara sahip olmalarıdır. her yığılcalı'nın default saf bir insan olduğu kabul edilir bu nedenle düzce'de birine yığılcalı demekle küfür etmek arasında çok çok ince bir çizgi vardır. biri size bu kelimeyi söylemişse övmek için söylemediği kesindir. aynı bölgede buna benzer kabalaklı kelimesi de kullanır anlam olarak pek farkları yoktur.
  • yığılca, çocukluğumun cennet bahçesi.... orman işletmesi lojmanları vasıtasıyla tanıştığım, hayatımda ilk kasabayı kasabalıyı görgüğüm bildiğim yer. ilk kez dağlarda bayırlarda dolaşıp böğürtlen nedir kızılcık nedir gördüğüm yer. orman diye birşeyin varlığını, heybetini, yeşilliğini, ayısını, yılanını, yangınını gördüğüm, duyduğum yer. memurun çocuğu, müdürün çocuğu, öğretmenin çocuğu bir kasabalının hayatında ne anlamlara gelir, bunların birbiriyle arkadaşlığı nasıl olur ilk defa gördüğüm yer. henüz 4-5 yaşlarındaki kentli kuzenimin gördüğü bütün otu, otlağı maydanoz sandığı yer. bir hafta boyu ailecek hiç dışarı çıkmadan, evin balkonundan yağan yağmurun kokusunu, sesini dinlediğimiz yer. ananemin, dedemin, dayımın henüz genç oldukları yer. güzel miydi değildi, cennet miydi, evet öyleydi, ben ilkokuldaydım, hayat oyunlardan ibaretti....
  • en son yedigöller'e giderken _yıllar sonra bir kez daha_ uğradığımız ilçecik.
    sizin de yolunuz düşerse "bir mola versek mi" diye aklınızdan geçirirseniz, çekinmeyin. durdurun aracınızı.
    çarşı içindeki orhangazi camii'nin karşısındaki sokaktaki şifa eczanesi'nin yanında çaycı ali'nin kahvesinden taze taze bir çay için.
    karnınız aç ise, istanbul'dan gelirken yol üzerinde, aynı camiiye gelmeden, yedigöller/alaplı-zonguldak tabelasından 50 metre önce solda bulunan karagüzel lokantası'nda bir çorba için, yemeklerden yiyin. yurdum insanı misafirperverliğinin ne olduğunu hatırlamanıza yardımcı olacak bu esnaf lokantası ve mercimek çorbasının tadı damağınızda kalacak.
    hafta sonu az yemek çeşidimiz oluyor diye yüz kere özür dilediler, şaka gibi bir hesap aldılar bizden, hatta bahşiş vermek istedik siz misafirimiz sayılırsınız deyip almadılar...
  • düzce’den yedigöller’e gitmek için seçtiğimiz güzergahın üzerindeki ilçe. güzergahın manzarası bir harika, istanbul’dan yedigöllere gidecekler için bu güzergahı şiddetle tavsiye ederim. düzce yönünden gelip yığılca’ya varmadan karşımıza çıkan, yolun solundaki ilk mezarlık beni büyüledi. orman içinde o kadar güzel görünüyordu ki, şimdi durup da bir fotoğraf çekmediğime çok pişmanım doğrusu. ilçe merkezi çok feci durumda. belediye tarafından ilçe çevresinin doğal güzelliğine uygun bir çalışma yapılması son derece elzem görünüyor. fakat yandaşlara para kazandırma amaçlı yapılmamalı. bizzat avrupa’ya gidilip örnekler görülmeli. ona göre yığılca’da çalışmaya girişilmeli.
  • yığılcada bindiğiniz bir minibüste şu yazıyla karşılaşabilirsiniz:
    ögrenci 1 tl
    insan 1.5 tl
  • hasanlar barajı kenarında seyreden bir yol ile ulaşılan ve muhteşem ötesi bir manzaranın yola eşlik ettiği. hayatımda gördüğüm en güzel yol olarak kabul ettiğim kıvrıla kıvrıla giden bir yol ile ulaşılan düzce'nin nispeten geri kalmış ilçesi.